• “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”

YAZARLARIMIZ

Filiz Çırpıcı
Filiz Çırpıcı
Eklenme Tarihi: 9 Ekim 2020, Cuma 08:03 - Son Güncelleme: 9 Ekim 2020 Cuma, 08:03
Font1 Font2 Font3 Font4
İnsana Giden Yol   

                                                   

 

                            ‘’ İnsan insanı ancak insanda tanıyabilir.’’

                                                                                            Goethe

                                     ‘’Nefsini bilen Rabbini bilir.’’

                                                                                      Hz.Muhammed 

 

Goethe, dünya edebiyat ve düşünce tarihinde özgün bir yere sahip bir âlim ve şairdir. Hayatının son döneminde doğu kültürünü incelediği, hayranlık duyduğu söylenir. Hatta Peygamber Efendimiz (S.A.V.) için yazdığı bir şiir vardır.

 

Geçenlerde okuduğum bir yazıda onun yukarıdaki sözlerine rast geldim. Bu vecizeden ,  Peygamberimizin bir hadisine çıkılıyordu sanki… Kur’an-ı Kerim’i hatmettiği bilinen, bir rivayete göre Müslüman oldu denilen bu zatın sözlerinde böyle bir münasebeti yakalamak, pek de yadırganacak bir şey değil elbet.

 

Goethe üstadın dediği gibi; insan için insan, bir ölçüdür. Kendini algılayabilmesi, ölçmesi tartması için bir mihenk taşıdır. Başka bir insanda kendisinde bulunan halleri görmek, mukayese etmek, ona kendini de öğretecektir.

 

Buna bir misal, insanın evladında kendini terbiye etmesi halidir. Rabbimiz, terbiye edici sıfatıyla bize evlatları vermiştir. Vermiştir ki,  onları yoğurup en güzel kıvama getirmeye uğraşırken dönüp bir de kendimize bakmaya bir kapı açılsın. “Peki sen nasılsın bu terbiye tezgahında ey insan?”  diye bir sual gelsin kulağımıza içten içe.

 

Sen o evlada edepli ol dediğinde kendinin ne kadar edepli olduğunu mülahaza et.  Söz dinle, emre uy dediğinde; kendin ne kadar büyük sözü dinler, emre itaat edersin bir bak. Vefalı, sabırlı, hoş sözlü biri olmasını isterken bu meziyetler sende ne kadar öne çıkmaktadır, bir düşün.

İşte bu hâl ile bir anne baba, bir çocuk yetiştirirken adeta kendini yetiştirir. Olmamış, ham yönlerini pişirir, olgunlaştırır. Onda görür kendi benliğinin çocukluğunu, âsiliğini, yontulmamışlığını.

 

Başlar kendini torna tesviyeden geçirmeye sabırla. Kendini bu tezgahta terbiye edecek ki evlat da onu görsün, meyletsin, taklid etsin. Zaten insanın kendini eğittikten sonra başkasına pek bir şey söylemesine lüzum kalmaz. Onu gören kendiliğinden ibret alır.   

 

İnsanı insanda tanımayı, başka bir insana ulaşma yolunun insandan geçtiğini ve daha ötesini, Rabbini bilmenin yolunun da yine kendi nefsini tanımaktan, kendindeki insanı bilmekten geçtiğini, Peygamberimiz bir hadisinde söyler.

 

Tasavvuf yolunun da mücevher taşlarından biridir bu hadis. Bu sözü idrak etmeyen talip, bu yolların çook başındadır daha:

 

“Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu.”

“Nefsini bilen Rabbini bilir.”


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


İnsana Giden Yol    Yazısına 1 Yorum Yapıldı

BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN