• Ahmet Efe: “Sanatta Asıl olan İnançtır”
    Ahmet Efe: “Sanatta Asıl olan İnançtır”
  • Hüseyin Kutlu: “Yazı Sanatımıza Ciddi Bir Alaka Var”
    Hüseyin Kutlu: “Yazı Sanatımıza Ciddi Bir Alaka Var”
  • İttihadı İslam, Meşveretle Olacaktır
    İttihadı İslam, Meşveretle Olacaktır
  • İhsan Kurt ile Mülakat  
    İhsan Kurt ile Mülakat  
  • Muzaffer Deligöz ile Mülakat (1)
    Muzaffer Deligöz ile Mülakat (1)
  • Hüseyin Movit ile Türkçe Üzerine Mülakat
    Hüseyin Movit ile Türkçe Üzerine Mülakat
  • Mehmet Nuri Bingöl ile Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl ile Mülakat
  • Cennet Yurdumuzu İttihad-ı İslâm’la Koruyabiliriz
    Cennet Yurdumuzu İttihad-ı İslâm’la Koruyabiliriz
  • M. Halistin Kukul: “Edebiyat Ömürlük Meseledir.”
    M. Halistin Kukul: “Edebiyat Ömürlük Meseledir.”
  • Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
    Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine

YAZARLARIMIZ

Büşra Cansız
Büşra Cansız
Eklenme Tarihi: 30 Haziran 2021, Çarşamba 20:28 - Son Güncelleme: 30 Haziran 2021 Çarşamba, 20:28
Font1 Font2 Font3 Font4
Değişen Zaman

 

Zaman ne çabuk geçiyordu öyle değil mi? Hayat dediğimiz bu kısa yaşam serüvenimiz göz açıp kapanıncaya kadar bitiyordu. Şöyle bir gelip, bakıp, görüp çıkıyoruz bu dünyadan. Öyleyse nedir paylaşamadığımız demek istesem de bu sefer dünyaya yaydığımız kötülüklerden bahsetmek istemiyorum. Geçmişe kısa bir yolculuk yapalım diyorum, mesela yaşadığımız değişimlerden bahsedelim…

 

Bundan kırk sene evvel cep telefonları icat olacak; beklemeden, hat düşmeden, istediğin yerde, istediğin zaman, istediğin kişi ile konuşabileceksin deseler insanlar inanır mıydı acaba? Yoksa: “Hadi canım telefonlar cebimize girecek kadar küçülecek ve herkeste olacak öyle mi dalga geçme bizimle” mi derlerdi. Hele bir de “Sadece konuşmakla kalmayacaksın fotoğrafını çekip gönderebilecek, görüntülü de sohbet edebileceksin” deseler meczup bu deyip güler geçerlerdi herhalde.

 

Biz belki farkında değiliz ama çok hızlı bir değişim yaşıyoruz. Bu değişimin güzelliklerini de sancılarını da bir arada yaşayan büyüklerimiz değişen zamanın en büyük tanıkları. Düşünsenize 1940 senesinde doğmuş bir insanın çocukluğunda ne televizyon ne telefon ne de bilgisayar vardı. Savaşların, yoklukların normal karşılandığı bir dönemde ellerindeki ile yetinmesini bilerek büyüyorlardı. Sonra bu garip icatlar karşılarına çıkıyordu. Her yeni icatla beraber biraz daha değişiyor hayatları, çoğu zaman kolaylaşıyordu. Değişen zamana ve bu yeni teknolojiye ayak uydurmak hiç de kolay olmamıştır tabii. Bize kolay ve doğal gelen birçok şey onlar için hayret uyandırıcı ve olağanüstü şeylerdi.

 

Siyah beyaz fotoğrafları inceliyorum mesela. İnsanlar ne kadar doğal, sade ve zarifler. Çekilen bir fotoğrafın ne kadar değerli olduğunu biliyorlar tabii. Herkesin elinde olmayan, basımı ise oldukça meşakkatli bir iş. Dolayısıyla her an özel olmalı. Nereden bilecekler ellerinde tuttukları küçücük bir aletle istedikleri kadar fotoğraf çekebileceklerini ve anında istedikleri kişiye gönderebileceklerini. Bilmemek daha iyiymiş diye düşündüğüm zamanlar olmuyor değil hani!

 

Geçmişin vazgeçilmez iletişim aracı olan mektuplardan bahsetmeden sohbetimizi bitirmek istemem. Gelmesi günlerce beklenen, cevap yazmak için saatlerce masa başında düşünülen mektuplar… Yazılacak her kelime önemliydi, bütün hissiyatı içermeli ve okuyacak kişiye o duyguyu yaşatabilmeliydi. Akıllara gelir miydi ki hiç beklemeden anında istediğin kişiye gönderilecek yazdıkların. Pencerede postacı gözü beklemek yok, mektuba nasıl tesirli bir cevap yazabilirim derdi yok, hangi pulu seçsem ki kararsızlığı yok. Anında gönder mesajı ve al “Ok, by…” cevabını. Ne büyük kolaylık değil mi?

 

Ne diyelim ki; değişen zaman, değişen duygular ve değişen insan…


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN