RÖPORTAJLAR
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT

Ergun Göze ve Ahmet Güner Unutulmadı
Eklenme Tarihi: 31 Ekim 2019, Perşembe 13:41 - Son Güncelleme: 31 Ekim 2019 Perşembe, 13:41
Font1 Font2 Font3 Font4



Ergun Göze ve Ahmet Güner Unutulmadı
Elif Çelik (İstanbul)

 

 

Türk basının seçkin simalarından Ergun Göze ve Ahmet Güner Elgin sevenleri tarafından unutulmadı. Yeni Dünya Vakfı’nda düzenlenen anma programına, iki gazeteci yazarımızın yakınları, dostları, meslektaşları ve sevenleri büyük ilgi gösterdi. Ergun Göze vefatının 10. yılında yâd edilirken Ahmet Güner Elgin ise geçen yıl ebedî âleme uğurlanmıştı.

 

Anma toplantısını yöneten Mehmet Nuri Yardım, hem Ergun Göze’nin hem de Ahmet Güner Elgin’in Türk basınında mümtaz bir yere sahip olduklarını belirterek, “Onlar köşeyazıları, eserleri ve yetiştirdikleri gazetecilerle basın ve düşünce hayatımızda büyük hizmetlerde bulundular ve derin izler bıraktılar. Bugünkü usta gazetecilerin çoğunu onlar yetiştirdiler.” dedi.

 

İlk konuşmacı MTTB’nin efsanevi Başkanı Rasim Cinisli idi. Cinisli 27 Mayıs Darbesi’nin yaşandığı o karanlık günlerde Ergun Göze gibi cesur gazeteci yazar ağabeylerinin kendilerini çok etkilediklerini ve yol gösterdiklerini belirterek, “Ergun Bey, çok acı çekti, ıstırap çekti ama fikirlerinden hiç bir zaman taviz vermedi.” dedi. Rasim Cinisli, Ergun Göze’nin yayıncılık hayatına da temas ederek babası Ahmet Göze’nin üzerindeki tesirini ve Ebussuud Tefsiri’nin neşredilmesinin hikâyesini anlattı. Cinisli, “Babam hem babam hem de hocamdır derdi. Babası Kafkas Cephesi’nde savaşmış bir yiğit, bir kahramandı. İşte Ergun Göze de böyle bir cengaver babanın evladıydı.” dedi.

 

“TEFEKKÜRDE ÖNCÜYDÜ”

 

Ergun Göze’nin yakın dostu Dr. Metin Eriş, İstanbul’da güzel insanların olduğu bir dönemde Ergun Göze’yi tanıma fırsatı bulduğunu belirterek, konuşmasına şöyle devam etti:

 

“Cağaloğlu’nda bir avukatlık bürosu vardı. O zaman Yeni İstanbul gazetesi çıkıyordu. Hemen akabinde Bâbıâli’de Sabah çıktı. O gazetede yazan ve çok sevilen yazarlardandan biri de Ergun Göze idi. Daha sonra Tercüman’da yazdı. Ama bu gazetelerin hiç biri onu tatmin etmedi. Hep bir kırıklık yaşadı. Aydınlar Ocağı üyesi 50 kişiydik. Bir yayınevimiz olsun istedik. Bunun için bir yayınevi kurmak istedik. İşte Boğaziçi Yayınevi böyle bir teşebbüsten sonra bir şirket olarak kuruldu. Bir gün yayınevine bir yönetici gerektiğinde şirketin en büyük hissedarı olan Aydın Bolak bana “Yayınevinin başına Ergun Göze’yi düşünüyorum ne dersin?” diye sordu. ‘Çok iyi olur.’ dedim. O zaman Ergun Bey Tercüman’da köşe yazarıydı. Aydın Bolak, Fethi Gemuhluoğlu ve Ergun Göze bir başka üçlüydü. Sık sık bir araya gelir, istişare ederlerdi. Ergun Göze basında hep bir kırıklık yaşadı, idealindeki gazeteyi göremedi, ibadette de, tefekkürde de öncüydü.”

 

“AHMET GÜNER’LE GAZETEDE TANIŞTIK”

 

Usta gazeteci ve ressam GürbüzAzak, konuşmasında Ahmet Güner Elgin ile gazetede sayfa sekreterliği yaparken tanıştıklarını belirtti ve “Baktım sinemadan, tiyatrodan ve edebiyattan anlayan biri geldi, tanıştık ve biribirimizi çok sevdik.” dedi. Gürbüz Azak, Ahmet Güner ile ilgili unutamadığı şu hatırayı da dinleyicilerle paylaştı:

 

Yeni İstanbul gazetesini çıkarırken anarşi kol geziyordu. Bir gün gazete önüne bir kaç kamyon geldi, içi genç ve taş doluydu. Bunlar bizim fikrimizi kabul etmeyen sol düşünceye mensup gençlerdi. Gazete binasının önünde durdular ve bizi taşlamaya başladılar. Sadece benim çalıştığım odaya 22 taş düşmüştü. Gazeteyi basanlardan biri yakandı, saldırgan genç tam dayak yiyecekken AhmetGüner arkadaşlarımıza müdahale etti ve ‘Aman dokunmayın, vurmayın, haklı iken haksız duruma düşersiniz.’ diyerek onları teskin etti.”

 

ERGUN BEY BENİ 5 YIL HAPİSTEN KURTARDI

 

GürbüzAzak, Ergun Göze ile Cağaloğlu Meydanı’nda yürürken eski püskü giyinmiş birini gördüklerini ve bu kişinin kim olduğunu sorduğunu, Ergun Beyin şu cevabı verdiğini hüzünle anlattı: “Gürbüz, o Peyami Safa’dır. Hanımı hastadır. Ona bakar, tedavisi için Avrupa’ya götürür.” dedi. Böylece o gün büyük romancımızı tanımış oldum. Ergun Bey hukukçuydu, bu meseleleri iyi bilirdi. Bir davam için yardımcı oldu ve yol gösterdi, beni 5 yıl hapis cezası almaktan kurtardı. İkisini de rahmetle anıyorum.”

 

Oğuz Çetinoğlu, Ergun Göze ile ilgili düşüncelerini dile getirirken Mustafa Cerit de Ahmet Güner’in iyi bir dost, istikamet sahibi bir şahsiyet olduğunu ifade etti. Cerit, “Milletine bağlı, devletini koruyan kollayan bir aydınımızdı.” dedi. İskender Özsoy, Ahmet Güner’in 45 yıllık bir talebesi olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Benim üstümde hakkı çok. Gazeteci olmamda en çok emeği olan kişiydi. Gazeteye giderken yüzünün ütüsüne bakardım. Ruhunu satmamış bir gazeteciydi, ustam güç beğenirdi. Mükemmel bir gazeteciydi.”

 

İKİSİ DE BÜYÜK TEVAZU SAHİBİYDİ

 

Tercüman gazetesinin Genel Yayın Yönetmenliğini yapan Aydın Candabak, “Ergun ağabey ile Ahmet Güner ağabeyin duvardaki fotoğraflarına bakıyorum. İkisinde de büyük bir tevazu vardı. Ergun Beyle birlikte çalışırken bilhassa Çanakkale Zaferi’nin yıldönümüne büyük önem verir ve “Bu sene ne yapacağız, destanı nasıl işleyeceğiz?” diye sorardı. Ahmet Güner ağabeyle de Milliyet’te birlikte çalıştım. Haber namusu olan bir gazeteci büyüğümüzdü. Her ikisi de milliydi, milliyetçiydi.”

 

3750 KİTABI KÜLLİYE’YE ARMAĞAN EDİLDİ

 

Ahmet Güner Elgin’in yakın dostu Kâmil Uğurlu, “Ahmet ağabeyin babası muhterem bir insandı, azizdi, manevi yönü güçlü bir insandı, Mevlâna Müzesi’nin yöneticiliğini yapmıştı.” dedi. Elgin’in basılmış 15 kitabı bulunduğunu ancak gazetelerde kalmış makalelerinin de toplandığını ve bunların da kitaplaşacağını ifade ederek, “Ahmet Ağabeyin evdeki hususi kütüphanesini teşkil eden 3850 kitabı, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne armağan edildi. Orada adına açılan bölümde kitapseverlerin istifadesine sunulacak.” dedi. Kâmil Uğurlu şu hatırasını nakletti:

 

“Necip Fazıl, bir gün gazeteden çıkacağı sırada Ahmet ağabey hemen üstadın paltosunu tutar. ‘Ne yapıyorsun Ahmet?’ diyen Necip Fazıl’a şu cevabı verir: “Üstadım izin ver. Öbür tarafa gittiğimde ‘Ne yaptın?’ diye sorduklarında ‘Ben de üstadımın paltosunu tuttum.’ derim. diye cevap verir.”

 

Abdurrahman Pala, Ahmet Güner Elgin ile birlikte çalıştığını ve kendisinden çok istifade ettiğini belirtirken Ergun Göze’nin de Yurt Haberleri Ajansı’nın kuruluşundaki emeklerini hatırlattı. O dönemde MehmetEminAlpkan, Ömer Öztürkmen ve İrfan Atagün ile birlikte bazı gazetecilerin birlikte hareket ettiklerine ve güç birliği oluşturduklarına dikkat çekti. Mehmet Bican, Mehmet Cemal Çiftçigüzeli, Gazi Altun ve Şeref Oğuz da hem Ergun Göze hem de Ahmet Güner ile ilgili hatıralarını aktardılar.

 

Toplantı, okunan Kur’an-ı Kerim ve çekilen hatıra fotoğraflarının ardından sona erdi. Büyük bir ilgi gören ve 2,5 saat süren anma programına Ahmet Güner Elgin’in kız kardeşi Zühal Çehreli, Engin Köklüçınar, Coşkun Çokyiğit, Nurettin Taşkesen, Reşat Şen, Fethi Erhan, Cemal Aydın, İsmail Uğurlu, Şerif Aydemir ve Mehmet Göze de katıldılar.


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!