• Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”

YAZARLARIMIZ

Mehmet Nuri Yardım
Mehmet Nuri Yardım
Eklenme Tarihi: 6 Haziran 2020, Cumartesi 16:46 - Son Güncelleme: 6 Haziran 2020 Cumartesi, 16:46
Font1 Font2 Font3 Font4
Emine Işınsu’nun Kedisi

 

 

Malum bizim kitabı Kediname yayınlandıktan sonra kediseverlerle ahbaplığım arttı. Meğer kedileri ne çok kişi varmış. Doğrusu buna pek çok sevindim. Kendi aralarında organize olmuşlar. Düzenli olarak kedilere ve köpeklere yem dağıtanlar bile var. Büyük sevap işliyorlar şüphesiz. Bu evcil hayvanlara sahip çıkmak, onlara yalnız olmadıklarını hissettirmek gerek.

 

Kitabın basılacağını duyurduktan sonra bana sürekli kedi fotoğrafları gönderen dostlarım oldu. Kedi yazıları bulup yollayanlar da… Kedi şiirleri vs. Kediname biraz da onların gayreti ve teşvikleriyle vücut buldu, sağ olsunlar.

 

Tabii şimdi kitap okurken, antolojilere bakarken bir kedi şiiri veya yazısı görünce heyecanlanıyorum. Günümüzün kıymetli romancılarından Emine Işınsu’nun 2013’te yayımlanan romanı Bir Aile’yi yeniden okuyunca bir de ne göreyim. Bir kediden bahsedilmiyor mu? Meğer daha önce farkına varmamışım.

 

Bir Aile, yazarın diğer romanları gibi son derece akıcı ve insanımızı anlatan bir eser. Yürek ile kalp arasındaki bağı çok güzel yansıtıyor. Bilge Kültür Sanat Yayıncılık’tan çıkan eserin arka kapağında şu satırları okuyorum: “Üniversiteli bir genç kız, sonra eş ve anne. Hayat yolculuğu içinde hayaller ve hayal kırıklığı sevgi, sevgisizlik, yalnızlık ve umut. Emine Işınsu’nun kaleminden ödüllü eserlerine rakip, Küçük Dünya tadında yeni bir roman.”

 

Ankara’da yaşayan Emine Işınsu Hanımefendinin evinde kedisi var mı bilmiyorum ama bahsettiğim romanda sevimli bir kediden söz ediliyor. Aslında merak etmedim değil, Yağmur Tunalı’ya bir ara sormalıyım. Evde kedi olabilir. Zira “Kara Kedi” adı verilen minik siyah kedi o kadar güzel tasvir ediliyor ki, kedileri sevmeyen, kedi beslemeyen bir yazar bu satırları kaleme alamaz. Şimdi romanın 174’ncü sayfada başlayan bölümü okuyalım. Söz konusu bölüm “Kara Kedinin de Bir Hikâyesi Olmalı!” diye başlıyor:

 

Apartmanın bahçesinde, ağaçlara tırmanan, kapkara bir kedi yavrusu, vahşi mi vahşi!.. Çocuklarını bile hemen hiç sevmeyen, yüzlerine bakınca kendi yaşını hatırlayıp, öfkelenen Behçet, kedilere dayanamıyor; elinde değil, onları; beyazını, siyahını, sarısını velhasıl tümünü seviyor. Bir akşamüstü, bahçede küçük kara kediyi gören Behçet, hayvanın peşine takılmış, kedinin kaçarak bir ağaca tırmandığını görmüş, haydi o da arkasından fırladı!..

 

Ben pencereden bahçeye bakıyor, orada Behçet’in küçük bir kara kediyi yakalamaya çalıştığını görüyordum! Behçet kıymetli bej pantolonunun bir bacağının yırtıldığını fark etti… Artık mesele büsbütün karışmıştı; adam, ille de bu küçük kara kediyi yakalayıp, bir iyi dövmek istiyordu ama bütün kedilere hiç dayanamadığı için, o küçük kara şeytanı bağrına basıp, asansöre atlayıp, yukarı daireye çıktı… Kapıyı açan Gül oldu, kediyi görünce, o da dayanamayıp, sevinçle bağırdı:

 

“Babacığım, nereden çıktı bu bacaksız?”

 

“Bu kara kedi; sana doğum günü hediyesi güzelim!” dedi babası ve sordu, “Nasıl, kaç yaşını doldurdun sen bakayım?”

 

“Söyleyeyim ama sakın kızma!”

 

“Ne diyorsun sen be, kaç yaşındasın ki?”

 

“Sadece bir laf edeyim, Dil ve Tarih-Coğrafya’nın, Coğrafya bölümünün ilk sınıfındayım!”

 

“Haydi oradan, ben sana, bir milyoner koca aramaktayım ki, herifin paralarını yiyelim.”

 

“Biliyor musun, bana koca olacak yakışıklıyı buldum bile!.. Fotoğrafını görmek ister misin, adı Ahmet Uzun, tanır mısın, o Uzunlar’ın oğlu!.. Çok çok zenginler, tabii ona göre çeyiz vereceksin bana.”

 

“Haydi sersem, bir de yalancı kesildin başıma!” dedi ama kızının gerçekten Uzunlar’ın oğlu ile evlenebileceğini de düşündü, sahiden çok güzeldi Gül… Fakat ne yazık ki kendi öz kızı!

 

“Eh komşuda pişer, bize de düşer.” dedi içinden.”Eğer Gül doğru söylüyorsa, ben yaşadım, demektir” diye karar verdi, ertesi günden sonra Gül’le ahbaplık kurmaya karar verdi.

 

 

KEDİLER BİR TAZE NEFESTİR EVDE

 

Romanın ilerleyen bölümünde “Kediler Bir Taze Nefestir Evde” başlığı atılmış. Ne güzel! Hakikaten bunu yaşayan biri olarak söylüyorum. Yazarımızın dediği gibi kediler evlerde ‘taze bir nefes’tir. Devam edelim okumaya:

 

“Ben babaydı, oğlandı, kızdı; Fatma Hanım’dı; eve haftada üç kez gelen temizlikçiydi falan derken tabii aklıma, yeni arkadaşımız hatta sevgilimiz Kara Kızcağızımız geldi; Kara Kız; beş, altı günlük kedimizin, pırıl pırıl simsiyah tüyleri var. Malum; Behçet onu bahçede bulup, eve getirmiş; doğum günü armağanı olarak Gül’e vermişti. Doğrusu kedi kısmının bu kadar akıllı ve duygulu olduğunu hiç bilmezdim.

 

Mesela Kara Kız, evin içinde kiminle ahbaplık kurulur, kim tarafından sırtı severek okşanır, kimden kaçılır, doğrusu bunları pek iyi bilir, yahut hisseder demeliyim. Behçet’in eve döndüğü saatlerde, mutlak Kara Kız bir yerlere kaçmış ve kaybolmuştur!.. Hemen hep sarhoş olduğu için herhâlde, kediciği çok kötü mıncıklayıp canını acıtıyordu!..

 

Çünkü Behçet hiç belli olmaz; zaman olur Kara Kız’ı tekmeler, zaman olur onu kucağına alıp öper. Kedicik kendince düşünüp herhâlde; Behçet’e hiç görünmemeyi tercih etti. İşin tuhafı, Behçet’in güya annesi, benim güya kaynanam Zehra Hanım’dan da kaçar… Oysa o kadın, kedileri sever görünür, Kara Kızımızın peşinden koşar, bazen yakalar, sevmeye çalışır ama kara kedicik, ok gibi fırlayıp, kurtulur ondan ve kaçar.

 

Kara Kız’ın bir alışkanlığı da, geceleri benim yahut Gül’ün koynunda uyuması, hangimizi uygun görürse, onun yorganının altına girmesidir… Ancak Seval bu konuyu biraz abartır, kıskanır çünkü! İleride ne olacak, bilmem tabii kocasıyla ne yapacak? Çünkü adamlar kıskanmaya da, kıskandırmaya da meyillidirler! Pek tabii kendi kıskançlıklarını hiç kabul etmezler! Aman pis erkek şeyler, ‘patlasınlar’ da diyemem, çünkü oğulcuğum Aziz’im erkektir!

 

Hayvanları severim; başta kediler, sonra köpekler! Derken öbürleri gelir, sıra bozulmaz yani, köpeklerden sonra kuşlar, her türlü kuşçuklar, bilhassa kanaryalar ve serçeler! Aman be yahu, yılandan başka her hayvanı severim, koca filleri bile… Böylece bütün hayvanları seviyorum, ancak yılanı sevmiyorum, bundan sonra da sıramız uzar gider…

 

Bilir elbet kedilerden başlayarak, söylememiz gerek; anne kedi mutlaka yavrularını esirger ve korur, dişi köpekler de aynen öyle yaparlar, hatta bazı kişilerden saklarlar… Eh hayvanlar kitabı yazmadığıma göre, onlardan bu kadar bahsetmek yeter; zaten yazmama sebep olan, Kara Kız, o olmazsa bizim aile eksik anlatılmış olur, ama kuzum ne olur, filleri de ve bilhassa atları da sakın unutmayınız!”

 

Bir Aile’de sadece kedi yok, bütünüyle bir hayat var. Bugünlerde zamanımız çok. Edebiyata değer veren bütün okuyuculara bu romanı tavsiye ediyorum. Zaten daha önce Emine Işınsu okumamış olanlar Bir Aile’den sonra yazarın diğer romanlarına da yöneleceklerdir.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN