• Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”

YAZARLARIMIZ

Harun Çolak
Harun Çolak
Eklenme Tarihi: 24 Şubat 2020, Pazartesi 22:22 - Son Güncelleme: 25 Şubat 2020 Salı, 02:18
Font1 Font2 Font3 Font4
Bir Kütüphanemiz Olmalı

 

Gençler kitap okumuyor. Bu cümle hepimize tanıdık geldi değil mi? Genellikle eğitimciler, yayıncılar, kitap işleriyle uğraşanların diline doladıkları bir ifadedir bu. Devamında ülkemizin kitap okuma oranları, kütüphane ve kahvehane sayıları sıralanır. Konuşmalar bu gençlerle yol alamayız cümlesiyle sonlandırılır. Şikâyet edilir. Bir rahatlama yaşanır. Sorun bellidir artık. Konuşmacı yükü sırtından atmıştır.

 

Bu tarz klasik konuşmalarda bir çözüm öneren olmaz. Nasılsa sorunu onlar tespit etmiştir. Çözüm üretmek başkalarının meselesidir artık. Günah keçisi bazen televizyon bazen internet bazen sorumsuzluktur. Biraz daha ileri gidilirse bağımlılıklar ve kötü alışkanlıklardır. Sorun bulma ve neden tespit etmede üstümüze yoktur. Ben çözümsüz gibi görünen sorunların üzerine gitmeyi severim. İsterseniz gençlerin kitap okumama sorununa da birlikte el atalım.

 

Gençlere neden kitap okumadıklarını sorduğumda onlardan gelen cevaplar şu şekilde olmaktadır:

-Okuduğumu anlamıyorum.

-Ekran kitaptan daha cazip geliyor.

-Sosyal medya çok eğlenceli…

-Çağımız iletişim çağı telefonsuz hayat düşünemiyorum.

-Annem ve babam da elinden telefonu, tableti düşürmüyor.

-Arkadaşlarımın hepsi telefon kullanıyor.

-Ödevlerimi internet olmadan yapmam imkânsız.

-Okulumuzda bile tablet kullanıyoruz.

-Dersleri akıllı tahtadan işliyoruz.

-Ders kitaplarını da internetten indiriyorum.

-Kitap okuyan biriyle karşılaşmıyorum ama herkesin elinde telefon var.

-İnternet sayesinde kendimi özgür hissediyorum.

-Paylaşımlarıma yapılan yorumları merak ediyorum.

-İnternette alışveriş yapıyorum.

-Reklamlar sürekli çevrimiçi olmam gerektiğini vurguluyor.

-Hayata telefon sayesinde bağlanıyorum.

-Sosyal medya arkadaşlarımla ortak dünyam…

-Kendimi telefon sayesinde daha iyi hissediyorum.

 

Bu cevaplar uzayıp gitmektedir. İnsan gördüğü ve ilgisini çeken şeylerle vakit geçirir. Sık tekrar eden görüntüler ve sesler bizi yönlendirir. Gençler kitabı nerede görüyor? Kimin elinde kitap var? Bu soruları kendimize samimi şekilde soralım. Ülkemizde on bin kişide bir kişinin düzenli kitap okuduğunu biliyoruz. Kaç gencin çevresinde on bin kişiden fazlası var? Burası muamma. Sonuç gençler kitap görmüyor, düzeltelim kitapla meşgul olan, kitabı seven insanları görmüyor. Günümüzde kitapları seven insanlar kibrit-i ahmer gibi olmuş.

 

Gençlerin okuma sorununu çözmek istiyorsak, öncelikle evimizde bir kütüphanemiz olmalı. Burada vakit geçirmeliyiz. Evde bir de okuma saati belirlenmeli. Herkes aynı anda kitap okumalı. Gençleri kütüphaneye, millet kıraathanelerine, kitapçılara götürmek, kitabı seven insanlarla tanıştırmak da bir yöntem olabilir. Her an ulaşabilecekleri bir yerde kitapların olması da önemli. Şahsi kütüphane kurmalarının da önünü açmak gerek.

 

Kitap okuma alışkanlığı kazandırma konusunda yazılmış eserler de incelenebilir. Bu konuda Mihrabad yayınlarından çıkan Ahmet Maraşlı Bey’in Okumayı Sevdirme Projesi adlı eseri aklıma hemen geliveren kitaplardan. Okumayı sevdirmeye dair ipuçlarıyla dolu bir kitap…  

 

Yine kitabı çok seven ve kitapları korumak için elinden geleni yapan kedili kütüphanenin, Osmanlı’nın son hâfız-ı kütüplerinden İsmail Saib Sencer’in ilginç hayatını anlatan biyografik eser de gençlerimize okumayı sevenlerin bir rol modelini sunacaktır. Eser değerli dostum Zafer Bilgi tarafından hazırlandı.

 

Tavsiye ettiğimiz kitaplar ve yöntemler dışında yeni yollar da bulmak mümkündür. Bütün mesele bu sorunu gündeme almak da… Bu sorun üzerinde kafa yormak bize yeni yollar açacaktır. Bütün bunlar “Gençler kitap okumuyor.” sığlığında boğulmaktan bizi kurtaracaktır vesselam. 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN