• Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
    Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
  • Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
    Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
  • Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”

YAZARLARIMIZ

Hülya Günay
Hülya Günay
Eklenme Tarihi: 9 Nisan 2021, Cuma 11:34 - Son Güncelleme: 9 Nisan 2021 Cuma, 11:34
Font1 Font2 Font3 Font4
Anlatı, İnsan Ve Edebiyat

 

Anlatmak; su gibi, hava gibi, insanın temel yaşam kaynaklarının başında gelir. İnsan anlatandır. ‘’Ya ben öleyim mi söylemeyince’’ demiş Yunus Emre… Söylemeyince ölmek; söyleme ile yaşamak arasındaki güçlü köprü. İnsan anlatınca rahatlar, içine atınca boğulur. İnsan hayatı bir hikâyedir. Söz ve kelime onun uzuvları. Anlatan olduğu kadar dinleyendir insan. İyi bir dinleyici olmak da anlatmak kadar güçlü bir meziyettir.

 

Çocukluğumda, bilgisayar oyunları, internetten oyun satın alma gibi günümüzün amacını, sınırlarını aşmış teknoloji tuzakları yoktu. Lakin bir dönem telefonda masal dinleme hattı vardı. Ev telefonunu dört gözle takip eder, annem bir işle meşgul olup görüş alanının dışında olunca, koşarak telefon başına geçer bana göre birkaç dakikacık, gelen faturaya göre saatlerce telefonda masal dinlerdim. Bir süre bu tutku devam etti. Ta ki günlerden bir gün yüksek telefon faturası üzerine evde istişare kurulu kurulana dek. Ben elim kalbimde sus pus süt dökmüş kedi misali işin nereye varacağını izlerken, babam döküm alıp masal hattını çoktan tespit etmişti. Sözlü, uygun bir dilde uyarı alsam da yaramazlığım oldukça şirin ve faydalı görülmüş olacak ki kızgınlık, ceza boyutunda bir tepki almamıştım.

 

Çözüm olarak çocukluğumuzun biriciği Adile Naşit’in ‘Adile Teyze Kuzucuklarıyla’ masal kasetini almışlardı. Tatlı dilli Adile Teyze güzel masallar anlatır, arada da bize nasihatler eder, sonunda da ‘’Emi kuzucuklarım’’ diye bağlardı.  Çevremizde gerek aile, gerek aile dostu büyüklerimizden, masal, hikâye anlatanlar hatırı sayılır şekilde bizleri tatlı dil ile beslediler. O günden bugüne bende bir şey değişmedi. Nerde ne şekilde bir güzel söz meclisi bulsam dinlemekten ve söz avcılığı yapmaktan kendimi alamam.

 

Anadolu’da, köylerde, kasabalarda, köy odalarında, evlerde toplanıp okunan, anlatılan halk hikâyelerinin, dini hikâyelerin, cenk hikâyelerinin ortak bir kimliği ve aidiyeti ördüğü kaçınılmaz bir gerçektir. Bugün kalemine hayran kaldığımız, söyleşisini dinlemeye doyamadığımız, birçok yazar/hatibin ruhunu oralardan yoğurup, anlatıların nesillere ne şekilde tesir ettiğine şahit oluyoruz.

 

Edebiyatın gücü ve kıymeti insanı merkez almasıdır. Edebiyat başlı başına anlatmaktır. Hikâye de ilk ve asıl olandır. İnsanın hayatının esasıdır. İnsan ve toplumun kurucu unsurudur. Bütün zamanlarda, yerlerde, toplumlarda hikâye vardır. Anlatı insanlık tarihinin kendisiyle başlar, hikâyeler bir çerçeve çizerek, ortam hazırlar ve zeminini inşa eder. İnsan bu zemin üzerine kimlik oluşturur, hikâyeler aracılığıyla aidiyete dâhil olur, bir deneyime ortak olup toplumsallaşır. Hikâyeler bizi biz yapar. Zevk verir, öğretir, yaşam bilgisidir.

 

Bugün teknoloji ile ağır darbe almış, yok olmaya yüz tutmuş değerlerimizi edebiyat ile iç içe yaşayarak kurtarmak mümkün. Edebiyat;  duyuş, bakış, gönül, kalp, akıl işidir. İnsanı insana yakınlaştırır. Toplumun siyasal, ekonomik yapıları, kültür ve medeniyetine dair görünür toplumun ifadesidir. Toplumlar edebiyatla yücelir, uygarlaşır. Ortak değerlerine hizmet eden edebiyata değer vermeyen toplumlar, şiddet haberleri ile sarsılmaya mahkûmken, yabancılaşma tehlikesi de kaçınılmazdır. Harfe, heceye, yazıya, edebiyata, sanat ve kültüre değer veren toplum süratle medenileşme süreci yaşar ve ivme kazanır.

 

Gelecek nesilleri sağlam zeminler üzerine inşa etmek, bugün etrafında birleşeceğimiz aidiyet duygusu veren, bizi biz yapan anlatılarımızın değeri ile mümkün olacaktır. Anlatacak hikâyelerimiz hiç bitmesin. Güzel sözlerimiz tükenmesin. Edebiyat hep yaşamımızın içinde var olsun.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


Anlatı, İnsan Ve Edebiyat Yazısına 1 Yorum Yapıldı

BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN