• Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat

YAZARLARIMIZ

İsan Kutluay
İsan Kutluay
Eklenme Tarihi: 13 Nisan 2020, Pazartesi 21:53 - Son Güncelleme: 14 Nisan 2020 Salı, 01:17
Font1 Font2 Font3 Font4
Göç Telaşı

 

Balkondan sokakları, bahçeleri seyrediyorum. Önce, az ötede dut ağacındaki serçelere takıldı gözlerim. Onların dünyasında her şey programlanmış gibi geldi bana; bir yürek hoplayışıyla sekişleri, pır pır neşeli oyunları, sonra bulundukları yerden ansızın başka bir mekâna kanat çırpışları… Zamansız çiçek açan erik ağacı yine şaşkın. Leylekler göç telaşında. Leylekler, en korunaklı yuvayı buldu bulacaklar. Meralardaki koyunlar da kuzulamıştır şimdilerde. Otların arasından bir kertenkele dilini çıkarıp nanik yapıyor bana hayın. Masamdaki orkide de tam vaktinde giydi beyaz döpiyesini. Mahallemizin kedileri girdi sonra gözlem alanıma. Anne kedi yine mağrur ve mutlu görünüyor. Yavrularını rahmet kucağına sarmış emzirmekte.

 

Peki insan? Dünyaya cenk etmeye gönderilmiş insan? O gizemli elma ile gelen tarihi sürgün. Sürgünden sonra başlayan büyük yolculuk. Akletmenin gülle ağırlığındaki sorumlulukları. Sonra nankörlükleri insanoğlunun; hodgâmlıkları, hayvanların bile hicap duyacağı katliamları, neredeyse her dönemde zûl içinde seyrettiğimiz insanlık dışı olaylar… Günümüzde insan ve hayvan katliamları, açlık ölümleri, mültecilerin can yakan halleri… İnsan, kendisine bağışlanan nimetleri kötüye kullanmasının ve tabiata ihanet etmenin bedelini mi ödüyor bugünlerde acaba? İnsan, temel vasıflarından biri olan o unutma özelliği gereği her şeyi unutup eski haline döner mi?  Sormadan edemiyor insan: Yaşadığımız süreç aklını başına getirir mi güç sahiplerinin? Savaşlar durur mu? Hiç olmazsa savaşa yatırılan para insanın geleceğine aktarılır mı? Kavgalara ve savaşlara sebep olan servetten yoksullar da hak ettiği payı alır mı?

 

Başımı kaldırdım: Bulutlar yine renkten renge giriyor ağıp dönerlerken, bir renk cümbüşü yaşanıyor tepemde. Vakit geceye erdiğinde ay yine o gül yüzüyle aşka gazel okuyacak, yıldızlar şıkır şıkır sahne alacaklar yine.

Tam da şu an ruhum pastoral esintilerle bir o yana bir bu yana salınırken, ünlü Alman düşünürü Carl Schmitt'e ait bir şiirin son satırlarını mırıldanmak geliyor içimden:

 

"Şimdi hangi şarkıyı okuyayım?

Placebo ilahisi?

Dertleri koyup bir kenara bitkileri mi kıskansam hayvanları mı?

Balinanın karnında üç defa oturdum.

İnfaz memurunun huzurunda intiharla karşılaştım.

Lakin kehanet söyleyen şairlerin korunaklı sözleri beni tuttu

Ve Şark'tan bir kutsal adam bana kurtuluşun kapılarını araladı.

Ey bu takdisin evladı, titreme,

Kulak ver, göğüs ger!"

 

Tarih boyunca insanoğlunun başından eksik olmayan çeşitli ölçeklerde sarsıntıları tahayyül ettikçe, geçmişin ders vericiliğini cımbızla ayıklayıp gelecek kaygısını aşarak içinde bulunduğum günün değerine kısaca tutunup yol almayı düşündüm de bunun kısa ve uzun vadede çok daha huzur verici olduğu sonucuna vardım.

 

Ben bunları düşünürken anne kedi de oraya yaklaşan bir iş makinesinden huysuzlandı; yemeğini yiyen anne yavrularını boyunlarından kavrayıp teker teker daha emin bir yere taşımaya koyuldu.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN