• “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”

YAZARLARIMIZ

Eklenme Tarihi: 10 Ağustos 2020, Pazartesi 22:25 - Son Güncelleme: 10 Ağustos 2020 Pazartesi, 22:25
Font1 Font2 Font3 Font4
Başlarken

 

Dil, duygu ve düşüncelerin söz ve yazıyla anlatılışıdır. Sözlük tarifleri her ne kadar ‘anlaşma' fiilinde,’işaret'e yer veriliyorsa da, bugünkü 'medya'*mızda bazı yazar-söylerleri özellikle ilgilendiren, fakat bizimle alakası olmayan bir konudur.
 

Sözcüklerden kültür: Fr. İs.) 1) “Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü, hars. 2)’Bireyin kazandığı bilgi’ şeklinde anlatılmaktadır. Biyolojik tarifini almıyoruz. Şahsi görüşüm ise: "Hayattan elde ettiğimiz bilgiler ve değerler bütünü" veya "Hayatın üzerimizdeki izleri" şeklinde tanımlayabiliriz.
 

Sonraki konularımızda, dilin ilk çağlardan beri tarihî gelişmesini anlatacak değiliz. İnsanların birbirleriyle anlaşmalarında veya anlaşamamalarında, tek unsurun dil olduğunu bilelim yeter. Yani bu konuda ilk adım ‘dil’dir.
 

Gerek kültürsüzlüğün ve gerekse dile önem vermeyişimizin acı sonuçlarını, maalesef bugün yaşamaktayız. İstediğimiz kadar kültürlü ve donanımlı olalım, dilimize önem vermezsek onları nasıl karşı tarafa anlatıp, aydınlanmalarını sağlarız? Zihinde kelimeler olmazsa, onların işaret ettikleri kavramları nasıl anlatabiliriz; kelimeler olmazsa nasıl düşünebiliriz? Onun için dil: “Savaşı kestiği gibi, insanın başını da kestirebilen” doğuştan sahip olduğumuz en büyük nimetlerden biridir" diyoruz.

Özellikle belirtmeliyiz ki günümüz medyasında ‘dilimize’ hiç önem verilmemektedir. Okuyucuya-seyirciye ‘anlayacağınız’ diye hitap edenleri mi ararsınız; terimleri, deyim sananları mı ararsınız; binlerce imla hatası mı ararsınız; ‘bilmediğini bilmeyenleri' mi’ ararsınız. Ne ararsanız var, ‘derde devadan gayri’ örneği…

 

TV ve radyolarda, spikerlerin okudukları haber metinlerinde feci "dil bilgisi" (gramer) hataları yapılmakta, telaffuz (boğumlanma, söyleyiş, söyleniş, sesletim) ve vurgulama hataları birbirini kovalamaktadır. Yazılı basının şanssızlıklarından biri de yaptıkları hataların belge olarak, kalıcı niteliğe sahip bulunmalarıdır.

 

Şimdiye kadar yaptığımız gibi, sırası ve zamanı geldikçe her pazartesi yapılan hatalara işaret edeceğiz. Ders alabilenler, hataları tekrarlamaktan kaçınıp düzgün ve akıcı bir dille, karşı tarafa hitap etme zevkini yakalasınlar isteriz…

 

Yazımızı Konfiçyüs'ün bir tavsiyesiyle bitirelim:

              

Bildiğini bilenin, arkasından gidiniz

Bildiğini bilmeyeni, uyandırınız

Bilmediğini bilene, öğretiniz

Bilmediğini bilmeyenden, uzak durunuz.

 

 

* Medya: Yazılı, sesli ya da görsel tüm kitle iletişim araçları, basın yayın.

Not:Eleştirilen kişiler, cevap hakkını kullanabilirler…

 

Saygılarımla,

Hüseyin Movit
Türkçe Gönüllüleri-Dil İzleme Grubu Kurucu Başkanı/Eleştirmen

Sürçülisan ettik ise affolmaya. 

 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


Başlarken Yazısına 1 Yorum Yapıldı

BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN