• “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”

YAZARLARIMIZ

Hülya Günay
Hülya Günay
Eklenme Tarihi: 3 Eylül 2020, Perşembe 19:39 - Son Güncelleme: 3 Eylül 2020 Perşembe, 19:39
Font1 Font2 Font3 Font4
Hasat Vakti Mi Yaprak Dökümü Mü?

 

 

Sonbaharın mektup kuşu Eylül ayının girişiyle birlikte, içimde kelebekler uçuşur. Yaprak dökümü düşüncesi aksine, yenilenip canlandığımı hissederim. Hasat vaktidir Eylül benim için.

 

Eğitim-öğretim dönemi başta olmak üzere, birçok alanda başlangıçlara imzasını atar Eylül ayı, ertelenmiş her halin nihayete erme zamanıdır. Yazın tüm rehavet ve dağınıklığına karşın, yaşam alanları, sokak, caddelerin düzene girdiği, her varlığın kendi içinde organize olduğu üretimin ayıdır.

 

Eylül, sanat vaktidir. Her sabah penceremden aynı ağaca bakıp, renkten renge dönüşmesini, birer birer yapraklarını döküp, en son kalan yaprağın direncini hayranlıkla gözlemlerim. Gökyüzünün maviliği üzerinde ebru sanatı gibi, pembe, grinin tonları, kızılın göz alışı, beyaz bulutların akışına dalmak… Güneşin doğuşu gibi batışı da Eylül ayında bir başkadır. Doğa bronz, sarı, yeşil, kahvenin tonlarıyla renk cümbüşü içinde yeni örtüsünü bürünür. Yağmur bereketiyle de rayihasını tamamlar. Şair mi olmak istersiniz, yazar mı, ressam mı yeteneğinize kalmıştır.

 

Kurumuş yaprakların hışırtısı, rüzgârın uğultusu, yağmurun sesi melodiden başka bir şey değildir.

 

Çocukluğumda doğa, sonbahar ile aram nasıldı diye düşünürüm… Yaprak toplayıp kartonlara yapıştırmak okulda ödevimizdi belki ama en sevdiğim ödevdi. Anneannemlerin bahçesinde kurumuş yapraklardan yatak yapıp içine dalmak dünyanın en güzel yatağıydı şüphesiz.

 

Okulların açılma sevinci özel bir seremoniydi.  Annemin kendi elleriyle diktiği kolalı kurdele bana özel önlüğümün tamamlayıcısıydı. Bir hafta devam eden okul alışverişi en keyifli oyundan bile daha sevgiliydi benim için. Rengârenk ciltler, etiketler, mis gibi kokan kitap kokusu. Yeni yılda başıma hangi derslerin geleceğinin heyecanı… Okulda sadece simit ve poğaça almak mümkünken, simit kokularına doğru koşar, bitmemesi için dua ederdim. Öğretmenimizin masasında bulunan kalemlik, ortak alan maddi durumu iyi olmayan arkadaşlarımıza aldığımız hediyelerle birbirimizi tamamlamayı öğretirdi.

 

TRT ekranlarında okul çıkışı Susam Sokağı’na bakmak, Pazar tatil günlerinde Barış Manço izlemek. Hafta sonu okul bünyesinde açılan mandolin kurslarına gitmek, herkes uykuda iken kursa gitme psikolojisi ile yolda küçük, masum afacanlıklar yapmak.

 

Eylül kimileri için de yaprak dökümüdür. Oysa bir ağaç kış boyu dinlendiği vakit gelecek bahara hayata daha sıkı tutunup, daha güzel yapraklar verir. Doğa daha canlı ve cömert davranır biz ona saygı duyup, sahip çıktığımız sürece.

 

Dünya yaprak döküyor belki de, suç Eylül ayının mı?  İnsan ektiklerini biçiyor. Tüm dünya, enformasyon çağına uygun bir salgın ve onun etkilerini tecrübe ediyor. Yeni bir tarih yaşanıyor.  

 

Eğitim özelinde farklı bir bakış açısıyla bakarsak, birçok çocuk renkleri doğadan değil bilgisayar oyunlarından öğrendi. Doğanın yerini alışveriş merkezlerindeki oyun alanları, yapay parklar aldı. Doğadan anlaşılan tek şey her sene moda mayo alıp, sahillere koşmaktı. İnsanlar önlük istemedi; çocuklar okulları gündelik kıyafetler, spor ayakkabılar ile doldurdu. Okul kantinleri okuldan ziyade, market reyonu haline geldi. Öğrenciler arasında nispeten sağlanan eşitlik yok olup, çocuk yaşta biri boynu bükük arkadaşının marka kıyafetini, ayakkabısını süzerken, diğeri yarın ne giysem diye düşünmeye başladı. Bol harçlığı olan çift köfteli hamburger yerken diğeri yarı aç karşıda koklamakla yetindi. Birileri biricik, tek, özel iken bir başkası hızla ilerleyen rekabet dünyasında değersizleştirildi. Bencillik hastalığına ilave obezite dünyayı esir aldı. Hastalık azınlıkta başlayıp, toplumu girdabında yuttu. Korku filmi sahneleri salgından ziyade bazı küçük dünyalarda çoktan başlamıştı. Teknolojinin ilerlemesinin ön şartı insanlığın gerilemesi miydi? Geleneklerimizden kopmak şart mıydı?

 

Karikatürler değişti, eskiden okuldan bıkan çocuklar, şimdi kapıları tırmalıyor okul diye. Anlaşılan o ki, elimizden telefon, bilgisayar düşmediği halde enformasyon çağını sevmedik.

 

Uzaktan eğitim, çağın doğal bir ürünü lakin herkes okullu olmak istiyor. Öğretmen öğrencisini özledi, öğrenciler arkadaşlarını, belki şikâyetçi olan ahali bile öğrenci cıvıltısı, zil sesini özledi.  Dünyaca verilen imtihanın sonucu ne olacak?  Bu yaprak dökümünün ardından yaşanabilir bir dünyayı inşa edebilecek miyiz zaman gösterecek.

 

Bizim nesil gibi doğal ve sade çocukluk yaşayan hemen her insan için, Eylül neşe, diriliş, hayata tutunmak anlamını ifade ederken, bugünün çocukları için gelecekte Eylül yaprak dökümü mü, hasat vakti mi olacak, bunu da en iyi zaman gösterecek. Teknolojiyi sadece hayatımızı kolaylaştırmak için kullanmalıydık idrakini kazanan çocuklar bizden yok ettiğimiz insanlık duygusu için hesap soracak belki de bir gün…

 

Gelinen noktada bu Eylül farklı bir Eylül olacak muhakkak. Hamburger alamayan çocuklar gibi doğaya, hayata pencere, maske arkasından hasretle, eksik kalmış olarak bakacağız. Yaprak dökümü insanlığımızın dirilişi olsun.

 

Eylül hasat vakti olsun. Sağlık, neşe, hayırlı üretimler ve mutluluk getirsin dünyamıza…


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


Hasat Vakti Mi Yaprak Dökümü Mü? Yazısına 1 Yorum Yapıldı

BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN