RÖPORTAJLAR
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat

Bulunmuş Defterden Cuma Düşünceleri
Eklenme Tarihi: 12 Şubat 2020, Çarşamba 06:52 - Son Güncelleme: 12 Şubat 2020 Çarşamba, 06:52
Font1 Font2 Font3 Font4



Bulunmuş Defterden Cuma Düşünceleri
Hilâl Özçilingir

 

 

Yazarımız Ergun Göze “Bu yazıları sadece okuyucularım için değil, biraz da kendim için yazdım.” diyerek önsözüne başlıyor ve yazdıklarının bir hatıra veya otobiyografi olduğunu düşünenlerin yanıldığını ekliyor. Gerçeklik payı olsa da her şeyi aynı şekilde anlatmadığını değişiklikler yaptığını belirtiyor. Ancak her ne kadar önsözü okumuş olsanız da bir süre sonra hayal ile gerçeklik kavramlarını karıştırıp sadece düşünceleri okumaya başlıyor ve yazılardaki gerçekliklere odaklanıyorsunuz.

 

İnsana dair yazılan bu düşüncelerden kendinizden bir parça bulmamak ise elde değil. Pek çok konu hakkında kaleme alınmış bu yazılarda, hayatınızın herhangi bir anının gözünüzün önüne gelişine şahitlik ediyorsunuz. Belki de hepimizin düşündüğü ancak dile getiremediği bu duyguları okumak kitapla bir bağ oluşturmamızı sağlıyor. Bu sebeple birçok şeyin altını çizmeden geçemedim. Uykuyu, ölümü, adaleti, namazı öyle içten öyle sevgiyle ele alıyor ki okuyucuyu bu sevecenliğine ortak ediyor. Çizdiğiniz satırları tekrar tekrar okuyor kalbinizin en derin köşelerinde ötelediğiniz duyguları açığa çıkartıyor.

 

İnsan hangi çağda hangi koşullarda yaşarsa yaşasın hep aynı şeyleri düşünmüş hep aynı sorunların cevabını aramış. Yazarımız hayata dair kendince bulduğu cevapları (dünya hayatını, telaşelerini ve ötesini) işte bu arayıştaki okuyucularla paylaşıyor. Bazı bölümlerdeki şehirlerin ve tarihlerin yazılmayışı ise düşüncelerini paylaşmakta ne kadar cömert olsa da anılarında kendine ait özel kalmış bir alan mı bırakmak istiyor düşüncesini oluşturuyor. Uçakta kendisiyle aynı lisandaki insanlarla karşılaşmasıyla vatan hasretini ya da bir ezan sesinde susuzluğunu gidermesi ile çekmediğimiz bir gurbeti bile insanda hissettiriyor. Baştaki yazılarda babasını doktor olarak anlatması ileriki yazılardan birinde ise babasını okul müdürü olarak anlatışı gerçeklikten kurguya geçişteki bir hata olarak karşımıza çıkıyor. Ancak bu kitaba olan bağınıza etki etmiyor. Çünkü bu kitap kendini anlatma ihtiyacından ortaya çıktığı için bazı ayrıntıları görmezden gelerek durumu anlayışla karşılıyorsunuz.

 

Genç bir delikanlıyken sinirlendiğinde kendine hâkim olamayışı ve mücadelesinde güce başvurması, sonraki yıllarda ise karşısındaki kişinin düşünceleriyle onu alt etmesi bizlere büyük bir taktik göstermektedir aslında. Materyalist bir hayat düzeninden sıkılmış, düşünen kaçacak bir liman arayanlar için bu “bulunmuş defter” belki bir adım olabilir bizler için. Hayat tecrübesini aktardığı bu kitap ile yazarımızın okuyucusuna pek çok şey katacağına inanıyorum. Bazı bölümlerde muzipçe okuyacağınız bazı yerlerde düşüneceğiniz duygulanacağınız bu kitabı süzgecinizden geçirdiğinizde kendinizden bir parça bulacağınıza eminim.

 

(Bulunmuş Defterden Cuma Düşünceleri, Ergun Göze, Boğaziçi Yayınları)


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!