RÖPORTAJLAR
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”

Esaret 1916
Eklenme Tarihi: 25 Şubat 2020, Salı 14:45 - Son Güncelleme: 25 Şubat 2020 Salı, 14:45
Font1 Font2 Font3 Font4



Esaret 1916
İlknur Öztürk

 

 

Nurettin Taşkesen 1954 yılında Erzincan’ın Başpınar köyünde doğmuştur. İlk, orta ve lise eğitimini Erzincan’da tamamlamış, 1971’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne girmiştir. Firdevsi’nin Şehname Tercümesi’nin bir bölümü üzerinde çalışarak mezuniyet tezini tamamlamıştır. 1975’de mezun olmuştur. Edebiyat öğretmenliği, grafikerlik ve yazı işleri müdürlüğü yapmış olan yazar, basın yayın hayatına ara verip reklam pazarlama sektörüne geçmiştir. Bu sektörden emekli olduktan sonra tekrar basın yayın hayatına dönmüştür.

 

Yazarın hayatıyla ilgili bu kısa bilgiden sonra Esaret 1916 romanından bahsedeyim. Yazar babasının parça parça anlattığı, dedesi Ahmet Onbaşı’nın savaş ve esaret anılarını not alarak bu romanı okuyucunun beğenisine sunmuştur. İlk bakıldığında sıradan bir tarihi roman olarak görülen roman, kitabın başında bulunan şu yazıyla klişeleşmiş algıyı yerle bir ediyor: “Bu kitabı, dedemin hatıralarını bana nakleden merhum babam İsmail Taşkesen’e ithaf ediyorum.”

 

Roman dilinde yazılsa da özünde hatıradır. Dededen toruna aktarılan bu hatıralar yaşanılan zor koşulların içinde başarıyla kaleme alınmıştır.

 

Ahmet Onbaşı’nın her türlü zorluğa göğüs geren mücadeleci, sabırlı, fedakar ve inançlı bir kişiliğe sahip olması ve aynı zamanda içindeki vatan sevdasıyla cepheye koşan yiğit bir asker olması ile çileli hayatı etkileyici bir dille anlatılmıştır. Doğu cephesinde Ruslar’a karşı mücadele veren, ardından onlara esir düşerek esaret hayatı ve memleket hasreti yaşayan bir kahramanın romanı Esaret 1916.

 

Güçlü kişiliğiyle zoru başaran, zorlukları ardında bırakarak vatan savunmasına koşan ve her haline, her yaşadığına şükreden Ahmet Onbaşı bu nitelikleriyle günümüz insanına örnek oluyor. Mutluluğun zenginlik değil bakış açısında olduğunu öğretiyor bize.

 

Kitaptan çıkaracağımız dersler ve öğreneceğimiz bilgiler öyle fazla ki… Yediden yetmişe herkesin okuması gereken bu nadide eserle tanıştığım için mutlu ve şanslıyım.

 

Kitapla ve tarihle iç içe olan herkes bu kitaba kitaplığının en özel yerinde yer açmalı.  


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!