RÖPORTAJLAR
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”

Bu Kavga Niye?
Eklenme Tarihi: 8 Eylül 2020, Salı 06:55 - Son Güncelleme: 8 Eylül 2020 Salı, 06:55
Font1 Font2 Font3 Font4



Bu Kavga Niye?
Ersin KARACA

 

 

Çocuktum. Tepeören merasında ve GOSB’un bu günkü giriş kapısına yürüme mesafesinde oğlakları otlatıyordum. Anız’ da yürürken yuvarlanan bir kıpırtı ilişti gözüme. Yaklaştım, sopamı adeta horoz’u çekilmiş bir tüfek gibi hazırladım. O kıpırtı bir Engerek yılanına ait olabilirdi zira.

 

 

Yaklaştığımda inek tarafından yeni bırakılmış, henüz yaş, bir küçük tencere kapağı kadar dumanı tüten bir kalıp mayıs gördüm. Ve kahramanımı!

 

Kahraman dediğim kınkanatlılar familyasından, herkesin tanıdığı bildiği uğur böceğinin de akrabası olan mayıs böceği en bilinen adıyla bok böceğiydi.

 

Bok böceği otları sağa sola devirerek inek mayısına yaklaştı. Testere gibi kıskaçlarını şık şık çalıştırdı ve alttan üsten yoğun bir eforla bir parça kopardı. Sonra özene bezene itina ile kopardığı kısmın etrafında dönmeye başladı. Dönerken de ufak ufak yuvarlıyor sanki bir yandan o kitleyi bir kıvama sokuyordu.

 

Arzu ettiği kıvam gerçekleşti galiba ki hızlandı. Artık patikaya çıkmıştı. Kıskaçlarının arasında yuvarlamış olduğu gübre parçası ise artık bir misket görünümünde mükemmel bir ovalliğe sahipti.

 

Neden bu kadar delicesine hızlandığını anlayamıyordum. Derken merakım giderildi. Muhtemelen mayısın kokusunu almış ve oraya yönelmiş bir kınkanat tıngır mıngır yolda yuvarlanan hazır boku görünce fikir değiştirmiş. Ve ok gibi bizim kınkanat arkadaşa yönelmişti.

 

Savaş kaçınılmazdı. Belli ki o mayıstan bir başka parça koparıp onu top haline getirmek adaşıyla kavga etmekten daha zor gelmişti.

 

Bir süre takip etti. Bizim arkadaş ise tehlikeyi fark etmiş ve iyice hızlanmıştı. Derken ani bir hareketle hücuma geçti ve bizim emekçiye bir darbe indirdi. Emekçi çukura doğru savrulurken hırsız kınkanat hemen kokulu misketi yuvarlamaya başladı. Ancak emekçi mayıs böceğinin pes etmeye hiç niyeti yoktu. Yerinden doğrulmasıyla hırsızın tepesine bindirmesi bir oldu.

 

Otların arasında adeta bir meydan muharebesi yaşanıyor. İnen darbelerin çekildiği yerden yeşil otların üzerine yeşil yeşil kanlar sızıyordu.

 

O birkaç gram bok için, sürüp giden kavga beni düşündürdü. Acaba dedim ey mayıs böceği kardeşler bu kavga niye? Sonuçta elinize geçecek olan bir tutamcık bok. Değil mi?

 

KINKANATIN KAVGASI

 

bu bok böceği meselidir erenler

bilen söylemez söyleyen bilmez derler

kınkanat bir gün fırladı yuvasından

dağ kozalağın dolaştı arkasından

gölge belirdi, komşu da çıkmış yola

selam verdiler geyikbaşı kollarla

 

düştüler peşine ekmeğin, baş başa

otlar tırmanıldı pelitlerden kayıldı

kınkanat durdu, işte buna vurgundu

etrafı esir almış bir güzel koku

 

sığır mayısı! boydan boya yatıyor

hem teru taze dumanı da tütüyor

terzi edası, girişti kıtır kıtır

keskiler çaldı, yürüdü tıkır tıkır

 

bir acı darbe iniverdi böğrüne

ters döndüğü çukurdan baktı, o da ne?

ah yol adaşı! çıkmış yoldan desene

şimdi bak dostun, ekmeğine çöken el

biter mi kavga, gelse bir sel, esse yel

 

sıçradı çıktı, yapıverdi hamleyi

kaptı götürdü, o biçim nevaleyi

kınkanat haşin, kıskacını şaklattı

tuttu hasmını savurdu yere attı

 

öğününe koyuldu işe davrandı

silindir gibi, mayısı yuvarladı

o an sırtına, okkalı darbe aldı

aktı yeşil kan, yeşillikler boyandı

bir kokan misket için meydan yamandı

dünya böyle, ne hengame hele bak

kavgadan ele, acaba ne kalacak?

 

 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!