• Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”

YAZARLARIMIZ

Davut Yatkın
Davut Yatkın
Eklenme Tarihi: 23 Mart 2019, Cumartesi 04:09 - Son Güncelleme: 23 Mart 2019 Cumartesi, 04:09
Font1 Font2 Font3 Font4
Çanakkale Ruhu: Bir Mecidiye Borç Hikâyesi

 

 

Her zaman söylerim.

Çanakkale ruhunu daima çocuklarımıza, gençlerimize hatırlatmalıyız.

Bu ruhu onlara hatırlatacak mekânları, müzeleri gezmeleri, görmeleri için imkânlar sunmalıyız.

İşte Ecdadın ruhumuza işleyecek, zihnimizi diri ve canlı tutacak yüzlerce gerçek hikâyeden bir tanesi:

Bazı şeyleri saatlerce anlatırsınız tesir etmez ancak yaşanmış gerçek hikâye çok şeyleri anlatır.

Lafı fazla uzatmayalım kendilerinden dinleyelim.

 

Kocadere köyünde büyük bir sargı(Seyyar hastane.)yeri kuruluyor.

Kimi Urfalı,

Kimi Bosnalı,

Kimi Adıyamanlı,

Kimi Gürünlü,

Kimi Halepli

Çok sayıda yaralı getiriliyor…

 

Bunlardan biri Lâpseki’nin Beybaş Köyü’dendir ve yarası oldukça ağırdır. Zor nefes alıp vermektedir. Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek için komutanının elbisesine yapışır.

Nefes alıp vermesi oldukça zorlaşır ama tane tane kelimeler dökülür dudaklarından.

 

– Ölme ihtimalim çok fazla…

Ben bir pusula(Mektup) yazdım…

Arkadaşıma ulaştırın…

 

Tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur:

 

– Ben… Ben köylüm Lâpsekili İbrahim onbaşından 1 Mecidiye(20 kuruş) borç aldıydım…

Kendisini göremedim. Belki ölürüm. Ölürsem söyleyin hakkını helal etsin.

 

– Sen merak etme evladım, der komutanı, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını eliyle okşar.

Ve az sonra komutanının kollarında şehit olur ve son sözü de:

 

– Söyleyin hakkını helal etsin, olur…

 

Aradan fazla zaman geçmez.

Oraya sürekli yaralılar getirilir. Bunlardan çoğu daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşer.

Şehitlerin üzerinden çıkan eşyalar, künyeler komutana ulaştırılır.

 

İşte yine bir künye ve yine bir pusula(Mektup).

Komutan gözyaşlarını silmeye daha fırsat bulamamıştır.

Pusulayı açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere yığılır kalır.

Ellerini yüzüne kapatır, ne titremesine nede gözyaşlarına engel olamaz:

 

‘’Ben Beybaş Köyünden arkadaşım Halil’e 1 mecidiye borç verdiydim. Kendisi beni
göremedi. Biraz sonra taarruza kalkacağız. Belki ben dönemem. Arkadaşıma
söyleyin ben hakkımı helal ettim.’’


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN