RÖPORTAJLAR
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT

İMGE DERGİSİ’NİN 5.SAYISI RAFLARDA…
Eklenme Tarihi: 7 Ocak 2016, Perşembe 21:57 - Son Güncelleme: 7 Ocak 2016 Perşembe, 21:57
Font1 Font2 Font3 Font4



İMGE DERGİSİ’NİN 5.SAYISI RAFLARDA…
Mustafa Kutlu bir yazısında “Günümüzde tüm dünyanın dâhil olduğu medeniyet Batı’nın sanayi medeniyetidir ki, modern teknolojiye dayanır. Hedefinde ilerleme-kalkınma ve refah vardır. Yani hız ve haz. Yani nefs-i emarenin emrindedir, hesap gününe ve Yaradan’ın varlığına inanmaz, günü gün eder, merhameti yoktur, ahlâkı ‘menfaat ahlâkı’dır.  Bunu yıkmak, yerle bir etmek olacak iş değildir ama biz zaten […]

12356902_660924694010713_4179777243847548200_o
Mustafa Kutlu bir yazısında “Günümüzde tüm dünyanın dâhil olduğu medeniyet Batı’nın sanayi medeniyetidir ki, modern teknolojiye dayanır. Hedefinde ilerleme-kalkınma ve refah vardır. Yani hız ve haz. Yani nefs-i emarenin emrindedir, hesap gününe ve Yaradan’ın varlığına inanmaz, günü gün eder, merhameti yoktur, ahlâkı ‘menfaat ahlâkı’dır.  Bunu yıkmak, yerle bir etmek olacak iş değildir ama biz zaten olmaz işe soyunmakla meşhuruz.” diyor.
Bizde bu sayının hakhakasına çok çetin iki mevzuya soyunarak başladık: Medeniyet ve Gelenek. Filhakika bu iki kavram üzerine bugüne değin çok şey söylendi, meseleye farklı noktalardan yaklaşıldı, muhtelif tanım denemelerine girişildi. Sonuç; medeniyet ve gelenek hâlâ üzerinde müşterek bir fikre varılamamış, muğlak iki mefhum…
Esasen medeniyet ve gelenek tarif edilmez, yaşanır iki olgu… Yani lisan-ı kâl ile değil lisan-ı hâl ile ifade edilir. Çünkü her iki kavram da gündelik yaşayışımızın müteaddit şubelerinin bütünüdür. Yani bizim düşünüş tarzımızdan tutun da giyim tarzımıza, muaşeretimizden ev eşyamıza kadar her şey bizim gelenek ve medeniyetimizi teşkil eder.
Ancak bugün, Sadettin Ökten’in de söylediği gibi, “… giyimimiz, muaşeretimiz, ev eşyamız istesek de istemesek de Batı uygarlığının biçimlerine teslim olmuştur.”
Bizim bu sayıdaki gayemiz, bu biçimlerle öze vasıl olmanın mümkün olup olmadığı ya da daha sarih bir ifadeyle yaklaşık bir asrı geçkin bir süredir meselenin ana eksenini oluşturan öz arayışı. Özümüze ait biçimler, şekiller, kalıplar… Kısaca bizi kendimize götüren her şey… Arayışta ise gayemiz bulmak veyahut da bulduğunu iddia etmek değil, konuya dair bir farkındalık oluşturmak. (Arayış; farkındalığa, şuura atılan ilk adım…)  Zihinlerimizde oluşacak küçük bir soru işaretiyle, ufak bir kıvılcımla –belki de yitik ya da yitmeye yüz tutmuş– öz kimliğimizin farkına varmak.
Gayemiz –bu farkındalık sayesindedir ki– tartışmak değil yaşayarak ihya etmek…
***
Bu sayıya gelince…
Bu sayıda Çiğdem Gün, Mehmet Sebih Oruç, Ayhan Şimşek dosya konusu bağlamında yazdı. Yine dosya konumuz bağlamında Esra Akbalık ve Yalçın Armağan ile bir soruşturma, Osman Bayraktar ile de bir söyleşi gerçekleştirdik.
Harun Yakarer, Cemil Aydın, Rasim Demirtaş, Ercan Gümüş, Arif Mete, Abdülkadir Sevinç  bu sayının şairleri.
Şükri Celil Advan, Yusuf Tekin, Ömer Abdülaziz Öztürk hikâyeleriyle bu sayımıza katkıda bulundular.
Mustafa Gazi aydınlıkta bir gizem olarak Necip Fazıl’ı inceliyor.
Ümmügülsüm Önder Rasim Özdenören’in Gül Yetiştiren Adam adlı tek romanını el alırken, Eda Hallaç Kaçar da bir şehir mektupçusu olarak Ahmet Rasim’i ele alıyor.
Daha nice sayılarda buluşmak dileğiyle…
 
 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!