• Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 17 Ekim 2019, Perşembe 15:54 - Son Güncelleme: 17 Ekim 2019 Perşembe, 16:16
Font1 Font2 Font3 Font4
Çarşılar, trenler, hatıralar…

Üst kat komşumuz Karslıydı. Gürsoy Amca. Hanımı Sivaslı. Ayşe Teyze. Karşı komşumuz da Sivaslıydı. Halil Amca. Hanımı Adapazarlı. Necla Teyze. Muğlalı da var mahallede, İzmirli de, Trabzonlu da, Diyarbakırlı da. Sadece bizim mahallemiz böyle değildi. Bütün Adapazarı böyleydi, kocaman bir mahalleydi. Nereli olurlarsa olsunlar, çatılarının üstünde Allah’ın gökyüzü vardı, bahçelerinde Allah’ın ağaçları vardı. İncir de, ayva da, kiraz da, erik de, elma da Allah’ındı. Hepsi Adapazarlıydı.
Cihat Zafer – Çarşılar Trenler Hatıralar

Cihat Zafer, 1990’dan bu yana severek okuduğum bir yazar. İlk yazılarını Zafer Dergisi’nde okumuştum. O yıllardan beri yazmaya devam ediyor. İlk yazılarındaki güzellik ve akıcılık, şimdi çok daha belirgin.
“Çarşılar Trenler Hatıralar” isimli kitabı henüz çok yeni. Kitap, Değişim Yayınları tarafından 2019’un Eylül ayında yayınlandı ve 127 sayfa.

Kitaptan kısa bir özet yapalım:
Kitapta Adapazarı’nı bütün güzelliğiyle, bütün renkliliğiyle görebiliyoruz. Adapazarı’nın sokaklarında, caddelerinde, mahallelerinde, çarşılarında dolaşıyoruz. Bu şehirde kimler yok ki? Balkan göçmenleri, muhacirler, Karadenizliler, Egeliler, Güneydoğulular… Hepsi bir arada, hepsi huzurlu.
Asım Hamdi Arca Eczanesi’nin kuşatıcı ve sıcak atmosferi, Eczacı Mehmet Toplar’ın babacanlığı, nezaketi, görgüsü, şıklığı, bilgisi ve tevazuu… Yine onun şiir ve insan sevgisi… Eczacı Mehmet Toplar, yazarımızı gönülden ve candan etkilemiş. Uzunçarşı, Adapazarı trenleri, dükkânlar, camekânlar… Bütün canlılığıyla kitapta yer almış.

Kitapta farklı yönleriyle okuyacağımız diğer isimlere bakalım:
Sedat Umran, Nazım Hikmet, Çetin Altan… Ahmet Muhip Dıranas, Yahya Kemal Beyatlı… Behçet Necatigil, Muhsin Ünlü, Turgut Uyar… Edip Cansever, Cemal Süreya, Oğuz Atay, Selim İleri, Attila İlhan…
Kitaptan Cemal Süreya’dan bir alıntı yapalım:
“Dışarıya yağmur, yüreğime hasret,
fikrime sen.
Nasıl yağıyorsunuz üçünüz birden
bir bilsen.”

Kitapta yer alan şairlerden devam edelim:
Cahit Zarifoğlu, Orhan Veli, Sezai Karakoç… Tevfik Fikret, Necip Fazıl, Ziya Osman Saba…
Yazarımız, Ziya Osman Saba ile ilgili şunları yazmış:
“Ziya Osman Saba, gönül kırıklığını sessiz bir kabulle saklayan melek kalpli şair, Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi’nin eşi bulunmaz yazarı, kimselere nasip olmamış, yalnız ona bahşedilmiş bir sesle söyler şiirini. O’nun yağmuru yalnız ona ait bir buluttan iner.”
Kitapta yer alan “Yaz Yağmuru”, içinde pek çok şairin resmi geçit yaptığı harika bir yazı. İşte bu yazının son iki satırı, benim şimdiye kadar okuduğum en güzel yağmur tarifini yapmış. Sadece o satırlar dahi bu kitabı okumak için yeterli. Meraklılarına tavsiye ediyorum. Evet, Cihat Zafer o iki satırda, Selahaddin Şimşek’in öğrencisi olduğunu ispatlamış.

Cihat Zafer’in yazı hayatında, fikir dünyasında iki kişi çok önemli: Selahaddin Şimşek ve Selim Gündüzalp. Bu iki önemli fikir ve dava adamı, Cihat Zafer’i hakikaten çok üst seviyede etkilemişler. Kurdukları cümlelerle, yazdıkları yazılarla, kitaplarla, düşüncelerle ve en önemlisi de yaşayışlarıyla etkilemişler.
Yazarımızın hayatında kitapların, şiirlerin ve şairlerin yeri ilk sıralarda. Okuduğu kitapların etkisini, kitapta kurulan cümlelerin akıcılığından, kitabın okuyucuyu kuşatmasından, kitabın sürükleyiciliğinden anlıyoruz.

Kitaptan alıntılar yapalım:
“Doğduğunuz evin kapısından girebilecekseniz ne mutlu size. Geçen zaman saklamışsa sokağınızı, bahçenizi… Geçen Zaman… Nasıldı o şiir? Ne diyordu, bahçedeki havuzun fıskiyesinden, sakin, mütevekkil, acılarıyla hasretle söyleşen su sesi gibi şiirinde Ziya Osman Saba?
Doğduğum ev. Rahatlıyacak içim duysam
Bir tek kapının sesini
Arıyorum aklımda bir ninni bestesini
Böyle uzaklaşmayın benden, yaşadığım günler
Güneş! Getir bir bayram sabahını
Açılın, açılın tekrar
Çocuk dizlerimdeki yaralar”

Evet, bütün bu isimlerin ve şiirlerin, yazarımızın hatıralarında, düşüncelerinde, hayatında nasıl yer aldıklarını… En önemlisi de yazarımızı nasıl etkilediklerini, yazarımızın onlar hakkındaki yorumlarını bu kitapta görüyoruz. Zaten bir okur için en önemli mesele de bu değil mi? Acaba bir yazar, üstelik otuz yıldır yazmaya devam eden, kalemi güçlü bir yazar, hayata, insana, dünyaya nasıl bakar? Yazarın bir konuya bakış açısı, yorumu ve değerlendirmeleri nelerdir? Bütün bunlar, Cihat Zafer okurları için önemli olsa gerek.
Diyelim ki Ziya Osman Saba’yı tanıyorsunuz. Kitaplarını, şiirlerini okudunuz. Buraya kadar tamam. Acaba Ziya Osman Saba’yı Cihat Zafer nasıl görüyor, nasıl değerlendiriyor? Diyelim ki Selim Gündüzalp’i tanıyorsunuz. Sayılamayacak kadar çok yazısını, kitabını, kırk yıl boyunca imza attığı dergileri okudunuz. Tamam. Ama Selim Gündüzalp’i, Cihat Zafer’in bakış açısından tanıdınız mı? İşte bu sorular benim için son derece önemliydi. Cevabı bulmak için “Çarşılar Trenler Hatıralar” kitabını okudum.
Selahaddin Şimşek’in o kısa ama kitaplar dolusu yoğunluktaki ifadeleri bir şekilde Cihat Zafer’de de görülüyor. Çünkü Cihat Zafer, bir yönüyle Selahaddin Şimşek’in eseri.
Selim Gündüzalp’in son derece akıcı, sürükleyici, berrak ifadeleri, Türkçe’yi kullanmaktaki ustalığı Cihat Zafer’de de var. Çünkü Cihat Zafer, Selim Gündüzalp’in çok emek verdiği isimlerden sadece birisi.

Bu kitap için üç kişiye teşekkür ediyorum:
Selim Gündüzalp… Mekânın cennet olsun. Şimdi senin kalemin artık yazmıyor. Ama Cihat Zafer, yazmaya devam ediyor.
Selahaddin Şimşek… Mekânın cennet olsun. Kısa ömrün, pek çok emeğinin neticesini görmeye yetmedi. Ama öğrencin Cihat Zafer, yazmaya devam ediyor.
Cihat Zafer… Yeni kitabın hayırlı olsun. Sen yazdıkça, biz edebiyatın, düşüncenin, okumanın güzelliğini, sürükleyiciliğini, senin eserlerinden öğrenebileceğiz.
Bir teşekkürü de Adapazarı hak ediyor. Bize, edebiyatımıza böyle bir yazar kazandırdığı için.

Kitaptan yapacağımız bir alıntıyla yazıya son verelim:
‘Kosova’da melami tekkesi şeyhi Abdullah Rahte’ye dedesi anlatmış. Türk Ordusu çekilirken, subaylar ahaliyi toplamış, “Biz gidiyoruz. Bundan böyle yeni bir devletiniz olacak, biz gelinceye kadar onlara itaat edin.” demiş. Eşyalarını bile toplayamadan göçmüşler Türkiye’ye ta o zaman.
Adapazarı bunu bildiği için Adapazarı’dır. Bunu bildiği için güzeldir. Herkese yer vardır burada, burada herkes vardır. Herkesindir Adapazarı. Çok eskiden beri böyledir bu. Hep böyledir.’


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN