RÖPORTAJLAR
  • Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
    Yaşar Çağbayır: “Türkçenin Söz Varlığı Milyonlarcadır”
  • “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
    “Merkez Efendi’yi Yazmanın Sevincini Yaşıyorum”
  • Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
    Yusuf Ömürlü ile Mülâkat
  • Dr. Cahit Öney ile Mülakat
    Dr. Cahit Öney ile Mülakat
  • Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
    Suad Alkan ile Sanat Merkezli Bir Konuşma
  • Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
    Mehmet Halistin Kukul İle Mülakat
  • Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
    Yardım: “Kedili Hayat, Çok Daha Anlamlı”
  • Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
    Yardım: “Kedili hayat, çok daha anlamlı”
  • Turgut Güler ile Mülakat
    Turgut Güler ile Mülakat
  • Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat
    Yücel Çakmaklı ile Yapılmış Eski Bir Mülâkat

Âile, Sevgi ve Evlilik
Eklenme Tarihi: 24 Mart 2020, Salı 20:47 - Son Güncelleme: 24 Mart 2020 Salı, 20:47
Font1 Font2 Font3 Font4



Âile, Sevgi ve Evlilik
Oğuzhan Kulaksız

 

Birçok şeyin ne olduğunu unuttuk. Misâlen kendi kimliğimizi ve değerlerimizi… "Değerlerimiz" dedik. Âile medeniyetimizin değerini unuttuk. Âile olmanın ehemmiyetini unuttuk. Unuttuk ve hatırlamak da istemedik… Neden mi? Mahalle baskısı… Elâlem ne der safsatası… Âh değerlerimiz… Diğer kanadımız… Nasıl oldu, ne oldu da seni attık? Tek kanatlı kaldık. "Tek kanatlı kuş uçmaz." derler. Bundan dolayı bazı kavramları tebârüz ettirmek istiyorum.

 

Akranlarımızı, dostlarımızı neden örnek alırız? Bizim tek ölçümüz Şeriat'ımız değil mi? Allâh ve Resûlü değil mi? Kur'an-ı Kerim'imiz ve Sünnet-i Seniyye'miz değil mi? Evet, bunları da unuttuk değerlerimiz gibi. Şikâyet etmiyorum, karamsar değilim, sâdece hatırlayalım diyorum. Hatırlayalım ki kendimiz olalım ve 1 asır evvel kaybettiğimiz kimliğimizle tekrardan cihânşumûl olalım. Sevgiyle ve hoşgörüyle… Unuttuysak eğer âcizâne hatırlatayım: Sevgi, "ev" olmaktı bir ömür boyu. Ev olup barınmaktı ve insanları barındırmaktı. Hoşgörü ve sevgiyle…

 

Şeriat'ımız vakti gelen ve imkânı olan hemen evlensin, evliliği geciktirmesin diyor. Elâlem ise diyor ki: "Dur evlenme! Üniversite var, doktora var, askerlik var, sonra meslek var…" Âileler bunları sorun olarak görmemeli; evlilik sürecinde de yapılabilir gözüyle bakmalıdırlar. Kapitalistler geç evlenmeyi, hatta boşanmayı teşvik ediyor. Bir dergide okuduğum yazıyı iktibas etmek istiyorum: "Kapitalistlerin boşanmayı ve bekâr kalmayı desteklemelerinin, teşvik etmelerinin sebebini İngiliz yazar Ewan Morrison yalnız yaşayanların daha çok harcadığını söyleyip şöyle açıklıyor: 'Çünkü var olan düzende her şeyi tüketebileceğimiz kadar tükettik ve geriye tükenecek bir şey kalmayınca düzen artık birbirimizi tüketmemizi bize dayatmaya başladı. Çünkü boşanmak piyasayı canlandıran bir olgu…' " bu yazı üzerinde düşünelim…

 

Efendimiz(s.a.v.) Âişe(r.a.)'yı 50 dirhem değerinde ev eşyası mukâbilinde nikâhladı. Efendimiz(s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle diyor: "Ümmetimin kadınlarından en hayırlısı yüzü güzel(güzel yüzle karşılayan) olan ve mehri en az olanıdır." Biz inandığımız gibi yaşarsak âilede sevgi oluşur, aşk oluşur. Lâkin ne yapıyoruz da bunlar olmuyor? Düğünü imkânımız nisbetinde değil, elâlem nisbetinde yapıyoruz. Sonucunda da borç ile sıkıntı ile başlayan bir evlilik oluyor. Nevzat Tarhan, "Aşk, evliliğin sebebi değil, sonucudur; iyi iş birliği kurmanın sonucudur." diyor. Fakat maalesef ki evlenenler birbirleriyle birlik olamıyor, elâlemle birlik oluyor.

 

Meslek uğruna evlilikler arka plana atılmamalı. Atıldığı takdirde "zengin ama mutsuzlar", "meslek sahibi ama yalnızlar" sınıfı oluşur. Evlilik eğitime asla mâni de değildir. Eğitimi bahane edip evlilik geciktirilmemeli. Âyet-i Kerime'de Rabb'imiz diyor ki: "Sizden bekâr olanları, kölelerinizden ve câriyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allâh onları lütfuyla zenginleştirir. Allâh, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir." Evlilik, dinin yarısıdır. Evlenen insan, dininin yarısını tamamlamış olur. Diğer yarısı da Allâh'a olan ibâdetidir.

 

Evvelâ kendimiz iyi bir baba/anne adayı olmalıyız. Bunun için de "Yaradan Rabb'imizin adıyla" okumalıyız. Kendimizden sonra âilemizle birlikte evladlarımızı yetiştirmeliyiz. Nesillerimizi yetiştirmeliyiz. O nesilden de bir "Sultan Fâtih" çıkıp dünyaya nizâm getirsin. Biiznillâh… Rabb'im bu zamanın en büyük cihâd türlerinden olan evliliği mübârek eylesin inşâAllâh.

 

 

 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!