RÖPORTAJLAR
  • Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl’le Mülakat
  • Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
    Şahin Uçar: “Şiir Hakikati Arama İşi”
  • “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
    “Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım

“Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
Eklenme Tarihi: 3 Temmuz 2019, Çarşamba 12:07 - Son Güncelleme: 3 Temmuz 2019 Çarşamba, 12:07
Font1 Font2 Font3 Font4



“Azerbaycan’la Kardeşlik Bağımız Devam Ediyor”
Mehmet Nuri Yardım

Kafkas İslam Ordusu – Yitik Neslin Hikâyesi kitabı hakkında Doç. Dr. Abdulhamit Avşar ile Röportaj

 

Bilim adamı ve TRT Kazakistan Temsilcisi Doç. Dr. Abdulhamit Avşar son günlerde önemli bir esere imza attı: Kafkas İslam Ordusu – Yitik Bir Neslin Hikâyesi. Avşar, bu eseriyle Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini bize yeniden hatırlatırken İslam Birliği düşüncesinin yaşatıldığı önemli olaylardan birini de toplumun hafızasında yeniden canlandırdı. Abdulhamit Avşar ile konu hakkında gerçekleştirdiğimiz mülakatın yakın tarihimize ışık tutması dileğiyle sunuyorum.    

 

Yardım: Kafkas İslam Ordusu – Yitik Neslin Hikâyesi kitabının doğuş fikri, ilk olarak ne zaman ve nasıl oluştu?

 

Avşar: 2004 yılında TRT’nin Azerbaycan Temsilcisi olarak atanmıştım. Göreve başladığım ilk aylarda, o zaman hakkında fazla bilgi sahibi olmadığım Kafkas İslam Ordusu’nun faaliyetleri ve Azerbaycan’ın istiklalinde sahip olduğu rolü öğrenince konuya ilgim arttı ve bununla ilgili bir televizyon programı yapma düşüncesi doğdu. Bu amaçla araştırmaya başlayınca, kimi Azerbaycanlılar tarafından Kafkas İslam Ordusu’nun bazı askerlerinin Azerbaycan’da kaldığı ve hayatlarını burada sürdürdükleri söylendi. Bu, benim için çok heyecanlandırıcı bir duyum oldu. Çünkü Azerbaycan Temsilciliği görevine atanmadan hemen önce, Türkiye’de “Son Tanıklar – Milli Mücadele” adında bir belgesel çalışması yapmıştım. 13 bölümlük bu belgesel, İstiklal Savaşı’nı bizzat gören, tanık olan insanların anlatımlarına dayanarak oluşturulmuştu ve Türkiye’de bu konuda yapılan ilk yerel ve sözlü tarih çalışmasıydı.

 

Son Tanıklar belgeselini hazırlarken duyduğum heyecan ve böyle bir çalışmanın ne kadar önemli olduğunu gördüğümden Kafkas İslam Ordusu askerlerinin hayatlarını da bu yöntemle kayda almaya ve belgeselleştirmeye karar verdim. 

 

Yardım: Bu konuda kaynak kitapların sayısı fazla değil. Kaynak araştırırken neler yaşadınız, nelerle karşılaştınız? Kimler yol gösterdi, yardımcı oldu?

 

Avşar: Maalesef, özellikle çalışmalara başladığımız dönemde, konuyla ilgili eserlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. Ancak, Kafkas İslam Ordusu ile ilgili Azerbaycan’da önemli bir duyarlılık ve bilgi birikimi vardı. Gazetelerde özellikle Bakü’nün kurtarılış günü olan 15 Eylül’de konuyla ilgili yazı ve haberler yayınlanıyordu. Ama bunlar çok ayrıntılı çalışmalar değildi. 

 

Türkiye’de ise durum daha acıklı bir manzara gösteriyordu. Belki uzmanlarının dışında kamuoyu bu konudan gerçekten tamamen habersizdi. Öte yandan hem Azerbaycan’da hem de Türkiye’de yayınlanan eserler, işin yalnızca savaş ve askeri yönünü ele alıyor ve Bakü’nün kurtarılması sonrası gelişmelere yer vermiyordu. Bu sebeple, gerek Türkiye’de gerekse Azerbaycan arşivlerinde konuyla ilgili bilgileri derlemeye, ardından genel konulu çeşitli eserlerde konuyla ilgili bölümleri araştırmaya, yine söz konusu dönemin gerek Osmanlı gerekse Azerbaycan basınını tarayarak bilgi edinmeye çalıştım. Bu arada, çalışmaları yaparken elde ettiğim bilgileri, çeşitli makaleler yoluyla kamuoyu ile paylaşıyordum.

 

Bu çalışmalara başlarken, sözünü ettiğim Son Tanıklar belgeselinden edindiğim tecrübe ışığında Kafkas İslam Ordusu askerlerinin Azerbaycan’da kalanlarının hayatlarını da öğrenerek, bu konuya farklı bir pencereden katkı sağlama düşüncesi doğdu. 

 

Tabii, çok zor oldu. Ama bir vesileyle kitapta da anılarına yer verdiğimiz Sivaslı Celeboğulları’ndan Mehmed Turan’ın oğlu Mahmud Ali Memmedov’a ulaştım. Onun vasıtasıyla Samsunlu Abdurrahmanoğulları’ndan Mirza Halil’in oğlu Hafız Abdulov’u buldum. O, Kayserili Topallıoğulları’ndan Mustafa’nın oğlu Selim Mustafayev’den söz etti. Ardından, bu anlatımlarda asker yakınlarının Sovyet zamanında yaşadıkları söylenen şehirlerde araştırmalar yapmaya başladık. Nihayetinde 3 yıl kadar süren bu çalışmalar sonunca 30 civarında Kafkas İslam Askeri’nin yakınlarına ulaşmak ve hikâyelerini dinlemek ve kaydetmeye muvaffak olduk.

 

Anlatılanlar çok önemliydi ve tarihin karanlık sayfalarına ışık tutacak bilgiler ihtiva ediyordu. Bu sebeple, kitaplaştırarak kalıcı bir hâle getirilmesi çok önemliydi. Bu amaçla tüm görüşmeleri deşifre ettirerek metin hâline getirdim. Daha sonra bunu, klasik eserlerimizin üslubuna uygun olarak, soruları ara başlıklar haline getirerek kitabî bir forma dönüştürdüm. Nihayetinde Damla Yayınevi’nin sahibi Hüseyin Doğru beyle, Kazakistan’ın başkenti Astana’da bir sohbet sırasında konuyu gündeme getirince kitaplaştırılmasına karar verdik. Kitap, Damla Yayın Grubu bünyesinde kurulan Mihrabad Yayınları arasında neşredildi.

 

Yardım: Kafkas İslam Ordusu Yitik Neslin Hikâyesi, Mihrabad Yayınları tarafından kültür hayatımıza kazandırıldıktan sonra geniş bir ses getirmeye başladı. Bu ilgiyi neye bağlıyorsunuz?

 

Avşar: Öncelikle, Kafkas İslam Ordusu’nun hikâyesi başlı başına çok önemli ve tarihî bir olay. Tıpkı Kut’ül Amare gibi tarihimizin unutulmuş sahifelerinden. Lakin, Azerbaycan’ın siyasi ve uluslararası varlığını temin ve Azerbaycan Devleti’nin kuruluşunu sağlaması bakımından, Birinci Dünya Savaşı’nın bugüne kadar etkilerini sürdürmüş en önemli zaferlerinden biri. Dolayısıyla sadece bu yönüyle de okuyucunun ilgisini çekecek bir konu. 

 

Ama Kafkas İslam Ordusu-Yitik Neslin Hikâyesi, buna ilave olarak, bugüne kadar hiç ele alınmamış ve ortaya çıkarılmamış bir konuyu gündeme taşıyor. Eserle, ilk kez Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ülkesine dönememiş askerlerin hayatları böylesine geniş ve kapsamlı bir şekilde anlatılıyor. Yani, gerçek anlamda kaybolan bir neslin hikâyesi var bu kitapta. 

 

Yine eserde, konuyla ilgili diğer eserlerden farklı olarak merkezinde insanlar var. Genel anlatımlardan ziyade, fert fert tanık olunan, acısıyla tatlısıyla bizzat kişilerin yaşadıkları var. Hem, karanlıkta kalmış bir döneme ışık tutuyor hem de bizden insan hikâyeleri anlatıyor. Bu anlamda Türk insanının yüreklerinin derinliklerinde kalan bazı duygulara, hasretlere dokunuyor. Malumunuz, bizim tarihimizde seferberlik yıllarında “gidip de gelmeyen” insanlarla ilgili çok hatıra var. Ve her birimiz bunları dinleyerek büyüdük.

 

Yardım: Eserin devamı niteliğinde bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

 

Avşar: Kafkas İslam Ordusu askerlerinden kendilerine ulaşabildiklerimizin dışında da çok sayıda insan olduğuna inanıyorum. Ancak, bu çalışma devam ettirilerek diğerlerine ulaşılması mümkün olmadı. Bu konuyu devam ettirmek ve mümkün olduğunca çok yitik askerimizin hayatını ortaya çıkarmak isterdim. 

 

Bir başka hayalim daha var. Şu anda yurt dışı görevdeyim. Nasip olursa döndükten sonra, bu kez kitapta yer alan askerlerin Türkiye’deki yakınlarını bulmak, onların “yitik” yakınları ile ilgili duygu ve düşüncelerini kaydetmek ve ardından akrabaları ile buluşturmak için bir çalışma yapmayı düşünüyorum. İnşallah imkân olur.

 

Yardım: Yakın tarihimizde büyük yeri olan ve Azerbaycan Türklerinin kurtulmasına vesile olan Kafkas İslam Ordusu askerlerinin yakınlarıyla, çocukları ve torunlarıyla görüştünüz, hatıralarını dinlediniz, bunları kaydettiniz. Bu son derece önemli bir sözlü tarih çalışması aynı zamanda. Bu çalışmanın uzun bir belgesel, ardından drama filmi yapılması mümkün olabilir mi? Bu konudaki temennileriniz nelerdir?

 

Avşar: Bu konuda, Azerbaycan’da iken çeşitli çalışmalar yapmıştım. Bunların bir kısmı belgesel olarak yayınlandı. Ancak asker yakınları ile yapılan görüşmelerin tümünün değerlendirildiği bir belgesel hazırlamaya, süremin bitmesinden dolayı imkân bulamamıştım. Bu konuyla ilgili bir çalışma yapamamak da içimde ukde kalan işlerden biri olagelmiştir. 

 

Tabii, şu anda görüştüğüm Kafkas İslam Ordusu yakınlarından kimileri vefat etti, kimilerinin sağlık durumları elverişsiz hâle geldi.

 

Aslında, bu kitapta anlatılan insanların hayatlarının sinemalaştırılması da çok önemli. İyi bir senaryo ile burada anlatılan tanıklıklardan yola çıkılıp sinema filmi ve hatta dizi filmler yapılabileceğine inanıyorum.

 

Yardım: Eser münasebetiyle Türkiye ve Azerbaycan halklarının dünden bugüne münasebetleri ve kardeşliği hakkında neler söylemek istersiniz? Biz Türkiye’de yaşayanlar, Azerbaycan’a gerçekten kardeş ülke ve Azerbaycan Türklerine de kardeş insanlarımız olarak bakıyoruz. Orada yaşayanların Türkiye’ye bakışı nasıldır?

 

Avşar: Benim doktora çalışma konum, Türkiye-Azerbaycan ilişkileri bağlamında uluslararası ilişkilerde kamuoyu oluşturma idi. Bu münasebetle, özellikle 19. yüzyıldan başlayarak iki ülke ilişkilerinin nasıl doğduğu, hangi imtihanlardan geçerek sınandığı konusunu arşivler, dönem basını, hatıralar gibi birincil kaynaklardan derinliğine araştırma imkânım oldu. Şunu açıklıkla söyleyebilirim ki, bu ilişkiler ortaya çıktığı günden itibaren tam bir kardeşlik ilişkisi olarak doğmuş ve bugüne kadar da devam etmiştir. 

 

Azerbaycan Türklerinin mesela, Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve İstiklal Savaşı dönemlerinde Türkiye’ye siyasî, ekonomik ve hatta askerî yardımlarının öyküsünü bile dinlemek bu kardeşliğin derinliğini ve sarsılmazlığını açık olarak görmemizi sağlar. 

 

Bugün de Azerbaycan Türkleri en az bizler kadar, hatta yaygınlık ve kesafet bakımından bizden daha ileri bir kardeşlik duygusuna sahiptirler demek hiç abartı olmaz. Bunu anlayabilmek için son dönemlerde Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı çeşitli iç ve dış meselelerde Azerbaycan kamuoyunun tutumuna bakmak bile yeterlidir diye düşünüyorum.

 

Diğer taraftan, bugün Azerbaycan’da yaşayan Kafkas İslam Ordusu askerlerinin yakınları da iki ülke arasındaki kardeşlik bağlarının mücessem birer halkası olarak yaşantılarını devam ettiriyorlar.

 

Bu konuşmaya imkân verdiğiniz için teşekkür ediyorum.

 

Ben de konuya ilgi gösterdiğiniz için müteşekkirim.

 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!