RÖPORTAJLAR
  • Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
    Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
  • Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
    Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
  • Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”

Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
Eklenme Tarihi: 7 Aralık 2020, Pazartesi 04:32 - Son Güncelleme: 7 Aralık 2020 Pazartesi, 04:32
Font1 Font2 Font3 Font4



Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
Mehmet Nuri Yardım

 

 

Bu sene normal vefatların dışında ayrıca koronavirüs yüzünden birçok sevdiğimizi kaybettik. Sosyal medya hesabımıza baktığımızda, telefon mesajlarımıza göz attığımızda “Acaba bugün kimler rahmet-i rahmana kavuşmuş yine?” diye tedirgin olmaya başladık. Ancak yapacak bir şey yok. Bütün bu emirler ve yolculuklar, takdir-i İlahi! O’ndan geldik, yine O’na gidiyoruz. Sonsuzluk âlemine göçen bu isimler arasında İbrahim Metin ağabeyimizin farklı yeri vardı. Oğlu İlteris Bey, yaptığı paylaşımda, babasının rahatsız olduğunu ve dostlarından dua beklediklerini söyleyince bir endişe bulutu yüzümü kaplamıştı.

 

Acı haber birkaç gün sonra duyuldu. Fikir adamı, gazeteci, yayıncı ve gönül insanı İbrahim Metin vefat etmişti. Konuyla ilgili olarak İstanbul Türkocağı’ndan gelen mesaj şöyleydi: “Ocağımız üyelerinden gönüldaşımız, ağabeyimiz İbrahim Metin vefat etmiştir. Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve camiamıza başsağlığı dileriz. Cenazesi 8 Kasım Pazar günü saat 14.00’te Üsküdar Bağlarbaşı’nda, İlahiyat Camii’nden kaldırılacaktır. Mekânı cennet olsun.”

 

Türkiye’de millî manevi değerlere bağlı olan, bilhassa milliyetçi-Ülkücü camianın ağabeyi konumunda olan İbrahim Metin, 7 Kasım 2020 Cumartesi vefat etmişti. 8 Kasım Pazar günü de Altunizade Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Çengelköy Mezarlığı’nda toprağa verilmişti.

 

DEVLET GAZETESİNİN MİMARI

 

İbrahim Metin büyüğümüz öncelikle bir efsane olan Devlet gazetesinin başı, sorumlusu ve mimarıydı. Gazete, 1969-1979 yılları arasında Türkiye’nin en hareketli döneminde muntazaman çıkmış ve gençlere yol göstermişti. Ayrıca millî neşriyat yapmak amacıyla Töre Devlet Yayınevi’ni kurmuştu. Bizim Bâbıâli (Enderun) Sohbetleri’ne zaman zaman iştirak eder, fikirlerini söylerdi. Benim merhum ile ilk yakınlığım, rahmetli İrfan Atagün’ün vefatından sonra başlamıştı. İrfan Atagün de sevdiği idealist dostlarındandı. Atagün Ailesi’ni de en sık ziyaret eden, hatırlarını soran vefa âbidesi bir ağabeyimizdi.

 

Vefalı dost Mahmut Topbaşlı, sosyal medyadaki hesabında İbrahim Ağabeyin ardından kaleme aldığı veda yazısında şöyle diyordu:

 

“Öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı ile sevdiklerine, dostlarına, ülküdaşlarına, Ocak ehline veda edip Rabbine, evvel giden ahbabına, onu uhrada bekleyen can dostlarına kavuştu İbrahim ağabey… Atsız’a, Nejdet Sançar’a kavuştu. Başbuğ’una kavuştu. Dündar Taşere’e, Necdet Koçak’a kavuştu. Galip Erdem’e, Nevzat Köseoğlu’na kavuştu. Konyalı, Selçuklu meşrep, yüksek heyecanların sahibi, gözü pek bir ülkü eriydi İbrahim ağabey. Ülkücü’nün tarifi nasıl yapılırsa, sözlük anlamıyla da sosyo-kültürel anlamıyla da nasıl yapılırsa İbrahim ağabey o tarife tıpa tıp uyardı. Yiğit bir ülkücüydü. Ülküsünün eri, hizmet eri, fikir eri bir insandı. Çağrıldığında ayağa ilk kalkanlardandı. Elini cebine ilk atanlardandı. Elini beline ilk atanlardandı.

 

Milliyetçi Hareket Partisinin yayın organı olan Devlet gazetesini, Ülkücü gençliğin sesi olan Bozkurt dergisini, Ülkücü hareketin fikir sanat dergisi olan Töre’yi sırtlamıştı. İlk gençlik heyecanlarımız o dergilerde neşv ü nema bulurken tanımıştık kendisini. Dergiler kapanana kadar ilgisini esirgemedi. Devlet’in bombalandığı süreçte canını hiçe sayıp yiğitçe devam ettirdi gazeteyi. Şartların zorlamasıyla İstanbul’a taşınmak zorunda kaldığı hâlde yine de ilgisini esirgemedi.”

 

Vefatının ardından daha pek çok yazı yazıldı. Hasan Kallimci, Alper Aksoy ve Yağmur Tunalı’nın yazılarını okudum. Üç yazarın yazıları da hüzünlü ve muhabbetli bir uğurlama hissiyle kaleme alınmıştı. Şahin Cahit Yanık’ın kederli satırları ise şöyleydi: “Başbuğ Alparslan Türkeş’in, Dündar Taşer’in yol arkadaşı, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun, Galip Erdem’in yakın arkadaşı, Arif Nihat Asya’nın Ankara’daki kiracısı, Ülkücü Hareket’in efsanelerinde İbrahim Metin ağabeyimize Cenabı Allah’tan rahmet diliyorum.”

 

YAYINEVİNİ KAPATIRKEN…

 

Büyüğümüz, 30 Aralık 2018 tarihinde sosyal medya hesabında şöyle bir paylaşım yapmıştı. Töre Devlet Yayınevi’ni, fikir hayatımıza büyük bir darbe olan, kâğıt fiyatlarının çok yükselmesi üzerine kapatmaya karar verdim. Dağıtıcıda olanların tamamını teslim aldım. Evi dolduran kitaplar yüzünden, hanım beni evden atacak; evden atılmadan, sizlerden kitap almayanları, arkadaşlıktan atmaya karar verdim. Töre Devlet Yayınevi sitesindeki kitaplardan seçme yapın lütfen. 10,15, 20 TL olanları da var. PTT kargo masrafı da tarafımdan olacak. Mali durumu müsait olmayana ücretsiz gönderirim.”

 

Bu açıklamanın altında da yayınevinin depolardan alınan mevcut kitaplarının isim listesi, yazarlarının adları ve fiyatları bulunuyordu. Aslında bu durum bile kültür hayatımızın hüzünlü bir cephesini yansıtması bakımından ibret vericidir. Popüler kültür adına çıkarılan içi boş kitaplar rafları doldururken ciddi fikri, ilmî, edebî ve dinî eserlerin bir kısmı uzun süre depolarda bekliyor, daha sonra da bu durumlara düşebiliyordu.

 

BÂBIÂLİ SOHBETLERİ’NDE DEVLET’İ ANLATMIŞTI

 

İbrahim ağabeye ve mücadelesine hep saygı duymuşumdur. Zira o da dava arkadaşları gibi bu vatanın, bayrağın ve inancın âşığıydı. İdealist idi, ülkü, mefkûre sahibiydi. Ben onlara kısaca ‘Serdengeçti Nesli’ diyorum. Evet şüphesiz her biri âdeta birer Osman Yüksel Serdengeçti’ydi bu büyüklerimizin.

 

ESKADER olarak düzenlediğimiz ve benim yönettiğim “Bâbıâli Sohbetleri”nde muntazaman arayıp davet ettiğim, protokol listemde yer alan isimler arasında İbrahim ağabey de vardı. Dinleyici olarak gelir ve denk düşerse kalkar düşüncelerini açıklardı. En çok da anma programlarına iştirak eder ve yâd ettiklerimiz hakkındaki hatıralarını dinleyicilere anlatırdı. Zira andığımız kişiler genelde tanıdığı ve sevdiği, dava arkadaşları merhum şahsiyetlerdi: Arif Nihat Asya, Halide Nusret Zorlutuna, Tarık Buğra, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Mehmet Emin Alpkan, Bahaeddin Özkişi, Ahmet Nuri Yüksel ve diğerleri…

 

Bir gün kendisini aradım ve “Ağabey şimdiki gençler sizin mücadelenizi ve çıkardığınız Devlet gazetesini bilmiyorlar. Teşrif etseniz de bize ‘Devlet’li Yıllar”ınızı anlatsanız ne güzel olur. Sizi dinleyici olarak değil bu sefer hatip olarak davet ediyorum.” Beni severdi, kırmadı, geldi. Merhum dostumuz Erol Mermer de güzel bir afiş hazırlamıştı. Afişte Devlet gazetesinin logosu ve İbrahim ağabeyimizin fotoğrafı vardı. “Bir Dönemin Sesi: Devlet Gazetesi” başlığıyla duyurduğumuz toplantı, 20 Eylül 2012 tarihinde Cağaloğlu’nda gerçekleşti. Unutulmaz bir gün olmuştu. Anlattıklarını ders çıkararak, ibret alarak, bazen hüzünlenerek, bazen de tebessüm ederek ama pür dikkat dinlemiştik. Şimdi o toplantıda aldığım bölük pörçük notlara bakıyorum. Hiç olmazsa o konuşmanın özü mahiyetinde olan bu satırları, İbrahim ağabey hakkında yapılacak araştırmalar ve hazırlanacak anma kitapları için yeni nesillere emanet etmek istiyorum:

 

DEVLET’İN YAZAR KADROSU

 

“Çıkardığımız Devlet gazetesi, Türk milliyetçiliğinin siyasi tarihidir. 10 cildi tamamlandı, 450 sayı çıktı. Sahibi Halil Özyıldız, Yazıişleri Müdürü Yılmaz Yalçıner, Sorumlu Müdürü Şevket Bülent Yahnici idi. Sadi Somuncuoğlu, Şevket Bülent Yahnici ve Halil Özyıldız sacayağı idi. Ankara’daydık. Okulda şair Ayhan İnal beni tavsiye edince Türk Ocakları Gençlik Kolu Başkanı oldum. Devlet gazetesi Ankara’da kuruldu. Bir kapıcı odasını kiraladık. Gazetede çalışan arkadaşlarım çok iyi mevkilere geldiler. Şimdi de gençlere tavsiye ediyorum. Vatanı kurtarma işinde aktif olsunlar. Gazetenin ilk sayısında verdiğimiz sözler var. Devlet, tamamen Türk milliyetçiliği fikrini destekleme amacıyla kuruldu. Devlet bir nesil yetiştirmiştir.”

 

Toplantıyı idare ederken “Devlet’in yazar kadrosunda kimler vardı?” diye sormuştum. Bu suale şu cevabı vermişti:

 

“Abdurrahim Karakoç, zehir zemberek şiirler yazardı. Necmettin Sefercioğlu da yazardı. Bozkurt, Töre dergileri ile Devlet’i Ankara’da bir yer tutup çıkardık. Romancı Emine Işınsu’nun eşi İskender Öksüz ile birlikte çıkarıyoruz.”

 

TUZ YALAYARAK

 

İbrahim ağabey ailece tuz ticareti yapıyorlarmış. Yayıncılığa soyunduktan sonra bazı tezviratçılar, “Sırtımızdan para kazanıyor.” deyince Dündar Taşer onlara sormuş: “Devlet Nasıl çıkıyor, biliyor musunuz?” Merakla sormuşlar: “Nasıl?” Cevap vermiş: “Tuz yalayarak!”

 

Toplantıda yakın dostlarıyla yaşadığı ve unutamadığı hatıraları büyük bir hasret ve muhabbet ile anlatıyordu. Onlardan biri de çok sevdiği ve saydığı dostu Galip Erdem hakkındaydı. Şu nükteyi anlatınca o gün bir hayli gülmüştük:

 

“Galip Erdem yazı yazdırıyoruz. Ama yazıları zorla alıyoruz. Bir gün bir dost meclisinde beni tebessüm ederek şöyle şikâyet etti: “Azrail bir kolumdan çekiyor ‘canını’ diye, İbrahim Metin diğer kolumdan çekiyor ‘yazını’ diye.”

 

KÖYLÜ HÜSREV KİM?

 

Gazetecilik, dergicilik hayatında unutulmaz hatıralar vardır. Bunlar bir bakıma o mücadele dönemlerini de yansıtan unutulmaz dipnotlardır. Muhtemelen Devlet’te ‘musahhih’ yoktur. Yazılar aceleyle gelip hızlıca dizilmekte ve matbaaya gönderilmektedir. Hâliyle tashih hataları da olmaktadır. Serdengeçti’nin de dikkatini çeken bir tashih hatası ile alakalı anekdot çok hoştu. İbrahim Metin ağabeyin anlattıklarına kulak verelim:

 

“Gazetede bazen tashih hataları çıkıyor. Bir gün Osman Yüksel Serdengeçti kızgınlıkla idarehaneye geldi ve şunu söyledi: ‘Kim bu köylü Hüsrev?’ Çıkaramadık, kim olduğunu bilemedik. Sonra mesele anlaşıldı. Meğer dizgicimiz bir yazıda geçen Keyhüsrev’i anlayamamış ve onun yerine Köylü Hüsrev yazmış. Tabii bu hataya hem üzüldük, hem de güldük. Ancak olan olmuştu bir kere, elden ne gelir.”

 

ARİF NİHAT ASYA’NIN KİRACISI

 

İbrahim ağabey, “Bayrak” ve “Na’t” şairimiz Arif Nihat Asya’nın Ankara’da kiracısı olmuştu. Bundan sonra, anlattıklarını muhtasar olarak aktarıyorum:

 

“Arif Nihat Asya’nın kiracısı oldum. Şiirlerinin müsveddesini önce bana okurdu. Devlet’in her sayısında Rubaileri çıkardı. Ondan Devlet için şiirler seçerdim. Bir gün bana kızdı:

  • Niçin hep Allah, vatan, millet bayrak şiirlerini seçiyorsun. Aşk, kadın, bahar şiirleri de var.

 

Devlet’i çıkarırken 9 ayrı işi tek başıma yürütüyordum. Ahmet Nuri Yüksel ile Nurettin Topçu’yu ziyaret ederdik.

 

Dündar Taşer’in edebiyat tarafı çok kuvvetliydi. Kendisini çok iyi yetiştirmişti. Bir askerden beklenmeyen birikime sahipti. Arif Nihat Asya’nın bir rubaisine Dündar Taşer cevap vermişti. Dündar Taşer’in canı sıkılınca mizahi rubailer yazardı. ‘Hüdayinabit’ bir şekilde kendi kendisini yetiştirmişti.

 

Okul okuyan milliyetçi gençler neşriyatımıza sahip çıkıyordu. 68 sayı çıkan Orkun dergisinin parasını, askeri öğrenciler kendi aralarında toplayıp Nihal Atsız’a vermişlerdi.

 

Galip Erdem, Türk milliyetçiliği fikrini, “Bir millete mensup olma şuurunu taşımak” olarak özetliyordu.

 

Bizim dönemimizde Millî Mücadele ve Ötüken dergileri de çıkıyordu. Ama bizim milliyetçilik anlayışımız farklıydı. 15 günde bir İşçi Postası dergisini çıkarmıştık. İşçi Postası ismi beğenilmeyince biz de adını Türk’ün Sesi olarak değiştirdik. O dergimizde şu imzalar yazı yazıyordu: Arif Nihat Asya, Ahmet Kabaklı, Ergun Göze, Tevfik Ertüzün, Tahsin Demiray, Orhan Türkdoğan, Recep Doksat, Süleyman Hayri Bolay, Mehmet Eröz, Nevzat Kösoğlu, Niyazi Yıldırım Gençsomanoğlu, Acar Okan, Ayvaz Gökdemir, Aclan Sayılgan, Alper Aksoy, Ahmet Arvasi, Cezmi Bayram, Dilaver Cebeci, Emine Işınsu, Galip Erdem, Hikmet Tanyu, İskender Öksüz Dündar Taşer, Yılmaz Yalçıner, Taha Akyol.

 

İbrahim Metin, Türk fikir hayatının renkli siması, Bâbıâli’nin çilekeş mensubu, basın dünyamızın idealist ismi, millî meselelerde kafa yormuş gönül ehli, yüksek karakterli, mütevazı ve mahviyetkâr bir dava adamıydı. Dik duruşlu ve baştan ayağa samimi olan büyüğümüzü çok özleyeceğiz. Cenabı Allah rahmet ve mağfiret eylesin, ruhu şad, mekânı cennet, menzili mübarek, makamı âli olsun. Ailesine ve bütün sevenlerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum.


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!