• Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 2 Mart 2019, Cumartesi 10:29 - Son Güncelleme: 2 Mart 2019 Cumartesi, 10:29
Font1 Font2 Font3 Font4
Fotoğrafta perspektif ve açı

“Eğer kalbinde darlık ve üzüntü, vücudunda bitkinlik ve halsizlik, rızkında eksiklik ve bereketsizlik olursa, bunun boş ve yersiz konuşmalardan meydana geldiğini bilesin!”
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri

Erzurumlu İbrahim Hakkı, acaba günümüz dünyasında yaşasaydı, aynı konuda acaba nasıl bir cümle kurardı?
Bazıları boş konuşma ve boş yaşama konusunda hakikaten ihtisas sahibi. Takdir ve tebriki hak ediyorlar.
Bunu nasıl başarıyorlar?
Saatlerce, günlerce, haftalarca, aylarca, yıllarca, koca bir ömür boyu hepitopu 18-20 kelimeden ibaret bir dünyada nasıl yaşayabiliyorlar? Buna nasıl tahammül ediyorlar? Hakikaten anlamak çok zor.
Neydi o kelimeler?
Kredi kartı, bonus, faiz, döviz, borsa, arsa, kakara kikiri laylaylom meseleler, futbol, gurme, gastronomi muhabbetleri, politik gevezelik, magazin, ego, kariyerizm, başarı.
Sabah akşam bu konular üzerine top çeviren birisini biraz zorlasanız, bu defa çıtayı yükseltip şu kelimeleri saymaya başlıyor:
Reel faiz, nominal faiz, gecikme faizi, net faiz, brüt faiz, efektif faiz…
Mevduat faizi, kredi faizi, negatif faiz…
Sabit faiz, değişken faiz…
Biraz daha zorlayalım:
Ekranlarda 7/24 dönen o yarışma programına getiriyor lafı. Yarışmacılardan biri çok uyanıkmış.
Biraz daha…
O marketten kredi kartıyla aldığı bir ürün varmış. Şu kadar bonus kazandırmış.
Vay vay vay!
Desene çok mühim mesele…
Silkelemeye devam edelim…
Bir politikacı varmış. Öbürüne bağırmış.
Nasıl bağırmış?
Çok bağırmış.
Sonra?
Sonrası malûm… Öteki politikacı da ona bağırmış.
Vay be! İşte bu tam manşetlik konuymuş.
Anlat arkadaşım, biraz daha ciddi bir konudan bahset bakalım:
Bizim takım dün akşam nasıl çaktı ama?
Sağ sol penaltı gol!
Vay!
Çok gerildik ama sonunda kazanan biz olduk.
Bravo size!
Tezahürattan yıkıldı stadyum. O biçim…
Deme! Çok meraklandım şimdi.
Kariyer planlaman nasıl?
Bir emekli olayım, her şey yoluna girecek.
Emeklilikten sonra kariyere devam edeceksin yani.
Elbette! Gayrimenkule yatırım yapacağım.
Sonra?
Büyük bir holding kurmayı planlıyorum. O holding dünyanın en büyüğü olacak.
Daha?
Türkiye’de on büyük şehirde, ayrıca başka ülkelerde üniversiteler kurma hayalim var.
Şimdi kaç yaşındasın?
Elli.
Bütün bunlar için en az elli yıl daha gerekir. Yüz yaşından sonra hayallerin gerçekleşmiş olacak. İbadete vakit bulabiliyor musun?
Ne ibadeti? Nefes almaya vakit yok. Fazla derine dalmayacaksın dostum bu dünyada. Hem daha halletmem gereken çok iş var. İbadet konusunu doksanlı yaşlarda düşünebilirim belki.
O kadar yaşarım diyorsun yani.
Elbette! Sağlığıma çok dikkat ederim. Uyku düzenime, spora, yediğime içtiğime dikkat ederim.
Tamam, sen dikkat edersin de hayat sürprizlerle dolu arkadaşım.
Nasıl yani?
Dünya her an bize “Haydi dışarı!” diyebilir. Ömür sermayesi beklenmedik bir vakitte tükenebilir. Ölüm ansızın gelebilir.
Dostum, nereden çıktı şimdi ölüm? Nerede nasıl konuşulacağını bilmiyorsun. Damdan düşer gibi aniden ölümden bahsediyorsun.
Bir soru daha sorabilir miyim?
Sor bakalım.
Hayatın anlamı sana göre ne? Bu hayata hangi anlamı katıyorsun?
Bak dostum… Bana göre hayatın anlamı şu kelimeler:
Kredi kartı, bonus, faiz, döviz, borsa, arsa muhabbetleri, kakara kikiri laylaylom muhabbetler, gurme gastronomi muhabbetleri, politik münakaşa ve üstün gelme yöntemleri, futbol, televizyonlarda 7/24 dönen o herkesin izlediği yarışma programı, magazin, kariyer basamaklarını tırmanmaya devam etmek, yaşam boyu maksimum başarı motivasyonu, benliğimi-egomu korumak. Bunlar yoksa hayat anlamsız. Ötesi yok.
Sana göre nereden gelip nereye gidiyoruz, bu dünyada neden yaşıyoruz, insanın görev tanımı nedir, kâinatı-dünyayı-insanı-hayatı kim, neden yarattı, ahiret hayatı, hayatın kısalığı, ömür sermayesinin sınırlı oluşu, iman ve ibadet, karşılıksız iyilik, manevi zevkler, soyut güzellikler gibi konuları düşünmemek gerekiyor. Bu konularla ilgilenmiyorsun yani. Doğru mu anlıyorum?
Çok doğru. Bu konular benim ilgi alanıma girmiyor. Manevi zevk, soyut güzellik de neymiş? Karşılıksız iyilik diye bir şey olmaz! Güldürdün beni. Boşver bunları. Hayatın tadını çıkaralım dostum!
Hepimiz aynı dünyada, farklı perspektiflere, farklı açılara sahibiz.
Bu yazıda hayatın fotoğrafını değişik perspektif ve açılardan çekmeye çalıştık. Bir başka yazıda pozlama, enstantane, kompozisyon ve alan derinliğini ele alalım.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN