RÖPORTAJLAR
  • Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat

Farkında mıyız?
Eklenme Tarihi: 12 Kasım 2020, Perşembe 07:25 - Son Güncelleme: 12 Kasım 2020 Perşembe, 07:25
Font1 Font2 Font3 Font4



Farkında mıyız?
Büşra Cansız

 

Farkında mıyız, dünya ellerimizin arasından kayıp gidiyor! Belki de çoktan gitti…

 

Bencilliğimizle, tembelliğimizle, hırsımızla, körlüğümüzle ve kötülüklerimizle mahvettik dünyayı. Yaşanılmaz bir hale getirdik. İki dünya savaşı, milyonlarca ölüm gördük de hala akıllanamadık. Çok çabuk mu unutuyoruz yoksa hatırlamak mı istemiyoruz bilmiyorum.

 

Bir şeyleri eleştirmeyi hep çok sevmişizdir ya geçmişi hep eleştiririz mesela: “Nasıl böyle savaşlar yaşanabildi?  İnsanlar bu kadar aptal mıydı? Neden izin verdiler ki?” Gelecekte bizim hakkımızda sorulacak soruları düşünüyorum da durum çok daha vahim: “Nasıl bu kadar bencil olabildiler? İnsanlar ölürken neden sustular? Dünyayı nasıl bu kadar kirletebildiler? Gerçekten açlıktan ve susuzluktan insanların ölmesine göz mü yumdular, hem de bunca zenginliklerine rağmen? Bütün zulümleri görmelerine rağmen, hiç kimse bir şey yapmadı mı?”

 

Hep mi böyleydi insanlık yoksa teknolojinin bizi getirdiği nokta mı bu bilmiyorum. İnsanlık ürettikçe, kazandığını zannettikçe daha çok kaybediyordu. Bildiğim bir şey var ki bu yüzyıl insanlık tarihinin en karanlık yüzyılıdır. İki dünya savaşını sığdırmış yirminci yüzyıldan da daha karanlık. Her geçen gün sonumuzu hazırlıyoruz sanki bilmeden.

 

İnsanlar ölüyor susuyoruz. Ülkeler yaşanılmaz hale getiriliyor görmüyoruz. Değerlerimiz yok ediliyor alışıyoruz. İnsanlar yaşayacak toprak bulamıyor umursamıyoruz. Çocuklar diyorum çocuklar ölüyor biz çığlıklarını duymuyoruz. Hem de her şey gözümüzün önünde, o dev ekranlarda yaşanmasına rağmen. Film izlermiş gibi izliyoruz sadece. Bir iki üzülüyoruz belki de vicdan yapıyoruz azıcık. Sonra hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Ben, sen, biz, hepimiz!

 

Ne uğruna peki? Bunca kötülük neden yaşanıyor? Kimlerin hırsının kurbanı oluyoruz? Bu soruların cevabını düşünemeyecek kadar kendi hayatımızla meşgul edilmiş durumdayız. Oysa bu dünya ahiretin tarlası değil miydi? Neden sadece bu dünyayı düşünür, yaşar olduk? Bir büyülü el var ki ne zaman görmeye başlasak hemen perde indiriyor gözlerimize. Doğru ile yalan, iyi ile kötü birbirine karışıyor. Oysa gerçek bir, hakikat ortada. Neden göremiyoruz?

 

Çok okuyoruz öyle değil mi? En iyi okullarda eğitim görüyoruz. Diplomalar alıyoruz. Kendimizi her alanda geliştiriyoruz. Bir dil değil, iki-üç dil birden öğreniyoruz. Ama acı çeken bir insanın ne dediğini anlamıyoruz. Çok bilgiliyiz, her şeyin en iyisini biliyoruz ama dünyada hala masum insanlar gözlerimizin önünde yok olurken neden olduğunu düşünmüyoruz. Sahi neden düşünmüyoruz?

 

Düşünürsek eğer Doğu Türkistan, Arakan, Suriye, Filistin, Libya, Yemen gibi ülkelerin de olduğunu hatırlarız mesela. Burada yaşayan insanların da en az bizim gibi yaşaması gerektiğini. Bu topraklarda doğan bebeklerin de batıda doğan bebekler gibi gülmesi gerektiğini. Çocukların mermilerle, bombalar ile değil oyuncakları ile oynaması gerektiğini.

 

Sadece düşünmekte yetmez ama hatırlamak gerekir. Bir gün konuşup dertlenip, ertesi sabah hayata normal uyanmamak gerekir. Bir milli maça, dizi sezonuna, siyasi gündeme kapılıp unutmamak gerekir. Çünkü böyleyiz değil mi?

 

Çok soru sorduğumun farkındayım. Soru işaretleri ile dolu bir yazı oldu. Lakin beynimde defalarca yankı bulan, cevabını kendi içimde çokça aradığım sorular bunlar. Ama hiçbir neticeye varamıyorum. İnsanlığın nasıl olup da bu kadar kör olduğunu anlayamıyorum. Anlayamadıkça yazıyorum ben de…

 

Bir şeyin çok net farkındayım artık. Dünyayı yok edecek en büyük virüs biziz; insanoğlu. Yine dünyayı kurtaracak en büyük ilaç da biziz ama. Farkında mıyız?


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!