• “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 8 Ağustos 2020, Cumartesi 18:11 - Son Güncelleme: 8 Ağustos 2020 Cumartesi, 18:11
Font1 Font2 Font3 Font4
Dün, bugün, yarın

Gül menekşeye karışmış
Küskün olanlar barışmış
Taze fidanlar yetişmiş
Biz bu yerlerden gideli
Gurbet ellere düşeli
Öksüz Âşık

DÜN
Sade bir hayat tarzımız vardı.
Ekranlar böylesine yaygın, böylesine çok değildi.
İnternet yoktu.
Günler daha sakin, daha yavaş geçiyordu.
Daha mutluyduk, daha huzurluyduk.
Daha çok geziyorduk.
Şehirler asfaltla kaplı değildi.
Yollarda toz, toprak, çamur vardı.
Kar daha çok yağıyordu.
Herkesin morali daha düzgündü.
Arkadaşlık, dostluk çok ön planda, pek değerliydi.
Akraba ziyaretleri vardı.
Misafir, misafirlik diye bir şey vardı.
Boş zaman diye bir şey vardı.
Kanaatkârdık.
Bilgiye ulaşmak zordu.
Daha çok radyo dinlerdik.
Pek çok yere yürüyerek giderdik.
Şehirlerde boş tarlalar, arsalar çoktu.
Çocuklar sokaklarda oynardı.
Dört mevsim vardı. İlkbahar, yaz, sonbahar, kış.
Sohbet muhabbet diye bir şey vardı.
Daha çok kitap okuyorduk, gazete okuyorduk.
Obezite yoktu.
Otomobiller fazla değildi.
Denizli’den İzmir’e en az dört saatte gidilirdi. Trenle gidersek çok daha fazla süre gerekirdi. Üstelik çok ciddi bir hazırlık da yapılırdı. Bavullar hazırlanır, otogardan bilet alınır, otobüs kalkmadan yarım saat önce otogara gelinir, otobüs bütün haşmetiyle perona yanaşırdı.
Yollar dardı, tek şeritti.
Balkonlarda, çatılarda, evlerin girişlerinde çiçekler olurdu.
Şehirlerde toprak vardı. Bahçeli evler vardı. Köyler, ormanlar, yaylalar, dağ havası, kaynak suları vardı.
Evlerde turşu, reçel, konserve, salça yapılırdı.
Plaklar, kasetler, teypler, pikaplar vardı.
Gazetelerde iş ilanları vardı, firmaların reklamları çok önemliydi.
Her yerde bisiklete binen çocuklar vardı.
Hayatın anlamı denen bir şey vardı. Herkes neden yaşadığını, niçin yaşadığını bilirdi.
Yağmur yağdığında toprak kokusu gelirdi.
Hepimiz arasıra nezle-grip olurduk. İlaçla bir haftada, ilaçsız yedi günde iyileşirdik.
Ihlamur, adaçayı, nane, limon, kekik kaynatıp içerdik.
Hava kirliliği vardı.
Kelime dağarcığımız çok zengindi.

BUGÜN
Sıkış tıkış, aşırı süratli, tüketim odaklı bir hayat tarzımız var.
Her yerde ekranlar var. Bilgisayar, akıllı telefon, televizyon, tablet ekranları.
İnternet diye bir şey var.
Günler çok hızlı geçiyor.
Mutluluk ve huzur azaldı sanki.
Daha az geziyoruz.
Şehirler asfaltla kaplandı.
Yollarda toz toprak çamur yok.
Artık şehirlere kar yağmıyor.
Herkesin morali nasıl?
Arkadaşlıklar, dostluklar biraz köreldi sanki.
Akraba ziyaretleri azaldı, belki de kalmadı.
Misafir, misafirlik azaldı.
Boş zaman kalmadı.
Aşırı hırslıyız.
Bilgiye ulaşmak çok kolay.
Artık radyo dinlemiyoruz.
Her yere araçlarla gidiyoruz. Otomobiller, yüksek hızlı trenler, otobüsler, uçaklar…
Şehirlerde boş tarlalar, arsalar kalmadı. Sıkış tıkış şehir olur mu?
Çocuklar artık sokaklarda oynamıyorlar. Belki de en acıklısı bu.
Mevsimlerin sayısı ikiye düştü: Yaz, kış.
Sohbet muhabbet çok azaldı. Herkes ekranlara esir oldu.
Daha az kitap okuyoruz. Gazete okumuyoruz.
Obezite yaygınlaştı.
Otomobiller her yerde. Sokaklar, caddeler otomobillerle dolup taşıyor.
Denizli’den İzmir’e 2.5-3 saatte bir nefeste gidilebiliyor artık. Atlıyorsun arabaya, gidiyorsun. Otobüsle gideceksen, internetten biletini alabiliyorsun.
Yollar genişledi, rahatladı. Otobanlar yaygınlaştı.
Balkonlarda, çatılarda, evlerin girişlerinde çiçekler var mı?
Şehirlerde toprak kaldı mı, bahçeli ev kaldı mı? Köyleri özlüyoruz. Topraktan kopuk yaşıyoruz ve bunun maliyeti çok ağır. “Hasta bina sendromu” literatüre girdi. Topraktan–tabiattan kopuk binalara hapsolduk.
Evlerde turşu, reçel, konserve, salça yapan kaldı mı?
Mini usb bellekler var.
Gazetelerde iş ilanları artık yok. Firmalar seo kriterlerini uygulayarak internette arama motorlarında üst sıralara çıkabiliyorlar.
Şimdilerde küçük büyük herkes bisiklete biniyor. Bu harika.
Anlam kaybı var. Pek çok insan neden yaşıyorum, niçin yaşıyorum gibi sorular sormuyor. Kimileri neden yaşadığını, niçin yaşadığını, hayatın anlamını, bu hayata hangi anlamı kattığını bilmiyor. Kimileri bu sorularla ilgilenmiyor.
Yağmur yağınca toprak kokusu duyan var mı?
Korona denilen bütün dünyada görülen bir virüs var. Hâlâ çaresi bulunamadı. Maske-mesafe-temizlik kuralları olmazsa olmaz. Temizliği yeniden keşfetmek çok güzel.
Ihlamur, adaçayı, nane, limon ve kekiği yeniden keşfediyoruz.
Hava kirliliği azaldı.
Kelime dağarcığımız azalıyor. Bazılarının kelime dağarcığı 18-20 kelimeden ibaret: Kredi kartı, bonus, faiz, döviz, borsa, arsa, futbol, otomobil, magazin, politika, gurme, gastronomi, ego, kariyer, başarı, kakara kikiri, televizyonlarda 7/24 dönen o yarışma programı, akıllı telefon, tablet, bilgisayar ekranları.

YARIN
Sade hayatı yeniden keşfedeceğiz.
Ekranlara esir olmamak gerekir.
İnternet çok daha yüksek hızlara ve kapasitelere çıkacak.
Günlerin geçiş hızı daha da artacak. Zaman daha hızlı akacak. Bu kadar sürate gerek yok.
Mutluluk ve huzur arayışı artacak.
Daha çok gezeceğiz.
Şehirlerde yeşil alanların, parkların, bahçelerin artması için her şey yapılacak.
Belki şehircilik anlayışı yollarda toz toprak olması yönünde değişecek.
Şehirlere kar yağması için bir şeyler yapılacak.
Morallerin düzgün olması için gayret edilecek.
Arkadaşlık, dostluk yeniden önem kazanacak.
Akraba ziyaretleri artacak.
Misafir, misafirlik yeniden baştacı olacak.
Boş zamanımız olacak. Bunun için çalışma saatleri yeniden düzenlenecek. Evden çalışma yöntemleri, araçları yaygınlaşacak.
Yeniden kanaatkâr olacağız.
Bilgiye ulaşmak daha da kolay olacak. Bilginin yorumlanması önem kazanacak.
Radyo dinleme durumları nasıl olur, onu şimdiden kestiremiyorum.
Her yere daha süratli, daha konforlu araçlarla gideceğiz. Sürücüsüz otomobiller, uçan otomobiller, çok yüksek hızlı seyahat tüplerinin olduğu tüneller. Bunlara hyperloop deniyor. Saatte 1200 kilometre. Hyperloop sayesinde Edirne-Van bir saat sürecek.
Şehirlerde boş tarlalar, arsalar olsa keşke.
Çocuklar yeniden sokaklarda oynamaya başlayacaklar. Buna eminim.
Mevsimlerin sayısı yeniden dörde çıkacak. İlkbahar, yaz, sonbahar, kış. Olması gerektiği gibi.
Sohbet muhabbet artacak. Ekran esareti bitecek.
Daha çok kitap okuyacağız. Gazetelerin durumu ne olur, nasıl olur, bilmiyorum. Hele bir de kâğıt tamamen ortadan kalkarsa, o zaman yeni çareler düşünülür elbette.
Obezite azalacak.
Otomobiller azalacak. Ama otomobillerin yerini alacak başka araçlar olacak.
Denizli’den İzmir’e on dakikada gidebileceğiz. Harika değil mi?
Akıllı yollar, akıllı otobanlar geliyor. Yapay zekânın kontrol ettiği yollar yani. Sürücüsüz otomobillerle iletişim kurabilen yollar. Otomobilin hızını viraja göre ayarlıyor, kaza riski en aza iniyor. Yakıt tüketimi de en aza inecek akıllı yollar sayesinde.
Balkonlarda, çatılarda, evlerin girişlerinde çiçekler olacak.
Şehirlerde toprak, bahçeli evler ve hobi bahçeleri artacak. Toprak ve tabiat yeniden keşfedilecek. “Ekoterapi” denilen bir terapi türü yaygınlaşacak. Yani ağaç, orman, çiçek, bahçe, yayla, dağ havası insana çok iyi gelecek.
Herkes kendi evinde yeniden turşu, reçel, salça ve konserve yapacak. Buna eminim.
Müzik dinlemenin çok daha kolay araçları olacak. Çünkü internet, evdeki her nesnede olacak. Nesnelerin interneti yaygınlaşacak. Endüstri 5.0 kapıda, eli kulağında.
Seo kriterlerini otomatik olarak yapabilen uygulamalar, programlar, yazılımlar geliştirilecek. Bu sayede her şey daha da kolaylaşacak. Reklam, ilan, iş arama, eleman arama vb. çok kolay olacak.
Bisiklet daha da yaygınlaşacak. Bisiklet yolları artacak.
Anlam arayışı artacak. Herkes neden yaşadığını, niçin yaşadığını, bu dünyaya neden geldiğini, bu hayatın anlamını, bu hayata hangi anlamı kattığını merak edecek.
Yağmur yağınca yeniden toprak kokusu duyabileceğiz.
Koronaya aşı-ilaç-çare bulunacak. Ama bu defa yeni yeni, başka başka virüsler, bakteriler, hastalıklar çıkacak muhtemelen. İmtihan dünyası. Bu dünyada bize rahat yok.
Ihlamur, adaçayı, nane, limon, kekiğin değeri ve önemi artacak.
Hava kirliliği olmayacak.
Kelime dağarcığımız yeniden zenginleşecek. Bazıları, 18-20 kelime dışında kalan çok büyük bir dünyayı keşfedecekler. Yarının dünyası 18-20 kelimeden ibaret olmayacak.

DUA
Ya Rab! Yarınımızı bugünden hayırlı eyle, akibetimizi bugünden hayırlı eyle, ahirimizi evvelimizden hayırlı eyle, ahiretimizi dünyadan hayırlı eyle. Amin.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN