RÖPORTAJLAR
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”

Enderun Sohbetleri’nde Beşir Ayvazoğlu’nu Dinledik
Eklenme Tarihi: 26 Şubat 2020, Çarşamba 14:49 - Son Güncelleme: 26 Şubat 2020 Çarşamba, 14:49
Font1 Font2 Font3 Font4



Enderun Sohbetleri’nde Beşir Ayvazoğlu’nu Dinledik
Emine Savaş

 

Enderun sohbetleri, her perşembe zamanında ve kendi kalitesinde devam ediyor. Beşir Ayvazoğlu konuk oldu bu hafta. Biyografi ve bu türdeki son kitabı “Fikret: Kendi Cevvim-Kendi Eflakimde Kendim Tairim” konuşuldu. 

Sohbet, Mehmet Nuri Yardım'ın kısa bir yazar tasnifi ile başladı: "Kimi yazar var hem üretken değil hem de yazdıklarında titiz değil. Kimisi üretken fakat titiz değil. Kimisi ise hem üretken hem de titiz. Beşir Ayvazoğlu da bu üretken ve titiz yazarlar arasındadır."  


Sonra Sayın Ayvazoğlu yazarlık hayatının nasıl başladığını anlattı. 1968 yılında Sivas'ta daha 17 yaşında iken, başyazarlığını Yavuz Bülent Bakiler'in yaptığı mahalli bir gazetede başlamış yazarlık serüveni ve biyografi yazarlığı. Ali Şir Nevaî biyografisi 5 hafta boyunca gazetede yayımlanmış. Böylece kendini bir anda yazı dünyasının içinde bulmuş. Bu işler böyle galiba. Vazifeli olarak kâlem elinize verilir. "Yaz" deyince Hakim-i Latif, yazar kalem, sahibinin kalbi zenginliği gayreti, kabiliyeti, hakikâtı okuyabilme marifeti kadar. Dile kolay 60 kitap. Nasıl beslendi ve geliştirdiyse, hepsi kaliteli, değerli, kendini okutan başucu kitapları.

 

Son kitabı “Fikret” benim gibi herkesi şaşırtmış anlaşılan. Sayın Ayvazoğlu'nun, düşünce itibari ile durduğu cenah belli. Genelde yazı dünyasının düsturu gibi, kendi durduğun yerden bahseder yazarlar. Konuştukça anladık ki bu ciddi bir hata. Okumalı insan, lütfedilmiş ruhlardan süzülen usâreleri. O zenginliğe tanık olmalı, muttali olmalı. Sayın Ayvazoğlu:
"Tevfik Fikret'in hayatı gerçekten ibretlerle dolu. Kabul etmek lâzım ki, iyi bir yazar ve şair. İnancı ile yaşadığı süreçteki olay onunla Rabbi arasında. Bu onun Türk Edebiyat Tarihi’nde önemli bir yeri olduğu gerçeğini değiştirmez. Tanıyıp öğrenmekle geçmişimize ait birçok gerçeği de görmüş, idrak etmiş oluyoruz. Yaşadığı dönemde Mehmet Akif ile çok çatışmaları olmuştur. Ki Akif: “Fikret olmasaydı ben olmazdım” demiştir. Peki Mehmet Akif'in hataları yok muydu? Daha çok Tevfik Fikret'e Sabiha Sertel gibi sosyalistler sahip çıktığı için kesin hatlarla uzaklaştırılmış maalesef. Bu cenahtan sayılmıştır. Bunlardan öte o yaşadığı dönemin çalkantılarını ve çıkmazlarını, o günkü sorunları hayatıyla dillendirmiştir bizlere." Yargı makamı memurluğundan kurtulup, ibret makamına geçeriz inşâllah…


Ben ve oradaki yoğun kalabalığa, bu konuda yol gösterici oldu sayın Ayvazoğlu. Sanat, Sani-i Hâkim'in, El Bedii'nin dünyaya yansımasıdır. Sahibinden ayna görevi görev sanatçı kimliklerle kalplere yansıtılmasıdır. Bu vazifeyle seçtiği kulla gönderdiği sanatı ve kimliği yok saymak, inanmış bir ruh için haddini aşmak değil midir? 

 

Sohbette has yazarların okurdan önce kendi itibarlarını düşündükleri vurgulandı. "İtibarlarına halel getirmeyecek şekilde özenli yazar yazarlar." denildi. 

 

Yine Tevfik Fikret'in kronik muhalifliği konuşuldu. Sadece 2.Abdülhamit Han'a değil İttihat Terakki'ye de muhalif olduğu belirtildi. Aşiyan'ın yıllarca Yunan karargahı olarak kullanıldığı ve Yunan bayrağının dalgalandığı anlatıldı. Eski insanların “hezarfen” yanlarına vurgu yapıldı ve Tevfik Fikret'in hattat olduğu, kendine has rika yazısının var olduğu hatırlatıldı.

 

Biyografi yazarken; kesin bilginin olmadığı, kesin bilgiye ulaşılmadığı yerde yorum yapılacaksa eğer “olabilir, söylenebilir” şeklinde yazılabileceği ifade edildi. Yine biyografi yazarken kronolojiler hazırladığını ve dönemin bütün hadiselerini alt alta yazdığını belirtti Beşir Ayvazoğlu. Biyografi yazımı sürecinde kişi ile ilgili haber yaparken farklı konu ve bilgilere ulaşıldığını söyledi. Misal olarak Tevfik Fikret'in bir fotoğrafında yer alan kurukafa figürünün hikayesini araştırma sürecini verdi. Araştırma esnasında Resim Tarihi'nde geçen vanitas natürmort resim ile kurukafanın ilişkisini, vanitas natürmort eserlerin ölüm-doğum, fanilik ve hiçlik konularına işaret ettiğini sonra Tevfik Fikret'in de konuya merak duyduğunu ve bu bilgiye Tevfik Fikret ile ilgili bir kaynak kitabı okurken rastladığını belirtti. Ve "Sanat uzun hayat kısa mottosuna dair vanitas natürmort bir resim yapmaya niyetlendiğini söyledi.

 

Son olarak Tevfik Fikret’in Tarih-i Kadim eseri ve inanç dünyası tartışıldı. Beşir Ayvazoğlu şöyle bir bilgi verdi: “Robert Kolej’inde okuyan öğrenci dini ve mezhebi ne olursa olsun İncil dersine katılmak zorundadır.”

 

Soru-cevap ve toplu fotoğraf çekimiyle sohbet sona erdi.


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!