RÖPORTAJLAR
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
  • Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
    Münevver Meriç: “Cem Sultan’ı iyi tanımalıyız”
  • Sücaattin Erdem ile Mülakat
    Sücaattin Erdem ile Mülakat
  • “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
    “Yunus Emre’nin İlahisiyle Edebiyata Başladım”
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”

“Babanzâde, İlim Dünyamızın Müstesna Şahsiyetidir.”
Eklenme Tarihi: 5 Aralık 2019, Perşembe 11:48 - Son Güncelleme: 5 Aralık 2019 Perşembe, 11:48
Font1 Font2 Font3 Font4



“Babanzâde, İlim Dünyamızın Müstesna Şahsiyetidir.”
Bizim Semaver

 

 

Büyük âlim Bâbanzâde Ahmed Naim Bey hakkında Cağaloğlu’nda önemli bir toplantı gerçekleşti. Yeni Dünya Vakfı’ndaki “Bâbıâli Enderun Sohbetleri” toplantısına seçkin bir dinleyici kitlesi katıldı. Babanzâde’nin bütün eserlerini yayına hazırlayan Fahrettin Gün, Ahmed Naîm Bey’in  hayatını, fikirlerini, eserlerini ve dönemine etkilerini anlattı.

 

Toplantıyı yöneten Muhsin Duran, İbnülemin Mahmud Kemal İnal’in “Semere-i hayat hayırla yâd edilmektir.” sözünü naklederek konuşmasına başladı ve Babanzâde’nin başta Sahih-i Buhari’nin Tercümesi gibi mühim bir esere imza attığnı hatırlattı. Bir Müslüman için dört mühim ölçünün var olduğunu ifade eden Duran, bunların Kur’an-ı Kerim, Sünnet-i Seniyye, Kıyas-ı Fukaha ve İcma-ı Ümmet olduğunu sözlerine ekledi. Büyük hadis kitapları olan Sahih-i Buhari, Sahih-i Müslim, Sünen-i Tirmizi, Sünen-i Ebu Davut, Sünen-i Nesai ve Sünen-i İbni Mace olmak üzere toplam 38 ciltlik bir hadis külliyatının mevcut olduğunu ifade eden Muhsin Duran, “Ahmed Naîm Bey, şerhini yaptığı Sahih-i Buhari’nin mukaddimesini çok geniş tutmuştur. O çok kıymetli bir âlim ve muhaddis olarak her zaman hayırla ve hürmetle yâd edilecektir.” dedi.

 

İLK ÇALIŞMALARINI ANLATTI

 

Babanzâde Ahmed Naîm Bey’in eserleri ile tanışmasının hikâyesini anlatan Fahrettin Gün, 1978’de bu ilginin başladığını söyledi. “Babanzâde hakkında kaleme alınan neşriyatı ilk olarak o zaman gördüm ve alakamı çekti. Beni bu konuda çalışmaya ilk teşvik eden de eşim Mine Alpay Gün Hanım oldu.”

 

Ahmed Naîm Bey hakkında Muallim Cevdet’in bir risalesi olduğunu hatırlatan Fahrettin Gün, “Ayrıca Osman Nuri Ergin’in bir makalesi ve Yahya Kemal’in bir hatırası Babanzâde hakkındadır. Daha sonra yapılan bir çok araştırma yazısı ve kaleme alınan kitapta bu kaynaklar öne çıkıyor. Ben de çalışmamda bu telif eserleri gözönünde tuttum.” dedi.

 

HEM MUHADDİS HEM DE FELSEFE PROFESÖRÜ

 

Babanzâde Ahmed Naîm Bey’in hem büyük bir hadis âlimi hem de felsefe profesörü olduğuna dikkat çeken Fahrettin Gün, “O, henüz Galatasaray Lisesi’nde hocalık yaparken bazı eserlerini yazar ve neşrederdi.” diye devam etti. O dönem içinde, yani 1905’li yıllarda devletin resmî politikasının “İttihad-ı İslam” olduğunu kaydeden Gün, sözlerine şöyle devam etti: “Arapçayı en iyi bilen üç kişi Mehmed Şevket Efendi, Babanzâde Ahmed Naim ve Mehmed Âkif Eroy’dur. Babanzâde ile Âkif’in ilk tanıştıkları dönemi araştırdım. Mithat Cemal ile Mehmed Âkif münasebetlerini merak ettim. O devir münevverleri arasında genelde sıkı dostluklar vardır ve bazı mekânlarda buluşur konuşurlarmış. Ama bu konuşmalar normal sohbetlerden ziyade ilmî münakaşalar hâlinde geçermiş. Yani aralarında umumiyetle beyin fırtınaları esermiş.”

 

Eşref Edib ile Ebulula Mardin arasında Sebilürreşad dergisinde bir münakaşanın yaşandığını belirten Fahrettin Gün, “Sebilürreşad’ın sahibi Eşref Edib görünürken mecmuada asılsöz sahibi olan Mehmed Âkif’tir. Âkif etkili olan bu mecmuanın başyazarıdır ve onun öncülüğü söz konusudur.” diyerek bilinmeyen bir hususu açıkladı.

 

HER TÜRLÜ IRKÇILIĞI REDDETTİ

 

Babanzâde’nin İslam Birliği fikrinin dışındaki her türlü ırkçılığı reddettiğini ifade eden Fahrettin Gün, şunları söyledi:

 

“Ahmed Naîm Bey, 1908’de ‘Arap Birliği’ kurucularını da şiddetle eleştirmiş ve Müslümanlar arasında tefrika yapılmaması gerektiğini söylemiştir. Tabii başta Ziya Gökalp ve Ahmet Ağaoğlu ile dönemin bazı aydınları ile de çeşitli münakaşaları olmuştur. O temelde Müslümanların tek çatı altında toplanması gerektiğini savunarak her türlü ırkçı düşünceyi reddetmiştir. O devirde Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır tefsir yazmaya başlarken Mehmed Âkif Kur’an Meali’ne başlamış, Ahmed Naîm de Hadis sahasında çalışmalarını derinleştirmiştir.”

 

Fahrettin Gün, günümüzde başta İsmail Kara olmak üzere bir çok değerli araştırmacının Babanzâde hakkında kıymetli araştırmalar yaptıklarını sözlerine ekledi. 

 

BÜYÜK İLİM ADAMI

 

“Babanzâde Ahmed Naîm Bey’in başlattığı felsefe eğitimi bugüne kadar devam ettirilebilseydi bugün İbni Sina gibi büyük filozoflarımız yetişebilirdi.” diyen Fahrettin Gün, konuşmasını şöyle tamamladı:

 

“Ömrünü İslam’a ve İslamî hizmetlere hasreden Babanzâde Ahmed Naîm, ‘Beni Mehmed Âkif’in yanına defnedin.’ diye vasiyette bulunmuştur. Mehmed Âkif de ‘Sahabeden sonra en çok sevdiğim Ahmed Naîm Bey’dir.’ diyerek ona olan muhabbetini göstermiştir. Babanzâde, 13 Ağustos 1934 tarihinde bir hadis çalışması yaparken arada kıldığı namaz esnasında ve secdede vefat etti. Mehmed Âkif de ‘Secde’ şiirini ona ithaf etmek istemişti. Bugün birbirlerini çok seven dört zat, yani Ahmed Naîm Bey, Mehmed Âkif Ersoy, Süleyman Nazif ve Muallim Cevdet, Edirnekapı Şehitliği’nde yanyana yatıyor. Hepsini rahmetle anıyorum.”

 

Fahrettin gün daha sonra dinleyicilerin sorularına cevap verdi. Toplantı, çekilen hatıra fotoğraflarının ardından sonra erdi.

 

BABANZÂDE AHMED NAÎM BEY

 

Son asrın tanınmış ilim ve idare adamlarından Mustafa Zihni Paşa’nın oğlu olan Ahmed Naîm Bey, 1872 yılında Bağdat’ta doğdu. Tahsiline Bağdat’ta başlayan Ahmed Naîm, Bağdat Rüştiyesi’nin orta kısmını bitirdikten sonra İstanbul’a geldi. Akabinde Galatasaray Sultanisi ve Mülkiye Mektebi’ni bitirdi. Arap edebiyatından seçtiği parçaların tercüme ve şerhlerini Servet-i Fünûn dergisinde “Bedâyiu’l-Arab” başlığıyla neşrederek yazı hayatına 1901’de başladı. 1911–1912 yılları arasında Hariciye Nezareti Tercüme Kalemi’nde çalıştıktan sonra Maarif Nezareti Yüksek Tedrisat Müdürlüğü’ne getirildi. 1912 ila 1914 yılları arasında Galatasaray Sultanisi’nde Arapça dersi okuttu. Bir süre Maarif Nezareti Telif ve Tercüme odası üyeliğinde bulunan Ahmed Naîm, 1914-1933 yılları arasında günümüzde İstanbul Üniversitesi olarak bilinen Dârülfünûn’da felsefe dersleri hocalığı yaptı. Felsefe Dersleri, Mebâdî-i Felsefeden İlmü’n-nefs ve Mantık adlı telif ve tercüme eserleriyle dikkat çeken Babanzâde, 1933’te yapılan üniversite reformu sebebiyle görevinden uzaklaştırıldı. 1925 yılında Sahîh-i Buhâri Muhtasarı Tecrid-i Sarîh hadislerinin tercümesini üstelenen Ahmed Naim Bey’in bu kıymetli eseri, Sahîh-i Buhâri’nin ilk Türkçe tercümesi olması ve ondan sonra yapılan Kur’an ve hadis tercümelere kaynaklık etmesi bakımından son derece önemlidir. 13 Ağustos 1934 Pazartesi günü vefat eden Ahmet Naim’in kabri, Edirnekapı Şehitliği’nde yakın dostları Mehmed Âkif Ersoy, Muallim Cevdet ve Süleyman Nazif’in yanındadır.

 

Aynı zamanda edebiyat ve mûsikî dostu olan Ahmet Naim Efendi’nin basılmış eserleri şunlardır: Temrînât (1900), Mebâdî-i Felsefeden İlmü’n-nefs (1915), İslâmda Da‘vâ-yı Kavmiyyet (1916), Felsefe Dersleri (1917), Hikmet Dersleri (1919), İlm-i Mantık (1919), Tevfik Fikret’e Dair (1920), Ahlâk-ı İslâmiyye Esasları (1924), Kırk Hadis (1925) ve Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarîh Tercemesi ve Şerhi (1928). Müellifin bütün eserleri, Fahrettin Gün’ün yönetiminde Beyan Yayınları tarafından neşrediliyor.

 

 

 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!