• “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”

YAZARLARIMIZ

Büşra Cansız
Büşra Cansız
Eklenme Tarihi: 29 Eylül 2020, Salı 22:06 - Son Güncelleme: 29 Eylül 2020 Salı, 22:08
Font1 Font2 Font3 Font4
Hayırda Yarışan Hanım Sultanlar

                                                     

 

Osmanlı Devleti deyince aklıma ilk gelen ve en sevdiğim müesseselerden biri olan vakıflar, bugün ki sosyal devlet anlayışında devlet tarafından idare edilen birçok kamu hizmetinin yürütüldüğü kurumlar olmuştur. Kuruluşundan, dağılışına kadar yüzyıllar boyunca yasamış olan bu müessese ile Osmanlı insanının da doğumundan ölümüne kadar dini, sağlık, eğitim, gibi ihtiyaç duyduğu her alanda gereksinimleri karşılanmıştır. Etkileri sadece o dönemle sınırlı kalmayıp, günümüze kadar intikal eden şehircilik alanındaki izleri ise ayrı bir paragraf açılarak anlatılması gerekir.

 

 

Osmanlı kentlerini meydana getiren muhteşem mimari dokunun oluşmasında vakıf sisteminin, dolayısıyla bunların bâniliğini üstlenen hayrat sahiplerinin rolüne değinmeden olmaz. Vakıflar, çoğunlukla erkekler tarafından meydana getirilmiş olsa da, kadınların da tartışmasız ciddi bir katkısı olmuştur. Dışlanmış, saklanmış, hapis tutulmuş gibi oluşturulmaya çalışılan Osmanlı Kadını algısının aksine, kadınlar sosyal hayatta da etkin rol oynamıştır.

 

 

Özellikle Osmanlı Medeniyetinin temeli olan saray eğitimiyle yetişmiş olan Hanım Sultanların, şehre etkisi önemlidir. Mesela “19. yüzyılda kurulan 72 selâtin vakıftan 45’i, beş kadın Sultan tarafından yaptırılmıştır. Bu hanımlar; I. Abdülhamit’in eşleri Ayşe Sineperver Valide Sultan ve Nakşidil Valide Sultan, II. Mahmut’un eşleri Bezm-i Alem Valide Sultan ve Pertevniyal Valide Sultan ile II. Mahmut’un kızı Adile Sultan’dır.”

 

 

Kurdukları vakıflar ile Osmanlı mimarisine izlerine bırakan bu Hanım Sultanlar, haremdeki siyasi güçlerini temsil edercesine birbirinden güzel eserler meydana getirerek adeta hayırda yarışmışlardır. Nitekim özellikle Haremeyn için vakıf kurarak kutsal topraklarda hizmette bulunmak hayırsever Sultanlar için adeta bir yarış halini almıştır. Adlarının hayır ile anılmasını arzu eden bu Sultanlar, padişah tarafından kendileri tahsis edilen gelirleri ile Mevla’nın ihsanına nail olmanın yanında, iktisadi, ilmi ve sosyal hayata da ne kadar önem verdiklerini göstermişlerdir.

 

 

Son derece köklü vakıflar kuran ve inşa ettirdikleri hayır eserleri ile Mevla’nın merhametine, halkının kalbine sahip olmak isteyen bu Hanım Sultanlar kimlerdi ve nasıl bir İstanbul bıraktılar sorusuna şöyle kısa da bir cevap vereyim…

 

  1. Mihrimah Sultan: Osmanlı Sarayı’nın en güçlü ve bilindik isimlerinden biri olan Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan, hayatı boyunca hayırseverliğini sürdürmüştür. Âşık olduğu İstanbul’da, biri Edirnekapı’da diğeri Üsküdar’da olmak üzere iki büyük Külliye yaptırmış, kurmuş olduğu vakıflarla da tesislerin devamını sağlamayı başarmıştır. “Mekke ve Medine içinde birçok vakıf kurarak bölgeye, suyolu tamiri, surre ihracı, vekâleten hac gibi çeşitli vesilelerle birçok yardımda bulunmuştur.”

 

  1. Mihrişah Sultan: Sultan III. Selim’in annesi, Sultan III. Mustafa’nın eşi olan Mihrişah Sultan’ın ismi ise Eyüp’ den ayrı düşünülmez. Eyüp’ü gezerken dua edeceğimiz isimlerin başında gelir bu isim. Keza “Eyüp’te imaret, mektep, kütüphane, sebil ve türbe birimlerini içine alan geniş bir külliye ile başta Halıcıoğlu Camii olmak üzere Levent ile Hasköy Lâğımcılar kışlalarında da birer cami yaptırdı.” Şehrin pek çok yerine zarif çeşmeler inşa ettirerek, adeta suya adanmış bir hayırseverlik gösterdi.

 

  1. Adile Sultan: Sultan Abdülaziz’in kız kardeşi Adile Sultan da hayra adanmış bir hayat sürmüş, bütün mal ve mülkünü vakıf haline getirmiştir. “Kurduğu 14 vakıf ile kurumuş çeşmelere su getirilmiş, binlerce hastaya şifa olacak hastaneler kurmuş, öğrenci ve öğretmenlere eğitim imkânı sağlamıştır. Kandilli ’deki yazlık sarayı ve korusu Kandilli Kız Lisesi’nin, Fındıklı’daki sarayı ise Mimar Sinan Üniversitesi’nin kullanımına bırakılmış,” böylece hala hayır dua ile alınmaya devam etmektedir.

 

  1. Bezmiâlem Velide Sultan: Son dönem Osmanlı sarayının en saygıdeğer isimlerinden olan Sultan Abdülmecid’in annesi Bezmiâlem Velide Sultan da Osmanlı tarihinin en hayırsever sultanlarından biridir. Büyük bir mal varlığına sahip Sultan 15 ayrı vakıf kurmuştur. Bezmialem Valide Sultan Mektebi, Dolmabahçe Camii ve en önemlisi Gureba Hastanesi’dir. Fakir ve kimsesiz Müslümanların faydalandığı bu hastanede, yüz binlerce insana gönülden hizmet sunulmuştur. Hastanenin vakfiyesinde yer alan "Şayet bir hastanın iyileşmesi için limon gerekse ve limonun değeri bir altın lira olsa dahi alına" ifadesi Bezmiâlem Valide Sultan hayırsever kişiliğini ortaya koymaktadır.

 

 

Hafsa Sultan, Hürrem Sultan, Nurbanu Sultan, Safiye Sultan, Mahpeyker Kösem Sultan, Ayşe Sultan,  Hatice Turhan Valide Sultan, Beyhan Sultan ve daha nice hayır sahibi Sultanı ve eserleri yazmaya sayfalar yetmez. Devlet-i Aliyye’nin hayırda yarışan bu Sultanları, Türk kadınının her devirde yardım işlerinde ve vakıf kurma konusunda erkekten geri kalmadığını gösterircesine kentin nüfusuna etki etmiştir. Mimari alana kadının da katılımıyla İstanbul ayrı bir güzel siluete bürünmüş, eşsiz bir mozaik ortaya çıkmıştır.

 

 

Bugün oluşturulmaya çalışılan bir takım algı oyunları neticesinde; birbirlerinin kuyusunu kazan, fitneci ve entrikacı olarak gündeme getirilen Osmanlı’nın bu Hanım Sultanlarının aslında taht oyunlarından önce hayırda yarıştığını bir nebze olsun idrak ettirebilmişimdir umarım.

 

 

Son olarak şunu da söylemek gerekir ki bu vakıflar günümüzde de asıl işlevlerini sürdürebilseydi, tıpkı Osmanlı zamanında olduğu gibi şehir kendi kendine yetebilirdi. Camilerin etrafında birçok kamu hizmetini yürüten külliye yapıların kapatılması şehirdeki fakir, aç, kimsesiz insanları da sahipsiz bırakmıştır. Bir sistemi yok etmek, tarihsel bir değişimi de beraberinde getirmiş ve günümüzde camilerin birçok toplumsal yaraya merhem olan o işlevini yok etmiştir…

 

 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


Hayırda Yarışan Hanım Sultanlar Yazısına 1 Yorum Yapıldı

BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN