• İdeali Olan İnsanlar İddialı Olmalıdır
    İdeali Olan İnsanlar İddialı Olmalıdır
  • Aydil Erol: “Dostların Hasını Gördüm”
    Aydil Erol: “Dostların Hasını Gördüm”
  • İstanbul’un En Büyük Kütüphanesi Rami’de Açılıyor
    İstanbul’un En Büyük Kütüphanesi Rami’de Açılıyor
  • Nâzım Tektaş ile Mülakat
    Nâzım Tektaş ile Mülakat
  • Muaz Ergü’nün Mehmet Nuri Yardım ile Mülakatı
    Muaz Ergü’nün Mehmet Nuri Yardım ile Mülakatı
  • Ahmet Efe: “Sanatta Asıl olan İnançtır”
    Ahmet Efe: “Sanatta Asıl olan İnançtır”
  • Hüseyin Kutlu: “Yazı Sanatımıza Ciddi Bir Alaka Var”
    Hüseyin Kutlu: “Yazı Sanatımıza Ciddi Bir Alaka Var”
  • İttihadı İslam, Meşveretle Olacaktır
    İttihadı İslam, Meşveretle Olacaktır
  • İhsan Kurt ile Mülakat  
    İhsan Kurt ile Mülakat  
  • Muzaffer Deligöz ile Mülakat (1)
    Muzaffer Deligöz ile Mülakat (1)

YAZARLARIMIZ

Hülya Günay
Hülya Günay
Eklenme Tarihi: 28 Temmuz 2022, Perşembe 15:38 - Son Güncelleme: 28 Temmuz 2022 Perşembe, 15:38
Font1 Font2 Font3 Font4
Farkındalık

 

 

 

Yumuşacık insanı ferahlatan bir akşam meltemi, sükûnet, çay ve elimde bir boya kalemi. Yetişkin mandalası boyamakla meşgulüm. Öyle yürüyüş yapasım, dışarı çıkasım yok, mavi çiçeklerle işli çay bardağında demli çay, mavi parmaklarımın arasında karmakarışık çizgileri boyuyor, boyadıkça mavi mutluluğun hazzına varıyorum.

 

Güzele talibiz, güzel için çaba sarf ediyoruz takdire şayan. Güzeli görünce estetik anlayışımız gelişiyor. Güzel işitince güzel konuşmak isteği geliyor. Güzel işler yapan görünce aşka gelip, bir ucundan da ben katkı sağlayayım hayata dair diyoruz. Güzeli seviyoruz ezcümle. Zamanla gördüğümüz, işittiğimiz, tecrübeler haline gelip hayata bakış açımızı, kültürel yapımızı belirliyor.

 

Güzele odaklı hayal ettiğimiz, inşa etmeye çalıştığımız dünyada bazen istem dışı olumsuzluklar karşımıza çıkıyor. Üstümüzdeki yüklerin temizlenmesi için, gelişim ve mutluluğumuza hizmet için varlar aslında her engel ve tutulum. Yeter ki etkisi tükenmişlik değil, farkındalık olsun.

 

Düşmesi, kalkması, zorlukları, neşesiyle… Hayatın içinde varız. Sonsuz, kullanıldıkça değer kazanan şuh bir zekâ bizimle, nerede, kimlerle muhatap ettiğimiz, günlük ne uğraşlara harcadığımız önemli.

 

İnsancıklar, bir akademisyenin hesabını kopyalayıp bana da anket yollayarak sosyal medya hesabıma çöktüler. İçimden gelmedi, hoşnutsuz kabul ettim, hocamıza saygı ve vefa gereği de teyit almadan zaaflarımdan vurulup, bir tuzağın içine düştüm.  İlk anda hesabı kapattırmaya uğraşmak, kahrımı çeken kardeşime çatmak, akabinde insanlar zarar görmesin diye ulaşabildiğim kadar kişiye ulaşmak, bana gelen tatlı uyarılarla arada sakinleşmek, biz seni biliyoruz, anlamıştık hesabın çalınmış, sen böyle paylaşım yapmazsın ki… Yanına gelebilirim moralin bozuksa, merakta koyma beni diyen bir manevi kardeşim bile vardı. Ne kadar kıymetliydi, kemikleşmiş kültürlü, vicdanlı, farkındalığı yüksek insanların çevrenizde olması. Reçetemiz dostluk ve biz zor zamanda da, en mutlu anlarda da dostlarımızdan güç alıyoruz. Dostluk kendi kurduğumuz ailemiz.

 

Bu farkındalığa rağmen, insan aciz, çöktüğü vakitler de oluyor. Öyle duygu fırtınası esti ki, düşünce mantık içerir, duygu fırtınası demek çok daha doğru geliyor. Biz edebiyat, estetik, doğa, güzellik diye her alanda karınca misali çaba verirken nereye gidiyor bu insanlık. Her konuştuğum insanın da bugünlerde çok oluyor, çok karşımıza çıkıyor diye doğal bir şey gibi konuşuyor olma durumumuz dehşete düşürdü beni. Her şeye ne çabuk alışıp, ne çabuk kabulleniyoruz.

 

Sosyal medya kullanmama kararı, ilk üç gün internete dahi girmemek gibi tepkisel bir ruh haliyle dolaşırken, sevgili mantığım beni kalbimin esaretinden kurtardı. Dergim, sitem, üç kişi bile olsa beni okuyan, takip eden insanlar vardı. Ve ben insan olmak için çaba sarf ederken, sorumluluklarımı göz ardı edemezdim. 

 

Hemen bir hesap açtım. Yeni bir girişim, yeni bir eve taşınmak gibi sade, huzurlu, sımsıcak. Altı yüz takipçiye dayanmış, o kontrolümden çıkmış hesaba çok emeğim, biriktirdiğim yazılarım, fotoğraflarım, müze gezilerim vardı. Lakin vakit tamamdı. Öyle olması gerekiyordu, kabullenip yola devam etmek… Şimdi az sayıda, birebir tanıştığımız, gerçekten yüreklerimizin buluştuğu insanla sade, huzurlu, sağlıklı etkileşimin olduğu yeni bir sayfadayız. Öyle biz bize…

 

O ne yapıyor, bu ne düşünmüş bize ne… Edebiyat, tiyatro, sinema, doğa, hayat bizi bir araya getiriyor ve hepimiz ürünlerimizi sunarak zengin bir bahçede ailece bir aradayız.

 

Zarafet, nezaket, ince düşünmek, merhamet, saygı, karşıdakini takdir edebilecek kadar geniş güzel bir yüreğe sahip olmak, her şeye rağmen pes etmeden sonsuz çaba hep bizimle olsun.

 

Ve siz son satıra kadar sabırla gelen, bahçemizin ürünlerinden nasiplenen, ailemizin parçası sevgili okurumuz, varlığınız çok kıymetli bilin istedim.

 

Güzellikler her daim sizinle olsun…

 

 

 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN