RÖPORTAJLAR
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”

Cemile-Sultanmurat Cengiz Aytmatov
Eklenme Tarihi: 10 Nisan 2016, Pazar 17:17 - Son Güncelleme: 10 Nisan 2016 Pazar, 17:17
Font1 Font2 Font3 Font4



Cemile-Sultanmurat Cengiz Aytmatov
  Neşe Öztürk İşte yine o mütevazı çerçeveli tablonun karşısındayım. Tablonun derinliğinde sonbaharın solgun görüntüsü var. Rüzgâr uzaktaki sıradağların üzerinden hızlı hızlı kayan küçük akbulutları kovuyor. Ön planda, koyu kızıl renkte bir pelin bozkırı. O iki yolcu ise bir adım daha atsalar çerçeveden dışarı çıkacaklar sanki. Kültürel ve genetik kodların insan yaşamının nasıl da ayrılmaz […]

IMG_6453_resized 
Neşe Öztürk
İşte yine o mütevazı çerçeveli tablonun karşısındayım. Tablonun derinliğinde sonbaharın solgun görüntüsü var. Rüzgâr uzaktaki sıradağların üzerinden hızlı hızlı kayan küçük akbulutları kovuyor. Ön planda, koyu kızıl renkte bir pelin bozkırı. O iki yolcu ise bir adım daha atsalar çerçeveden dışarı çıkacaklar sanki.
Kültürel ve genetik kodların insan yaşamının nasıl da ayrılmaz bir parçası olduğunu anlamak için uzaklara gitmeye gerek yok. Bir gün elinize geçen bir kitap “hadi gel seni atalar toprağına götüreyim.” diyebilir. Cemile-Sultanmurat tam da böyle bir kitap. Kitabı elinize alıp sayfalarını çevirdikçe rüzgârlı sıra dağların,  göz alabildiğine uzayıp giden bozkırların, atların insan yaşamıyla nasıl da girişik olduğunu görürsünüz.
Cemile Sultanmurat iki farklı hikâyeden oluşan bir kitap. Birinci hikâye Cemile’nin, diğeri de Sultanmurat’ın hikayesi.
Her iki  bölümde de  15 yaşında bir çocuğun gözüyle anlatılan hikaye Kırgızistan’da geçmektedir.  İkinci Dünya Savaş yıllarında gelişen olaylar;  savaşın, maddi imkânsızlıkların ve zorlu yaşam şartlarının insanları ne şekilde derinden etkilediğinin göstergesidir. Savaş başlayalı üç yıl olmuştu evin büyükleri; babalar, abiler uzak cephelerde savaşa gitmişlerdi. Daha on beşine basmamış gençler de Kolhoz denen yerde çalışmak zorunda kalıyordu. Büyük erkeklerin harcı olan günlük ağır işler çocuk  yaştakilerin omzuna binmişti. Hikâye; Büyük ve Küçük iki evin içinde geçer. Atalar kültürünün sonucu olarak aile bağları ve dayanışma hala devam etmektedir.  Cemile Küçük Ev’in gelinidir. Savaşa giden kocasından haber alınamaz. Cemile işinde gücünde olan akşama kadar durup dinlenmeden çalışan sert mizaçlı bir hanımdır. Anlatıcımızın yengesidir. Zaman geçtikçe Cemile’nin Danyar ile olan sohbeti farkında olmadan aşka dönüşecektir. Her ne kadar ilk anlarda Cemile hep Danyar ile dalga geçip onu aşağılasa da Danyar ses çıkarmaz bozkırı yakan Kırgız türküleri ile avunur durur. Bir gün yaşadıkları köyü de arkalarında bırakıp giderler.
İkinci hikâye ise okulun en güzel kızı Mirzagül ve Sultanmurat arasında geçer. Sultanmurat 15 yaşındadır ve Mirzagül ile aynı sınıfta okumaktadır. Sultanmurat gizliden gizliye Mirzagül’ü sevmektedir fakat ona yaklaşmaya bile cesaret edemez. Mirzagül ise hiç oralı bile değildir. Savaşın soğuk yüzünü bu hikâyede de görürüz ve erkekler savaşa gittiği için tarlada ve günlük işlerde çalışma sırası Sultanmurat’a ve onunla yaşıt diğer çocuklara gelmişti. Bu demek oluyor ki Sultanmurat okulu bırakacaktı ve sevdiği Mirzagül’ü her gün göremeyecekti. Dahası çalışmak için Aksay’a gidecekti. Ve o gün Mirzagülden aldığı işlemeli beyaz mendil Sultanmurat için tükenmez bir umut olmuştur.
Cengiz Aytmatov’un eşsiz anlatımıyla okumaktan büyük zevk alacağınız bu kitap aynı zamanda insanı atalar yurduna götürecektir.
Ünü Kırgızistan’ı aşıp dünyaya yayılan Türk dünyasının en önemli yazarı olan Cengiz Aytmatov 1928 yılında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’e bağlı Talas Vadisi’nde yer alan Şeker Köyü’nde dünyaya gelmiştir. İlk eseri 1952 yılında yayımlanmıştır. İlk romanı Toprak Ana 1963’de neşredilir. Sonrasında Dişi Kurdun Rüyaları ile yazarlık seyrini yerel olandan evrensele taşımıştır. Aytmatov 9 Haziran 2008’de vefat etmiştir. Eserlerinden Bazıları: Zorlu Geçit, Cemile, Beyaz Gemi, Selvi Boylum Al yazmalım, Toprak Ana, Dişi Kurdun Rüyası
Türü: Hikâye
Yayınevi: Ötüken
Çeviren: Refik Özdek
 
 
 
 
 
 
 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!