• Muzaffer Deligöz ile Mülakat (1)
    Muzaffer Deligöz ile Mülakat (1)
  • Hüseyin Movit ile Türkçe Üzerine Mülakat
    Hüseyin Movit ile Türkçe Üzerine Mülakat
  • Mehmet Nuri Bingöl ile Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl ile Mülakat
  • Cennet Yurdumuzu İttihad-ı İslâm’la Koruyabiliriz
    Cennet Yurdumuzu İttihad-ı İslâm’la Koruyabiliriz
  • M. Halistin Kukul: “Edebiyat Ömürlük Meseledir.”
    M. Halistin Kukul: “Edebiyat Ömürlük Meseledir.”
  • Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
    Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
  • Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
    Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
  • Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat

YAZARLARIMIZ

Büşra Cansız
Büşra Cansız
Eklenme Tarihi: 1 Ağustos 2021, Pazar 18:20 - Son Güncelleme: 1 Ağustos 2021 Pazar, 18:20
Font1 Font2 Font3 Font4
Gönül Dağı

 

 

“Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca

Akar can özümden sel gizli gizli

Bir tenhada can cananı bulunca

Sinemi yaralar yar oy yar oy yar oy

Dil gizli gizli, dil gizli gizli…”

 

TRT 1 ekranlarında öyle bir dizi var ki baştan sona muhabbet, samimiyet ve hasret kokuyor. Her bölümü öyle bir işliyor ki içimize, neleri kaybettiğimizi idrak etmemizi sağlıyor. İçimizdeki boşluk ses veriyor ve tamamlanma isteği ile dolup taşıyor. Gönül Dağı öyle bir taşıyor ki boran olup akıp gidiyor…

 

Her bir karakter öyle muazzam işlenmiş ki kendimizden parça buldukça mutlu oluyoruz. Taner ile hayal ediyoruz, Ramazan ile gülüyoruz, Veysel ile seviyoruz… Umutları, sevdaları, hayal kırıklıkları, mücadeleleri o kadar gerçek ki her bir duygu bizim de içimizde dalgalanıyor. Bazı ruhlar ezelden aşinaymış gerçekten birbirine.

 

Bozkırda bir Anadolu masalı diyor tanıtımında. Unutulan Anadolu vardı bir yerlerde, biz şehirde yaşayan insancıklar için. Ne güzel hatırlattılar ama o Anadolu masalını. Gelenek ve göreneklerine yabancılaşan bir milletin uyanışı oldu adeta (tabii uyanmaya meyilli olanlar için.) Aslında çok iyi bildiğimiz ama unuttuğumuz, uzaklaştığımız bir dünyaydı bu. Öyle bir masal yazdılar ki unuttuklarımızı hatırlar ve hatırladıkça özler olduk. Özledikçe de Neşet Ertaş’a daha bir kulak vermeye başladık değil mi?

 

Dizinin bir başrolü de Neşet Ertaş… Her bölüm bir saygı duruşu yapılıyor keza. Özellikle kurbana özel yapılan son bölümünde Anadolu insanının Bozkır’ın Tezenesi’ne olan sevgisini bir kez daha gördük. Bu toprağın en güzeli insandır demiş ya, insanları gerçekten sevmiş Bozkır’ın sesini. Mutluluğu da, kederi de, hasreti de onun sesinden yaşar olmuş.

 

Bütün bölümler için ayrı ayrı destan yazılır lakin ben biraz son bölümünden bahsedeceğim bu yazımda. Keza bayramları yaşayamadığımız bu günlerde nasıl da merhem oldular gönül yaramıza. Ramazan bölümlerinden sonra bir de Kurban bölümüyle hasret kaldığımız o günlere uyandık sanki.

 

Ne güzelmiş bayram sabahlarına uyanmak. Heyecan içinde bayram kıyafetlerini giyip, bayram namazında minbere yakın köşe tutma telaşına kapılmak. Gördüğün herkesle selamlaşıp, birlikte caminin yolunu tutmak. Aynı duaya âmin deyip, evinin avlusuna varmak. Kavurmalı kahvaltı sofralarının güzelliğinden ve muhabbetinden bahsetmiyorum bile. İkram edilen her evde ayıp olmasın diye sofraya oturup, pişen aşa ortak olmak da sevdaya dahil mi ey gönüldaşlar!

 

Bölümün bence en anlamlı ve güne yakışır sahnesi ise dağda yaşananlar idi. Sırtında heybeleri ile yola revan olan Ciritçi Abdullah’tan bir ders daha almadan kapatılamazdı bu bölüm zaten. Taşıdıkları neydi peki?

 

“Heybelerimizdekiler sadece et değil, alan ile veren elin arasında bir muhabbet köprüsü bunlar.” diyor ya taşıdığına ne güzel diyor. Keza muhabbetine ortak oldukları amcamızın da dediği gibi: “İnsanlar bilmiyorlar. Ne kendilerini biliyorlar, ne O’nu biliyorlar. Mahlûkken malik gibiymiş gibi yapıyorlar.”

 

Dizinin yolu daha çok uzun. Anlatacakları öyle bir masal var ki insanlara, her bir adımları itinayla atılmalı. Keza inandık bir kere biz bu masala. Ama ne demiş usta, niyet güzel olunca yol yormazmış adamı!

 

 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN