RÖPORTAJLAR
  • Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat

Herkes Kendi Virüsünü Öldürsün!
Eklenme Tarihi: 13 Nisan 2020, Pazartesi 20:20 - Son Güncelleme: 13 Nisan 2020 Pazartesi, 20:20
Font1 Font2 Font3 Font4



Herkes Kendi Virüsünü Öldürsün!
Yaren KAYIP

 

 

Dünyayı altüst eden bir illet hepimize musallat oldu. Dünyanın geçmişine bakılınca bu ilk olmadığı gibi muhtemelen son da olmayacak.

Virüsün dünyaya yayılma sebepleri, yayıldığı ülkelerin tedbirleri, tutumları, hastalığın etkilediği hayatlar, can kayıpları günlerdir yazılıp çiziliyor. Virüsün ülkemizde görülmesiyle zor bir süreç başladı. Bu durum; yapılan uyarılar, alınan tedbirler, gösterilen tepkilerle hepimizin hayatında farklı farklı tezahür etti.

 

Efendimiz(s.a.v)düşünüyorum. Sonra Efendimiz(s.a.v)in  âyet-i kerîmeye işâretle:

 

“Beni Hûd Sûresi ihtiyarlattı…”buyurduğu şu ayeti:

“(Ey Habîbim!) Emrolunduğun gibi istikâmet üzere ol! Sen’inle beraber tevbe eden (mü’min)’ler de emrolundukları gibi istikâmet üzere olsunlar! Ve sakın (bu hususta) aşırılığa kaçmayın!..” (Hûd, 112)

 

Emrolunduğu gibi dosdoğru olmak, istikâmet üzere müstakim olmak, aşırılığa kaçmamak. Emredilenin inceliğinden ve derinliğinden yaşlanan bir Peygamber'den sonra yoldan çıkmış, aşırılıkta sınır tanımamış bir ümmet ve insanlık. Belki de diyorum; Rabbim bu musibetle o dosdoğru yoldan uzaklaşıp savrulan insanlığı, o yol üzerinde hizaya sokmaya çalışıyor. Üstelik Kahhar isminin tüm azametine rağmen Rahman ve Rahim isminde saklı merhametiyle yapıyor bunu. Bizi küçük bir virüsle uyarıyor.Kendini ve  kendine giden yolu hatırlatıyor bize…

 

Bu süreci en az can kaybıyla atlatabilmek için  'Evde kal' çağrısı yapılıyor. Uymayanlar bencilce ve düşüncesizce hem kendi sağlığını hem başkalarının sağlığını tehlikeye atıyor. Uyanlar ise sürekli bir şikayet halinde. Dünya üzerinde evi olmayan milyonlarca insan varken, evinde olmaktan şikayetçi. Açlıktan ölümlerin kol gezdiği bir dünyada insanlar kendi yaşam standardının bozulmasına mızmızlanıyor. Durumun ciddiyetinin farkında olmayıp bunca ölüme rağmen hâlâ işin dalgasında olanlara söyleyecek söz bile bulamıyorum.

 

Ölümün sıkça kendini hatırlattığı şu günlerde keşke ölümün zaten şah damarımızdan yakın olduğunu hatırlasak… Dışarıdan bulaşacak virüs için tedbirler alırken, içimizi sarmış imanımızı saran bizi manen hasta eden virüsleri de fark edip, kalbimizi ruhumuzu o virüslerden arındırabilsek…

 

'Ben' virüsünden başlasak ilk olarak… Benim düşüncem, benim doğrularım, benim rahatım, benim hayatım, ben ben diye devam edip Firavunlaşmaya doğru sürükleyen ben virüsünden kurtulsak… Sen demeyi, onlar demeyi, biz demeyi, birlik olmayı öğrensek mesela.

 

Sonra hırs virüsüyle devam etsek… Bize ailemizi, sevdiklerimizi, hatta kendimizi dahi unutturan… Ama en çok da Rabb'imizi unutturan hırs virüsünü boğup atsak rıza denizinde…

 

Öfke, vefasızlık, sorumsuzluk, vicdansızlık, cahillik, hadsizlik, kibir… Bu liste uzar gider böyle. Herkes kendi kalbini bilir, hangi virüsten ne kadar varsa artık içinde…

 

Ölüm korkusunun küçük bir virüsle kapımıza dayandığı şu günlerde tabii ki uyarıları dikkate alalım. Evimizden çıkmayalım ama evde kaldık diye mızmızlanmak yerine, evine ekmek getirmek için evden çıkmaktan başka çaresi olmayanları da düşünüp halimize şükredelim. Onlara dua edelim. Evsizleri, yurtsuzları düşünüp elimizden geleni yapmaya çalışalım. En azından dualarımıza katıp gönlümüze dert edinelim onları. Evet yaşlılarımızı dışarı bırakmayalım ama o yaşı alırken yaşadıkları koca bir ömre nelerin sığdığını düşünüp hürmet edelim, incitmeyelim.

 

Asırlar sonra boş kalan Kabe'mizin haline ağlamak üzülmekten ziyade Allah'ın evi olan gönüllerimizin halini görüp, O'ndan gayrısından arındırıp nasıl O'nunla doldurabileceğimizi düşünelim. Camilerimiz elbet bir gün yeniden kavuşur cemaatine. Biz namazlarımızı seccadenin, mescidin, mekanın ötesine taşımayı bilelim…

 

Hangi görüşten, hangi partiden, hangi cemaatten hatta hangi milletten demeyelim. Elimizden gelen bir şey varsa insanlık adına gayret edip yapalım. Hiç değilse yapanlara, yapmaya çalışanlara destek olalım.

 

İnanıyorum ki biz kendi içimizdeki virüslerden kurtuldukça, hayatımıza musallat olan bu CORONA virüsüyle olan imtihanımızı Rabbim kolaylaştıracak inşallah. Biz kendimize çekidüzen verip istikamet üzere olmaya çalışırsak bizi dosdoğru yola iletecektir yolun sahibi. Kendine inananları ve tüm insanlığı bu virüs illetinden kurtaracaktır Rahman ve Rahim olan Allah…

CORONA ya da başka bir sebepten ölüm canımıza geldiğinde ki "İnna lillâhi ve inna ileyhi racîun…"  biz buna iman etmişiz. Temiz bir kalp ve güzel bir ölüm ile vuslata ermiş olsun ömrümüz inşallah…

 

Hadi şimdi sıvayalım kolları, alalım abdestleri, edelim niyetleri, herkes kendi virüslerini öldürsün, imanını ve insanlığı kurtarmaya çalışsın.

Bismillah…

 

 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!