RÖPORTAJLAR
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”

Ege’nin Efeleri
Eklenme Tarihi: 12 Şubat 2020, Çarşamba 06:15 - Son Güncelleme: 12 Şubat 2020 Çarşamba, 06:15
Font1 Font2 Font3 Font4



Ege’nin Efeleri
İlknur Öztürk

 

 

Yakın tarihimizin tüm gerçekliğiyle anlatıldığı, Gürbüz Azak’ın kaleme aldığı Ege’nin Efeleri’ni yakından tanıyalım. Kitabın ismi ve kapak tasarımı içeriği gibi etkileyici. Dikkat edilirse her bölümde okuyucuya tılsımlı fikirler bırakılmış. Adnan Menderes’in kişiliği ve hayatı, samimi ve akıcı bir üslûpla anlatılmış. Söylenilmeyenler söylenmiş, yazılmayanlar yazılmış. Yalnızlığın bir insanın alın yazısı olduğu, daimî başarıları, yüce gönüllülüğü, yüzünden eksik etmediği tebessümü ve tarihe geçen çalışmalarıyla bir başvekil geçti bu ülkeden. Ruhuna rahmet, yaptığı özverili işlere saygıyla… Kendisini anarken şu sözleri kuşkusuz ki insanı duygu seline sürüklüyor:

 

Ben, insanları severdim.

İnsanların sevdiklerini, hem de yurdumu…

Daha da sevmeye artık zaman yok.

Dışarıya darağacı kurdular.

Altı kişi yakınında durdular.

Belli ki vakit tamam…

Şimdi bir daha anlıyorum:

Bu vatanı sevmek kolay değildir.

Ama bu toprağın sevenleri hep olacaktır…

 

Adnan Menderes 1899 yılında Aydın’da doğdu. Öksüz ve yetim büyüdü. Ulaştığı mevkilere bakılacak olursa çok zorlu yollardan geçti ama yılmadı. Hayatı boyunca hep mücadele etti. Bu özelliği ona güç kattı. Vatanına ve milletine sevgiyle bağlıydı ve bu sevgisini yaptığı işlerle ve güler yüzüyle yansıttı. Politik hayatı boyunca türlü iftiraya uğradı, yıkıcı ithamların hedefi oldu fakat uğradığı haksızlıklara boyun eğmedi. Vazifeyi bırakmak ve küsmek aklına gelmedi. Sabırla ve metanetle dimdik durdu. Sığınaksız ve bir başına yaşadı. Kaygılarını, sıkıntılarını, dertlerini kendisi hariç kimseyle paylaşmadı. Onun ayakta durmasını sağlayan enerji; milletine ve medeniyetine duyduğu yakınlık ve güvendi. Milleti ile el ele, gönül gönüleydi. Ne var ki milletvekilliğinin ilk yıllarında bakımsız ve hatta sahipsiz Anadolu’yu dolaştığında kuru ekmekle ömür tüketen insanların var olduğunu gördü ve bu gidişatın değişmesi gerektiğinin bilincinde olarak ülkesinin çehresini değiştirip güldürürdü. Ülkesinin haysiyetine ve itibarına düşkündü. “Maliyeci zihniyetiyle iktisadî kalkınma olmaz!” Sözü Menderes’in ülke yönetimine verdiği önemi yansıtması bakımından büyük önem taşıyor.

        

 

Ülküsü için firesiz ve sağlam bir mücadele veren Başvekil’in yaptığı işleri saymakla bitiremem. Sayın Gürbüz Azak beyefendinin vesilesiyle Menderes hakkında aklımda olan soru işaretleri cevap buldu. Bilgilerimi tazeledim, eksik kalan kısımları tamamladım ve bilmediklerimi öğrendim. Eser siyasi tarihe ilgi duyanların başucu kitabı olacak nitelikte. Yazımı sonlandırırken emeği geçenlere teşekkürümü sunuyor, Adnan Menderes’e dualarımı gönderiyorum. Bu ülke sana minnettar. Mekânın cennet olsun başvekilim.

 

 

 

        


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!