RÖPORTAJLAR
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT

Gülhatmi
Eklenme Tarihi: 12 Eylül 2015, Cumartesi 22:38 - Son Güncelleme: 12 Eylül 2015 Cumartesi, 22:38
Font1 Font2 Font3 Font4



Gülhatmi
Kudret Ayşe Yılmaz / Gülhatmi Ahmet Tetik “Ayın da bir güneş olduğu zamanlarda, âlemlerin sayısı kadar kelime yaratılmışken, damlar herkesin kaderi; ömür gölüne…”  Alaca sabahta Kaçkarların zirvelerini sarmalayan duman bulutlar, anlık ömürlerinin sırrına eriyorlardı zâhiren. Bense Gülhatmi’nin ömür gölüne damlayan kelimelerinin esrikliğini taşıyorum akşamdan beri. Kırkıncı kapının ardındaki kızıl saçlı kızın, açılan kilitlerin ardından kaçınılmazlaşan […]

IMG-20150617-WA0005

Kudret Ayşe Yılmaz / Gülhatmi

Ahmet Tetik
“Ayın da bir güneş olduğu zamanlarda, âlemlerin sayısı kadar kelime yaratılmışken, damlar herkesin kaderi; ömür gölüne…”  Alaca sabahta Kaçkarların zirvelerini sarmalayan duman bulutlar, anlık ömürlerinin sırrına eriyorlardı zâhiren. Bense Gülhatmi’nin ömür gölüne damlayan kelimelerinin esrikliğini taşıyorum akşamdan beri. Kırkıncı kapının ardındaki kızıl saçlı kızın, açılan kilitlerin ardından kaçınılmazlaşan ve aslından her daim izler taşıyan “sözlerindeki” aşkı düşündüm… Önce söz vardı. Ve dahi ebediyyen var olacak… Aşkın hissedilen sözünü Gülhatmi, “sayfalara sığan” kelimelerle döküyordu ömür gölüne… Çünkü “Tanrı, insanlara aşkı, Kendisi’ni bulsunlar diye verirdi.”
Yahya Beğ, “Ders-i aşkın müşkilin Yahya nice halleylesün / Söyleyenler kendini bilmez, bilenler söylemez,” diye sessiz çığlığını arşa yükseltirken asırlar ötesinden, Gülhatmi, yalnızlık tefekküründe sûretteki Süreyya’yı çekip alırken, ona aynı sessizlikle “lisân-ı hâl” ile cevap veriyor…  Avnî,  “Hor bakma dil-i vîrânuma aşka nazar it / Gördüğün genc-i nihân mahzen-i vîrâna geçer” mısralarında Gülhatmi’yi anlatmış aslında… Gülhatmi, neyi ne kadar armağan alırsa alsın, peşinden koşulan şeyi keşfedemeden geçen kara kışa mahkûm ömür pençesinde kalanlar hanesindedir “Göreceği adam” . Damlayı okyanus sanma susuzluğuna kapılmışlardan Gülhatmi, sözü, “hâlden dile” aktarmak için erbain çıkarmakta kalp odacıklarında…
“Bir ömr-i muhayyel”i yaşayan Gülhatmi, kesretteki susuzluğunu vahdetin vahasında ebedî dindirmenin peşinde… Her mevsimi kucaklayan bir yeşil köprü ömründe, görünen Everestlerin minicik kaldığı zirveleri aşmakta yüreğinde, her ân-ı vâhidde birleyerek… Gündüzün ışığı, yıldızlarda asılı kaldığında da gece gündüzde gölge olurken de… “Vâkıf-ı esrar mest” Gülhatmi, zâhirde bezm-i elestteki “ses”i ararken, ferahfeza bestelerde “âşık-ı sâdık menem” Leylî’nin adı var, diyor…
Kaçkarlardan perdesini kaldırırken bulutlar, Gülhatmi’yi tecessüm ettirirken hayalimde, Nedim geliyor, “bir perî-sûret görünmüş bir hayâl olmuş sana” diyor, “Geçti ömrüm yine hâlâ ben o bin dert ileyim / Söyle dermânını ey sevgili, aşkın bileyim” mısralarını, nihavent seslendirirken Zeki Müren…
 
 
 
 
 
 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!