• İhsan Kurt ile Mülakat  
    İhsan Kurt ile Mülakat  
  • Muzaffer Deligöz ile Mülakat (1)
    Muzaffer Deligöz ile Mülakat (1)
  • Hüseyin Movit ile Türkçe Üzerine Mülakat
    Hüseyin Movit ile Türkçe Üzerine Mülakat
  • Mehmet Nuri Bingöl ile Mülakat
    Mehmet Nuri Bingöl ile Mülakat
  • Cennet Yurdumuzu İttihad-ı İslâm’la Koruyabiliriz
    Cennet Yurdumuzu İttihad-ı İslâm’la Koruyabiliriz
  • M. Halistin Kukul: “Edebiyat Ömürlük Meseledir.”
    M. Halistin Kukul: “Edebiyat Ömürlük Meseledir.”
  • Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
    Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
  • Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
    Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
  • Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”

YAZARLARIMIZ

Mücahit Kocabaş
Mücahit Kocabaş
Eklenme Tarihi: 24 Temmuz 2021, Cumartesi 02:55 - Son Güncelleme: 24 Temmuz 2021 Cumartesi, 02:58
Font1 Font2 Font3 Font4
Aşırı Duyguların Sağanağında

 

 

Artık yolun sonuna geldim. Şairin dediği gibi “Boyumu aşan bir ömrün” son demlerindeyim. Hazin bir elvedayı ünlüyor, ömrümün sararmış yaprakları, düşerken dallarından. Toprak oluyor artık umutlarım kahrından. Kör gecenin koynunda sığındığım ne kadar liman varsa yerle bir oluyor gözlerimin önünde. İçimdeki bütün kuşlar peşi sıra terk ediyorlar beni. Masallara inancını yitirmiş bir çocuk gibi öylece kalıyorum. Bakınıyorum,  bakınıyorum gönlümden başka gidecek yer bulamıyorum. O yüzden kendime saklıyorum artık duygularımı. Ruhu alınmış insanlar, onları çerçöp yerine koymasınlar diye. Söyleyin, gönülleri musalla taşına yatırılmış soğuk ve tepkisiz ölüler ile konuşulur mu?

 

Böyle düşündükçe dünya, adeta bir salhâneye dönüyor. Galiba soğuk yüzünü gösteriyor, soğuyayım diye kendinden. Ben de ona uyup aşırılıklarımı, bitmez tükenmez hırslarımı, hatta bana dair ne varsa hepsini kurban edeyim diyorum. İnsanlar neşe ile eğlenirken kendilerince, ben sevinçlerimi dara çekiyorum. Hayallerimi asıyorum kalın urganlarla. Gönlümü yatırıyorum kanla sulanmış taşa ki rahatça koparsınlar diye aşkımın şah damarını. Gözyaşı yetmiyor bana, kanlar aksın diyorum yaşadıklarını pişmanlıkla seyreden gözlerimden. Bilenmiş kelimelerle yaralanıp nefessiz kalmış gönlümden koyu bir nedamet sızıyor. Duyuyorum, Hüseyni salâsı okunuyor cahil ömrümün. Soğuk bir mermer üzerinde sükûta bürünüyorum.

 

Hiçbir şeyden habersiz “Musalla taşının yanı başında şen şakrak oynuyor çocuklar”.   


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN