• Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
    Prof. Dr. Mehmet Aça İle Türk Halk Edebiyatı Üzerine
  • Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
    Bir Fikir, Dava, Ülkü ve İdeal Adamı İbrahim Metin
  • Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 21 Aralık 2020, Pazartesi 15:05 - Son Güncelleme: 22 Aralık 2020 Salı, 09:51
Font1 Font2 Font3 Font4
Allah’ın nimetlerini sayabilir miyiz?

“Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız, saymakla bitiremezsiniz.”
Nahl, 18


Saymayı deneyelim.
Var olmak. Ya olmasaydık? Bir Yaratan, bizi var etmeyi diledi.
Hayat, dünya, insan, kâinat… Bunların yaratılması, yaşatılması ayrı ayrı nimetler.
Hayat sahibi olmak, canlı olmak. Cansız da olabilirdik. Taş, ağaç olabilirdik.
İnsan olmak.
Mü’min ve Müslüman olmak.
Nefes almak. Aldığımız nefesi vermek. Ya nefes alıp veremeseydik? Üstelik bir günde binlerce defa nefes alıp veriyoruz.
Atmosfer. Ya atmosfer olmasaydı?
Görmek, duymak, dokunmak, tat ve koku almak. Görüntüler, sesler, kokular, tatlar evreni.
Sağlıklı olmak.
Tıpkı bir saat gibi tıkır tıkır işleyen iskelet, kas, lenf, sinir, görme, işitme, tat-koku alma, solunum, dolaşım, boşaltım, sindirim sistemlerimiz.
Konuşmak, düşünmek, hayal kurmak.

Gözlerimiz 576 megapiksel çözünürlüğe sahip. İki gözümüz olduğu için alan derinliğini fark edebiliyoruz. Mesafeyi ölçebiliyor, tahmin edebiliyoruz. İki ayrı görüntü, beyindeki görme merkezinde kusursuz olarak nasıl birleştiriliyor? Gözün, göz içinin, göz merceğinin temizliği otomatik olarak yapılıyor. Göz içi basıncı otomatik ayarlanıyor. Gözlerin otomatik odaklama özelliği var. Gözlerimiz üç ana rengi ve bütün ara renkleri ayırt edebiliyor. Gözlerimiz toplam 10 milyon rengi ayırt edebiliyor. Grinin 500 tonunu ayırt edebiliyor. En gelişmiş kameralardan bile üstün. Gözleri böyle yaratan kim?
İnsan hafızası 2.5 milyon gigabyte. Bu da hafızamızın 300 yıl süren bir hd filmi kaydedebilmesi demek.
Atomaltı parçacıklardaki, atomlardaki, moleküllerdeki, elementlerdeki, hücrelerdeki, dokulardaki, organlardaki, organizmalardaki, metabolizmadaki, jeolojik katmanlardaki, atmosfer katmanlarındaki, ekolojideki, karalardaki, denizlerdeki, dünyadaki, güneş sistemindeki, samanyolu galaksisindeki, gözlenebilen iki trilyon galaksideki, kâinattaki trilyonlarca dengeler, denklemler, formüller, hesaplamalar… Bütün bunlarda gözlemlenen şiir gibi matematik, geometri, fizik, kimya… Rakamlara sığmayan bu hesaplamalar kimin eseri?

Dünyada yaşanan gece, gündüz ve mevsimlerin dengeleri… Dünyanın kendi ekseni etrafında, güneş etrafında belli hızlarla dönmeye devam etmesi.
Dünyadaki dengelerin devam etmesi için ayın çok ince hesaplamalarla dünyaya uydu olarak yaratılması. Yaratan kim?
Dünyayla güneş arasındaki mesafenin, insanın yaşamasına imkân verecek şekilde ayarlanması. Ayarlayan kim?
Dünyanın ekseninin 23 derece 27 dakika eğik olması. Bu sayede mevsimlerin yaşanması. Yaşatan kim?
Dünya atmosferi, dünyamızı radyasyon fırtınalarına, elektomanyetik fırtınalara, meteorlara, zararlı ışınlara karşı koruyor. Bu koruma kalkanını-atmosferi kim yaratmış, kimin için yaratmış?
Atmosfer ve denizler, dünyanın ısı dengesinde de rol oynuyorlar.
İnsana hizmetkâr edilen bitkiler, hayvanlar… Cümle varlıkları insana hizmetkâr eden kim?
Güneşin dünyaya hizmet eden bir lamba, bir ısıtıcı gibi yaratılması. Yaratan kim?
Dünyada hayat olması. Dünya şartlarının insana göre ayarlanması. Ayarlayan kim?
Dünyanın yüzeyinin, dünya çekirdeğindeki ateş küreden, mağmadan korunmuş olması.

Ay sayesinde dünyanın yaşanabilir bir gezegen olmaya devam etmesi. Ay, güneşin çekim etkisini dengeliyor. Ay olmasaydı, dünyada mevsimler de olmayacak veya mevsimlerin etkisi çok şiddetli olacaktı. Ay, dünyanın dönüş hızını azaltıyor. Ay olmasaydı, dünya kendi çevresinde çok daha hızlı dönecekti. Atmosferde çok şiddetli fırtınalar, rüzgârlar olacaktı. Bütün bu hesaplamaları kim yapıyor, kimin için yapıyor? Ayı, tam da olması gerektiği gibi, dünyaya uydu olarak kim yaratmış?
Her saniye her dakika istemsiz olarak yaptığımız nefes alıp vermek, göz kırpabilmek…
Tam da ihtiyaç zamanında yağmur, kar yağdırılması, rüzgâr estirilmesi.
Dünyamız uzayda bir saatte 108.000 kilometre hızla uçuyor. Bunu hissetmiyoruz. Dünya uçağını şu kadar milyar yıldır uzayda hiçbir yere çarpmadan uçuran kim? Rotayı çizen kim?
Yürüyebilmek, koşabilmek, oturabilmek, kalkabilmek, uyuyabilmek, uyanabilmek.
Yemek yiyebilmek, su içebilmek.
Bir bardak su öylesine değerli, öylesine değerli ki…

Okuyabilmek, yazabilmek, kalem tutabilmek.
Anlayabilmek, hissedebilmek.
Vücut sağlığı, akıl sağlığı…
İnsanın kan, tansiyon, nabız, ısı değerlerinin çok dar aralıklarda, marjlarda sürekli olarak dengede tutulması. Bütün bu dengeleri kuran kim? Her an düzenleyen kim?
Yanıcı hidrojenden, yakıcı oksijenden, suyun yaratılması. Kar ve yağmur.
Ya hiç yağmur yağmasaydı, kar yağmasaydı, yağdırılmasaydı?
Yağmur ve kar yağdıran kim?
Yer altı sularını insan için depolayan kim?
Dağlardaki, yer altındaki madenleri, petrolü, gazı, elementleri insan için depolayan kim?

Hidrojen ve oksijenden yaratılan denizler neden yanmaz, niçin yanmaz, dünyayı neden istila etmez?
Karbon, azot, hidrojen, oksijen gibi çok temel atomlardan her türlü meyvelerin, sebzelerin yaratılması.
Güneşin doğuşunun ve batışının böylesine güzel olduğu başka hangi gezegen var?
İnsanın bu dünyada, bu kâinatta yapayalnız, çaresiz bırakılmaması. Her an her dengenin, denklemin korunması.
Tarih boyunca insana peygamberler ve mukaddes kitaplar gönderilmesi. Dünya ve ahiret saadetinin yollarının gösterilmesi.
Bilhassa Fahr-i Kâinat Efendimiz (asm) ve Kur’ân-ı Kerim…
Kur’ân-ı Kerim ve sünnet-i seniyye olmasa ne yapardık?

İnsanın dünyaya bir anne baba, kardeş, akraba-arkadaş çevresiyle birlikte gönderilmesi. İnsanın yalnız bırakılmaması.
Yalnızca bir hücrede yer alan atomaltı parçacıklardaki, atomlardaki dengelerin, denklemlerin, formüllerin, hesaplamaların trilyonlarca olması. Trilyonlarca hesaplamaların her an, her saniye, her salise devam etmesi. Bir hücrede kaç atom, kaç atomaltı parçacık var? Bir elektronun kopmadan, dağılmadan, atom çekirdeğine yapışmadan, atom çekirdeği çevresinde hangi hızla dönmesi gerekir? Oradaki merkezkaç-merkezcil kuvvet hesaplamasını kim yapıyor? Rakamlara sığmayan bu hesaplamalar kimin eseri?
Güneş, dünyamızı kendine doğru çekerken, dünya uzayda bir saatte 108.000 kilometre sürat yapıyor. Dünya neden güneşe yapışmıyor, neden güneş sisteminden fırlayıp gitmiyor? Merkezcil kuvvetle merkezkaç kuvveti kim dengelemiş? Bu dengeyi kim kurmuş? Kimin için kurmuş?

Özellikle karaciğerin tıpkı bir laboratuvar gibi yüzlerce görev yapması. Bir ömür boyu…
Akciğerlerin, böbreklerin, böbreküstü bezlerinin ve kalbin ömür boyu tıkır tıkır çalışmaları…
Hipotalamusun, hipofiz bezinin, tiroit bezinin, duygusal zekâ merkezi amigdalanın görevleri…
Lenf sisteminin vücut bağışıklığımızda oynadığı rol…
Kulakların sesleri stereo olarak işitmesi, aynı zamanda denge görevini üstlenmesi.
Saçlar uzar, kirpikler uzamaz. Neden?
İnsanların ses tonları, simaları, parmak izleri, retinaları farklı. Bu farkları koyan kim?
Aynı nefesle insan nasıl konuşuyor, aynı nefesle kandaki karbondioksit nasıl temizleniyor? Her saniye, her dakika, her saat, her gün… Bir ömür boyu…

İnsanın yapıtaşı atomlar. İnsan nasıl hatırlıyor, seviyor, merhamet ediyor, merak ediyor, anlıyor, anlatıyor, konuşuyor, düşünüyor? Bütün bunları akılsız atomlar mı yapıyor?
Bir zeytin tanesi, bir yumurta, bir kaşık bal, bir bardak süt. Her gün dünyaya gönderilen zeytinler, yumurtalar, tonlarca bal ve süt… Hepsi insan için, insana göre yaratılmış. Kim yaratmış, kimin için yaratmış?
İnsan için yaratılmış meyveler, sebzeler… Üstelik her gün ve milyonlarca ton… Kim yaratmış, kimin için yaratmış?
Her gün hiç düşünmeden alıp verdiğimiz nefesler, tüplerde satılsaydı, buna ne kadar dayanabilirdik?
Her gün hiç düşünmeden içtiğimiz suları kim yaratmış, kimin için yaratmış?
İnsana kalemle yazmayı öğreten kim?
İnsana bilimi, teknolojiyi, sanatı ilham eden kim?
İnsana sevgiyi, merhameti, şefkati kim vermiş? Kimin için vermiş?
İnsana sevgi, merhamet, şefkat verilmeseydi, dünya nasıl bir yer olurdu?

Dünyanın benzersiz bir şekilde yaratılan atmosferi, iklimleri, bitki örtüsü, canlıları, karaları, denizleri, kıtaları, buzulları, mevsimleri, gecesi, gündüzü, ekolojik dengeleri, florası, faunası… Bu sanat şaheserini kim yaratmış, kimin için yaratmış?
İnsan yemek yedikten sonra, su içtikten sonra, elementler, ihtiyaç duyulan yerlere nasıl, hangi emirlerle gönderiliyor? Kalsiyumu kemiklere, oksijeni kana kim gönderiyor?
Yıldızlar, galaksiler, uzayda saatte yüzbinlerce kilometre hızlarla, farklı hızlarla, farklı yörüngelerde uçuşup duruyorlar. Çarpışma yok, çatışma yok… Rakamlara sığmayan bu hesaplamaları kim yapıyor? Yörüngeleri, rotaları kim çiziyor?
Bütün bunlar, insanın görme-işitme-düşünme-gözlem sınırlarına giren nimetlerin bir kısmının yalnızca isimleri.
Ya sayamadıklarımız, saymayı unuttuklarımız?
Bilmediğimiz, düşünmediğimiz, düşünemediğimiz, farkında bile olmadığımız nimetler?

Her an insanı koruyan, gözeten melekler?
Ahiretin varlığı insan için en büyük nimetler arasında. Bu dünyada tattığımız nimetlerin devamı ahirette inşallah.
Her an insanı koruyan, gözeten, işiten, dinleyen, yaşatan… İnsana destek olan, yardım eden, yol gösteren… İnsanın dualarına cevap veren Allah.
Allah’ın varlığı ve Allah’a iman etmek, insan için en büyük nimet.
Neredeyse bir yıldır pandemi-koronavirüs imtihanındayız. Haydi şimdi bir kere daha bu yazının ilk satırlarına dönelim, en büyük nimetlerden birisini yeniden hatırlayalım:
Nefes almak. Aldığımız nefesi vermek. Ya nefes alıp veremeseydik? Üstelik bir günde binlerce defa nefes alıp veriyoruz.
Farkında mıyız?
Şükrediyor muyuz?
En son ne zaman şükrettik?

Şu ayetle bitirelim:
“Kullarımdan şükredenler pek azdır.”
Sebe, 13
Araf, 10
Mülk, 23


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN