RÖPORTAJLAR
  • Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
    Mehmet Nuri Yardım ile Edebiyat Üzerine Söyleşi
  • Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
    Çocuk Edebiyatçısı Nur Dombaycı ile Röportaj
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”

Adını Sen Koy
Eklenme Tarihi: 27 Aralık 2018, Perşembe 21:39 - Son Güncelleme: 27 Aralık 2018 Perşembe, 21:39
Font1 Font2 Font3 Font4



Adını Sen Koy
Nursima Kılıç

 

Öyle gün gelir sen kalemi alır yazarsın. Öyle gün gelir kalem seni yazar. Bir kısır döngünün içinde parçalanır gözyaşların… Özlemini bir çayın buğusuna gizlersin. Artık boğazına inen, kaynar suları bile fark etmeyecek kadar dalgınsındır. Hayat seni bir uçtan alıp bir uca savurur. Günün karmaşasında oradan oraya koşuştururken çoğu zaman kendi ismini bile unuttuğun doğrudur. Ancak o geceler yok mu? Ay ışığı gölgesini yeryüzüne indirince, senin de bir hüzün çöküverir gönlünün dehlizlerine… Bazen durup dururken hiç yoktan kalbin ağlar. Bazı zamanlar ayrılık hasretini kar ettiren şarkılar gözlerini yaşartır. Kimi zaman da bir koku alırsın. Ta Erzurum’da bir bankta, tam da Lala Paşanın karşısında kendini bulursun. Zordur hasretlik… Hele bir de vuslatı namümkün bir hasretlik düşmüşse payına, vay haline… Buyur, adını sen koy.

 

Oysa dışardan ne de güzel dertsizdir insan… Açıp bakmaya kalksalar dertler dağ olur. Sığ sulardan kıyıya kederler vurur. Kim bilir belki de ondan bunca içine kapandın. Ondan belki de bunca sessiz kalışın.

 

İnsan sevince küser mi? İnsan sevince güzel küsermiş. Ayrılıktan daha zor olanı varsa o da umutsuzca beklemesiymiş. Kalpte bir korku, dilde bir dua… Başka ne var elde avuçta? Dönüp şöyle bir bakınca “değmez” de diyor insan ama neylersin. Gönül değmek, değmemek bilmiyor. Elin gönlünün daktilosu olmuş. Gönül ne diyorsa el onu işliyor. Buyur, adını sen koy.

 

Sonra dönüp kızıyorsun kendine… Sonunu bilmem kaç kere izlediğin filmi dönüp başa tekrar izlemek niyeti niye? İşte bundandır gayrı sessiz kalışın. Adın perişanlık olsa da soy adın güçlü olmak zorunda! Aşkı kağıda yazamayanların eline ne geçmiş de sen elinde kalem oyalanmaktasın! Ağlamak da ayıp değildir elbet… Vuslatı gelmek bilmeyen hasret, ömre törpü olmuş demektir. Buyur, adını sen koy…

 

 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!