RÖPORTAJLAR
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”

İnlesem Ney Misali
Eklenme Tarihi: 15 Mayıs 2020, Cuma 08:26 - Son Güncelleme: 15 Mayıs 2020 Cuma, 08:26
Font1 Font2 Font3 Font4



İnlesem Ney Misali
Ercan Gümüş

 

İnlesem ney misali söylesem sana derdimi…

Anlar mısın? Yoksa kovar mısın?

 

İnceden inceye gönül hanemi onulmaz dertlere salan nefesinden kopmuş bir solukta ben olsaydım. Gönlün üflediğim kamış olsa; içimi yakması için nefesinle kor közlerime üfler misin? Anlar mısın bilmem ki? Gönlümün salası, gözlerinle ruhumun yıkayıcısı, sözlerinle benliğimi yakan olur musun?

 

Sen Mekke-i Mükerreme ufuklarının gelini olsan, En Sevgili (SAV) şiddetli arzusu gönlümde kaynasa, Nabi gibi Rasülüssekalyn’in aşk yolunun arzusuyla yola düştüğü gibi bende şafak vaktinde senin yolunun taşlarını ayıklasam. Ayağındaki yaralar gönlüne ve ruhuna sıçramasa. Feryat ediyor yüreğimin sesi, yorulmuyor gözlerim ayak izlerini takip etmekten. Her nefeste inlesem…
 

Mecnun’um Leyla’yı kaybettim içimin sızısıdır bu diye haykırsam her solukta, her secdede. Adını her anışta; titrese soluğum, bedenim, dudaklarım adının harflerine dokundukça, titrese kalbim ve ruhum kendinden geçse her dem…

Ey kalem deyip yazmaya başlasam AYN. Şikayetini nakletmeyi uygun görmüş olabilseydim kâğıda, belki kelamım bu kadar yanmayacaktı her dokunuşta dudaklarımda.
Gönlüm, gönlünün acısının soluklarını her bir açık kapısından apayrı bir işitir. Dokunur bamtelimize, kasıp kavurur gönül hanelerimizi. Ney gibiyim AYN! Ney’in özlemi kamışından kopartıldığı an başlar. Sükutu düşürdüğünde başlar ruhumun hasreti.
Beklerim vuslatımı ey Yar, aldığım her nefeste içime kana kana seni çekerim. Sen aldığım hava, içtiğim su, ekmeğimde tuzumsun…

Avuç içimdeki duamın amini. Aminlerindir beni geceye tutunduran. Bekleyişim son düşüreceğin bir duadır.
 

Kalemimde kelamım…
Uykularımda rüyam…
Yalnızlığım, kalabalığım,

Susuzluğumu gideren zemzemim…
Beni ben kılan
Bana beni bulduran.

Bir bakışın, sessizce kalbime nehirler gibi akışındır…

Kalbimi kıbleye çevirerek kalbine sesleneyim ey cân!

 

“Yoluna cânum revân itsem gere cânâ didüm.
Yüzüme bin hışım ile bakdı did cânun mı var?” (Zâtî)

 

Bağırdım; “Ah sevgilim canımı kurban etmem gerek senin için!” Sevgili, bin öfkeyle yüzüme baktı ve dedi ki; “Canın! Senin daha harcanmayan canın mı var?”

 

“Ne şeb ki kûyuna yüz sürmesem o şeb ölürüm;

Ne gün ki kametini görmesem kıyamet olur” (Nef’i)

 

Hangi gece senin eşiğine yüz sürmesem, o an ölürüm. Hangi gün senin boyunu görmesem o gün kıyamet olur.

 

Gönlünün dilencisi olayım her duada ey yâr…

 

 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!