RÖPORTAJLAR
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”

En Son Ne Zaman Gece Yürüyüşü Yaptın?
Eklenme Tarihi: 24 Ağustos 2020, Pazartesi 15:18 - Son Güncelleme: 24 Ağustos 2020 Pazartesi, 15:18
Font1 Font2 Font3 Font4



En Son Ne Zaman Gece Yürüyüşü Yaptın?
Şifanur ÖZÇELİK ŞİRİN

 

“Kelebek ayları değil, anları sayar ve yeterli zamanı vardır…” diyor Tagore.

 

Çocukluğumdan beri doğanın bizzat içinde büyüyen bir kişi olarak şunu söyleyebilirim ki;

 

Ağaçların, çiçeklerin, basıp geçtiğimiz sıradan otların, dağların ve elimize alıp baktığımız taşların gülün üzerindeki damlanın, konuştuğu bir dil ve bizi götürmek istediği bir yol var.

 

Bizler, doğanın bizlere anlatmak için sabırsızlandığı, hikayesini duymak ve dinlemek için ne sabırlıyız ne de sessiziz.

 

Kendi gürültümüz içinde adeta sağır ve körüz…

 

En son ne zaman doğada gece yürüyüşü yaptınız…?

 

Yüreğinize yapacağınız yolculuk doğadan, yeşilden ve maviden başlar unutmayalım ki!

 

Akıldan çıkarmamak gerekir ki toprak bir anadır…

 

Çıplak yalın ayak toprağa basmak şifadır.

 

Toprağın bizi hissetmesine izin vermeliyiz…

 

Onda üşümeli onda ısınmalıyız…

 

Biz yeter ki görmek isteyelim.

 

O’nun bizlere sunacağı daima mis kokulu rengarenk açan güzel çiçekleri vardır.

 

Size tavsiyem, dört mevsimi kendi tadında yaşamaya çalışmanız.

 

Ciğerlerinizin ne kadar ciddi bir iş yaptığını fark etmek için havayı içinize her alışverişte şükretmeniz…

 

Suyu, envai çeşit meyveyi ve tüm gıdaları sıradan bir şey yer içer gibi değil mucize olduğunu bilerek tüketmeniz…

 

Yaşadığımız doğal çevrenin, Rabbimizden bize verilmiş bir armağanı olarak koruyup kollayalım dostlar.

 

Bakarak, görerek, tefekkür ve teşekkür ederek öğrenip öğretelim…

 

Sevdiğimiz bir türkünün, nakaratları gibi doğayı güneşi ayı yıldızı yağmuru gülü bülbülü ve aşkı, şifâlı dillerle söyleyelim… Tüm besteleri bizden olsun…

 

Derman belleyip hayırlı bir şekilde onunla dost olalım…

 

Hayata karşı hem huzurlu, hem müşfik, hem de ılık bir buz mavisi gibi olalım…

 

Ve son olarak şunu söyleyeyim ki; sevdiklerimizi sık sık ziyaret edelim.

 

Derviş Yunus’un dediği gibi “Gelin tanış olalım…”

 

Doğa ile iç içe yaşayalım…

 

Sonsuz yeşil ve sonsuz mavi binlerce güzellik size, tebessümleriniz bize kalsın…

 

Bugün de duasına; aşk ile sevmek, şükür ile hamd ve âmin ile âmin düşenlere bin selam olsun…

 

Ellerimi gökyüzüne değil, senin sonsuz rahmetine açtım Allahım…

 

Âmin…

 

Aşk ile Hû…

 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!