RÖPORTAJLAR
  • Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat

Durali Yılmaz – Fetva Yokuşu
Eklenme Tarihi: 13 Nisan 2020, Pazartesi 21:18 - Son Güncelleme: 13 Nisan 2020 Pazartesi, 21:23
Font1 Font2 Font3 Font4



Durali Yılmaz – Fetva Yokuşu
İlknur Öztürk

 

1948 yılında Denizli Acıpayam’a bağlı Köke köyünde doğdu. Yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tamamladı. Mimar Sinan Üniversitesi’nde “Türk Romanının Doğuşu ve Ahmet Midhat” adlı teziyle doktorasını verdi. 1988 yılında doçent, 1993 yılında da profesör oldu. 1984 yılında İstanbul Üniversitesi’ne geçen ve burada özellikle İletişim Fakültesi’nde hocalık yapan Durali Yılmaz, daha sonra da 1995’te Muğla Üniversitesi’ne giderek burada Fen-Edebiyat Fakültesi’nin Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü’nün kuruluşunu tamamladı. Muğla Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi dekanı oldu. Son olarak Kültür Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde bölüm başkanlığı ve öğretim üyeliği yaptı.

 

Yazarın biyografisinden sonra Mihrabad Yayınları’ndan çıkan Fetva Yokuşu romanıyla ilgili yorumlarımı ve görüşlerimi paylaşmak isterim. Mehmet Nuri Yardım Hocam’ın vesilesiyle Durali Yılmaz’la tanışma ve kitabını okuma şansını yakaladım. Durali Yılmaz güleryüzlü, nezaketli, hoş sohbet ve dopdolu bir insan. Aynı zamanda çağdaş ve iletişimi kuvvetli bir akademisyen. Yeni Dünya Vakfı’nda düzenlenen toplantıda konuşmacıydı. Sahip olduğu bilgilerle toplantıya herkesi ışıklandırdı. Sohbet havasında geçtiği için samimi bir ortam da oluşturdu Durali Bey. Toplantının can alıcı kısmı ise Durali Bey’in söylediği şu cümleler oldu. “İnsanlar tarihi kullanarak birçok işi yapıyorlar. İleri ülkeler için tarih, itici bir güçtür. Batılı, tarihini edebiyata taşıdı fakat biz bunu yapamadık. İslam kültürünü maalesef hep Arap kültürü ile gördük. Sanat toplumu geliştirir. Biz bu konuda eksik kaldık. Türkiye’deki filolojilerde bile kendi dili ve edebiyatı yok fakat Moskova’da ve Madrid’de durum tam tersi. Türk Edebiyatı dünyayı etkileyecek ama roman konusunda zayıf. Bu cümleler tarihimiz ve edebiyatımızla ilgili özeleştiri yapmamız açısından son derece önemli.

 

Gelelim “Fetva Yokuşu”na. Konusunu tarihten alan Fetva Yokuşu, 16. Yüzyıldan itibaren üç kıtaya hükmetmeye başlayan Yeniçeri Ocağı’nın anlatıldığı kitaptır. Yeniçeriler ön planda olmak üzere Genç Osman’ın katli, hilafetin kaldırılması, Şeyhülislamlığın İstanbul Müftülüğü’ne evrilmesi, toplumsal yaşam tarzının değişmesi ve Osmanlı’nın çöküşü ele alınmıştır. Romanın başkahramanı, idam cezasına çarptırılan yeniçerilerin infazında kullanılmak için yaptırılan “Cellat taşı”dır. Bir taşın konuşturulması ve hislerinin olması bakımından orijinallik taşır. Yazarın, taşı fiziksel ve ruhsal olarak betimlemesi gayet başarılıdır. Mermerin işlenerek “Cellat taşı” olma süreci ve fikir değişimin olması okuyucuyu kitaba daha da yönlendiriyor. Ayrıca askeri darbelerin Türkiye’ye ne kadar zarar verdiğini de açıkça anlatıyor.

 

Dil ve üslup olarak sade, duru ve akıcı bir dil kullanılmıştır. Yabancı kelimelerin yer almaması romanın su gibi akıp gitmesini sağlamıştır. Yazar “Cellat taşı”nı betimlerkenki başarısını yardımcı kişileri anlatırken de devam ettirmiştir. Olayların geçtiği mekanlarla şahıslar bağlantılıdır. Metinde olaylar iki türlü verilmiştir. Birincisi 16 yy. Osmanlı dönemi dediğimiz geniş zaman, ikincisi ise yaz ve kış mevsimleri ile gece ve gündüz vakitlerinin kullanıldığı dar zamandır. Olaylar kahraman anlatıcının bakış açısıyla anlatılmıştır. Beş farklı anlatım tekniği kullanılmıştır. Bunlar öyküleyici, betimleyici, öğretici, eleştirel ve düşsel anlatımlardır.

 

Tarihî bir roman olarak bilgilenmenin yanından günümüzü de ışık tutan “Fetva Yokuşu”nu ilgiyle okudum. Kitapseverlere özellikle tarihe ilgi duyanlara bu güzel kitabı tavsiye ediyorum. Başta Durali Yılmaz olmak üzere emeği geçen herkese bu eser için teşekkürlerimi sunuyorum.       


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!