• “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”

YAZARLARIMIZ

Mehmet Nuri Yardım
Mehmet Nuri Yardım
Eklenme Tarihi: 3 Eylül 2020, Perşembe 18:54 - Son Güncelleme: 3 Eylül 2020 Perşembe, 18:54
Font1 Font2 Font3 Font4
Hacı Osman Kıngır

 

 

Kısa bir süre önce ebedî âleme uğurlanan, Siirt’in mühim kanaat önderlerinden merhum Hacı Osman Kıngır hakkında nacizâne yazdığım, bu ikinci yazıdır. Esasen şehirlerimizin ilim, fikir, sanat ve inanç dünyasına hizmetlerde bulunmuş bütün şahsiyetleri hakkında yazılar yazılmalı, eserler kaleme alınmalı, hatıraları yaşatılmalı, isimleri kalıcı hâle getirilmek üzere bazı büyük binalara verilmelidir. Ben Siirt Üniversitesi’nin sosyal bilimlerinde (edebiyat, tarih, sosyoloji ve pedagoji vs.) ders okutan hocaların yakın bir gelecekte “Bir Rol Model: Osman Kıngır” başlıklı tezler yaptıracaklarına inanıyorum. Zira toplumların tutkalı diyebileceğimiz bu şahsiyetler, insanlar arasına köprü olmuş, merhamet, uhuvvet, muhabbet, sadakat gibi duyguların güçlenmesine önemli katkılarda bulunmuşlardır.

                  

O BİR ŞEFKAT VE MUHABBET KAHRAMANIYDI

 

Hacı Osman Kıngır, Siirt’in son 100 yıllık tarihinde niçin önemlidir. Çünkü idealleri, hizmetleri, yardımseverliği ile sadece Siirt’te tanınmamış, Türkiye’nin birçok şehrinde ismi hürmet ve muhabbetle anılmıştır. Bu da doğrusu Siirt adına önemli bir kazanımdır. Zira şehirler, ortak medeniyete ve irfana katkılarda bulunan büyük evlatları sayesinde gelişir ve büyürler.

 

Bu yazıdan önce biraz hikâye tarzında kaleme aldığım ve kendi hatıralarımdan yola çıkarak yazdığım “Şeker Amca” adlı yazım, doğrusu ummadığım bir ilgi gördü. Aslında bu yazıyı aylar önce Hacı Osman ağabeyi, evladı Bekir’in yanında ziyaret ettiğimde yazmaya karar vermiştim. Ama bir türlü nasip olmadı. Keşke yazabilseydim ve bu metin oğlu tarafından kendisine okunabilseydi. En azından hizmetlerinin unutulmadığını bir kere daha hissetmiş olurdu. Ama biz Müslümanlar beden ölse de ruhların yaşadığına inanırız. Dolayısıyla vefatından sonra hakkında konuşulanlardan, yazılanlardan haberdar olduğuna inanıyorum. Bir de kadere inanıyoruz şükürler olsun. Demek ki “Şeker Amca”nın vücuda gelişi, vakt-i merhunu belliymiş. Bunu değiştirmek kimsenin tasarrufunda değildi.

 

AKAN GÖZYAŞLARINI SEVGİYLE SİLERDİ

 

Hacı Osman ağabeyin memleketimizdeki yüzlerce esnaftan, işadamından farkı ne idi? Niçin o diğer hemşehrilerinden temayüz etmiş ve özge bir şahsiyet olarak anılagelmiştir. Bunu ana hatlarıyla ve muhtasar olarak şöyle ifade edebiliriz:

 

Öncelikle Hacı Osman büyüğümüz ‘digergam’dı. Kendisinden, nefsinden ziyade başkalarını düşünen hamiyet adamıydı. Bakkal dükkânında vatandaşlara şeker, yağ, un vs. diğer ihtiyaçlarını satarken ben zihninin medreselerdeki eksikliklerde, Tillo’daki ilim talebelerinin ihtiyaçlarında, Veysel Karani Türbesi’nin önünde bekleşen fukara çocuklarında olduğunu hayal ediyorum. Yani kendisini değil başkalarını düşünen, onlar için yüreği yanan ve elinden geldiği kadar muhtaçlara yardımcı olmak isteyen bir abide şahsiyet yaşıyordu. Kimler bunun farkındaydı bilmiyorum ama en azından çevresinde olan, onunla köklü dostluklar kuran rahmetli Mehmed Aksu hocam, merhum Hafız Taha, Kenan Sağlam, Öner Ergenç, Mehmet Yardım, Rıdvan Sağlam, Hayrettin Yardım ve Hasan Dal gibi aziz dostları ile kardeşi Tevfik Kıngır, sahip oldukları değerin farkındaydılar. Ailede çocukları Zeki, Bekir, Ömer, Sait ve Ahmet ile kızları ise zaten Allah’ın sevgili ve bahtiyar kulları. Böyle mübarek bir babanın evlatları oldukları için her zaman şükretmişlerdir.

 

Yardımseverlikte ayırım yapmaması, ihtiyacı olan herkese uzanması, eli ve gönlüyle muhtaç bildiklerini kucaklaması ve kuşatması başka mümeyyiz vasfıydı. Dinen mükellef olduğu dinî yardımlardan, zekât ve sadakalardan bahsetmiyorum. Bunların dışında neredeyse her gün iyilik saçan bir şahsiyetten söz ediyoruz. Zira memleketimizin yoksulları çoktu ve her gün esnafı muntazaman, itinayla ziyaret ederlerdi. Günümüzün “Hatem-i Tâi’si”ni de…

 

KENDİ EFKÂRINCA HUZURLA YAŞADI

 

Hacı Osman ağabeyin kıyl-u kal ile, dedikodularla, kim ne yapmış, ne etmiş bu tür fuzuliyatla alakası yoktu. Belki onun dedikodusunu yapanlar olmuştur ama inanıyorum ki o kimsenin aleyhinde konuşmamış, gıybetinde bulunmamıştır. Zaten kutsal işi başından aşkındı. Himmeti neredeyse sadece memleketi değil ülkeyi, İslam âlemini kucaklıyordu. Dolayısıyla lüzumsuz sözlerden, faydasız bilgilerden uzak ve beriydi. Parası ve ‘tebessüm’üyle sadaka dağıtırdı.

 

Şefkat, merhamet ve muhabbet damarlarının güçlü olduğu bir hizmet adamından bahsederken aslında sadece yâd etmek yetmiyor, onun gibi olmaya, ona benzemeye çalışmak da gerekiyor. Zira umumiyetle toplumlarda örnek şahsiyetlerin sayısı fazla değildir. Hepimize numune-i imtisal olabilmiş böyle bir şahsiyeti bulmuşsak, talihimiz yaver gitmiş ve onu tanımışsak öyleyse ona benzemeye çalışmamız icap eder. Sözlerini, tavırlarını, konuşmalarını, hâllerini ve bütünüyle yaşama biçimini kendimize rehber edinmeliyiz. Hatta bir müşkülle karşılaştığımızda, bir sıkıntı yaşadığımızda “Hacı Osman abi hayatta olsaydı nasıl davranırdı?” diye kendimize sorabilir ve onun gibi hadiseleri tevekkülle, itidalle, mantık ve akıl süzgecinden geçirerek karşılamalıyız. İyi insanları taklit etmek nakise değil aksine bir meziyettir. Zira onlar da aynı davranışlarda bulunmuşlardır.

 

HACI OSMAN KINGIR HATIRA KİTABI

 

Hacı Osman ağabeyin çok hayırlı, iyi yetişmiş ve kendi alanlarında başarılı olmuş vefalı ve kadirbilir evlatları var. Babalarına da her manada sahip çıkacaklarına, onu unutturmayacaklarına yürekten inanıyorum. İçimden geçen bir düşünceyi de burada paylaşmak istiyorum. İnşallah bu temennim dua hükmüne geçer ve tahakkuk eder. Bu bir anma kitabıdır. Hacı Osman Kıngır Anma Kitabı. Bunu da hazırlayabilecek olan kişi Said Kıngır’dır. Tabii ağabeyleri ve kardeşlerinin desteğiyle, babasının yakın dostlarının katkılarıyla… Kitabın başında mufassal bir biyografi… Ardından tanıyanların dilinden hatıralar… Fotoğraflarla süslenecek böyle bir eser, Siirt kültür ve inanç tarihine de büyük katkı sağlayacaktır. Elbette böyle hayırlı bir hizmet için herkese görev düştüğü gibi fakire de bir vazife düşerse memnuniyetle yerine getirmek isterim. Kitabın hazırlanması basılması yetmez şüphesiz. Genç nesillere ulaştırılmalı. Bu eser, bilhassa Siirt’in bütün okullarında çocuklarımıza, gençlerimize okutulmalı. Yeni nesiller bir iman ve hizmet adamını yakından tanımalı ve ona benzemeye çalışmalıdır. Memleketin iyiliği için çalışacak yeni “Hacı Osman”lar bu şekilde yetişir kanaatindeyim.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN