• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Ayşei Yasemin Yüksel
Ayşei Yasemin Yüksel
Eklenme Tarihi: 3 Kasım 2018, Cumartesi 14:42 - Son Güncelleme: 3 Kasım 2018 Cumartesi, 16:04
Font1 Font2 Font3 Font4
Yüreği Daraltan Gecikmiş Sorular

 

 

Hangi ülke daha büyüktür? Sınırları bir anakaranın yarısını hatta tamamını kaplayan mı yoksa bizim Ankara kadar olup da besininden süsüne, makinesine  üretip çoğu koca kıta ülkelerine satanlar mı?

 

Hangi bakış net; hangisi bulanık? Tek bir bakış açısını kabul eden önyargılı, dogmatik zihniyetler mi hastalıklı;  yoksa 360 dereceden haberdar olanlar mı? Her yöne; öne arkaya, sağa sola, yukarıya aşağıya bakabilmek mi hakkıyla görmektir; yoksa burnunun dikine gidip burnun ucundan başkasını görmeyenlerin görüş açısı mı geniştir?  

 

Hangi toplum daha zengindir? Mutsuz, insanları çökmüşler mi; kendi toprağı zengin olmasa da başka  toprakların kaynağını acımasızca  kendileri için kullananlar mı? Yoksa nesi var nesi yok tüm zenginliğini bilip onları verimlice  değerlendirebilen toplumlar mı?  

 

Kim daha gelişmiştir? Koskocaman anakaraların yarısına yayılmış birkaç yüz milyonluk nüfusa sahip ülkeler mi; yoksa üç, beş milyon var yok nüfusları ile olimpiyatlarda, spor yarışlarında kürsülerde ille de milli marşları çalınıp, bayrakları göndere çekilenler mi? Yani sporun her dalında yetiştirdikleri gençler, dünyanın her köşesindeki belli başlı müzeleri, köprüleri, en önemli binaları yapacak mimarlar, ressamlar çıkarmış, edebiyatçıları hakkıyla edebiyatçı olan ülkeler mi daha ileri? Edebiyat demişken… Arkadan itile kakıla da olsa öne çıkarılmış sözüm ona edebiyatçıları payelendiren toplumlarda edebiyat gelişebilir mi? Yok öylelerini değil de yetenekleri, duyarlılıkları, doğrudan şaşmamaları, birikimleri, her konuyu bir çırpıda aktarabilmeleri, sözcük dağarcıkları ile tek bugün değil her gün için okunacak nitelikteki  yazarlarını, şairlerini bilebilip onları el üstünde tutan toplumların edebiyatı mı gelişir? Öyleleri mi Goethe, Shakespeare çıkarabilir; başka dertlerde olan anlayışlar mı?

 

Hangi toplum yaşanmak istenen toplumdur? Sokaklarında trafiğin kuralıyla aktığı; tanısın tanımasın insanların sabahları selamlaştığı; başta yaşlılara, kadınlara, çocuklara yol, yer verilen; büyüğünden küçüğüne saygı ve sevginin  diğer tüm insanlık dışı, etik dışı  yaklaşımları silip süpürdüğü anlayıştaki toplumlar mı?  Yoksa tümden bir kalemin uydurduğu karakterler olan dizi film bıçkınlarına özenip son zamanlarda özellikle de otuz yaş civarındaki kimilerinin  yaptığı gibi  insanların üstüne üstüne yürümeyi marifet sananlarla dolu  toplumlar mı?  Öyleleri dizilerden, internetten boylarını aşan beylik lafları devşirip sanal âlemde ahkâm keserken diyelim ki Mevlana’dan tek bir rubai bilemediklerinden nutku tutuluverir sanal olmayan gerçek sohbet ortamında.

 

Hangi ten rengi daha acıdır?  Beyaz mı; siyah mı? Hangi gözden akan yaş daha acıtır? Çekik, kara, yeşil, mavi? İnsanlar daha mı  az insandır adları Kunta Kinte olduğunda? İklimine göre toprakları başka başka renkteki dünyada toprak elementli insanların da başka başka renklerde olmalarına  “yaradılış” demek mi insana yakışan; bunu diyememek gaflet mi yoksa?

 

Hangi eğitim yeterli? Düşündüren, “neden?”, “nasıl?” diye soru sormayı öğreten; aklın şaşıp kaldıklarını laboratuvarın kolayca anlaşılır kıldığını gösteren mi?  Yazılmış her kitap ve  kulaktan dolma bilginin ille  kaydı tutulmuş gerçek, doğru bilgi olmadığı farkındalığını verebilen eğitim mi adamakıllı eğitimdir;  yoksa düşünmeyi öğretmese de “adı üniversite mezunu oluversin canım!” için midir eğitim? Üniversite eğitimi eğer bilimselliğin ve öylesi yaklaşımın  uzağında ise o zaman üniversite ne içindir?  Anlamı nedir?

 

Kapkara cehalet hangisi? Hakkında atıp tuttuğu ne varsa gidip yerinde görmemiş, bileninden dinlememiş; köyünden çıkmamış, çıktığı zaman da neresiyse orası tüm dünyayı ora bellemiş olmak mı? Yoksa “biz köylüyük, aklımız ermez” derken fizik  kurallarını formüle edememesi sadece eğitim noksanlığından olsa da sağduyusunun yerindeliği en başta kendini bilmekliğinden belli olan mı?

 

Hangi kültür peki? Hangi kültür düzeyi ya? Şimdilerde ev dolusu geçmiş yadigârı yün halısından kilimine, bakırından tahta oymasına, taş yapısından yemeğine, komşuluğuna ne var ne  yoksa onları reklamlarda görülen yapay, beton, kendiliksiz her  şey için  yakıp yıkmak mı kültürdür?  Bir eve girildiğinde büyükanne babalardan kalma küçücük de olsa aile yadigârlarını gururla başköşede sergilemek mi kültürün farkında olunduğu anlamına gelir yoksa? Evlerimize girince ne görüyoruz?  Reklam kültürü mü yoksa özümüzü mü? Halılarımız, kilimlerimiz Türk motifli mi? Yemeklerimiz ya? Kendi mutfağımızdan mı soframızdakiler?  Yoksa bir telefon ile kapıya gelen kutu içindeki  yemek değil; ama yenilebilir şeyler mi?

 

Hangi tavırlar insanca? Hangi anlayış esas alınarak kadına, çocuğa, hayvanlara olmadık şeyleri reva görmek, gerçek anlamdaki insanlık mı? Geçmiş uygarlıkların bugüne bıraktıkları tümden taştan eserlerde saklı matematiği, mesajları anladıkça tutulan nutkumuz gibi ileride bizlerden kalacak beton yapılar karşısında da nutuklar tutulacak mı?  Bugünlerin  her türlü kirliliği, iklimi, suyu, Afrika gerçeği yani açlığı ve başka pek çok  konu  karşısında dilleri mi tutulacak yoksa gelecektekilerin? İlkel dönem insanlarının mağara çizimlerine bakınca ilkelin onlar mı yoksa bugünkü bizler mi olduğunun cevabı kişilere göre değişiyor mu?

 

Bugün, tam şu noktada, bize bırakılan doğasından mimarisine, gölünden, ormanından canlı türüne dünyaya yaptıklarımıza bakınca uygar mıyız biz? Evinin duvarına en güzel manzaralı tabloyu asarken o en güzel manzaraya gidilince ortalığı çöpe boğanlardansak biz neyiz? Vahşi, cahil, kötü? Harıl harıl güzel şeyleri  bitirmekle meşgulken aslında kendimizi bitirmek için dev adımlar atan kıt anlayışlılar mıyız? Yani en başta kendisinin cahil olduğu konusunda cahil olan kapkara cehalette miyiz?  Öyle ki güneş bile solmakta bu cehalet  karşısında. Üzerinde dünyanın on bir katı büyüklükte lekeler  oluşmuş malum.

 

Belki birkaç yüzyıl önce hiç konu olmayacak bu soruların tam şimdilerde gazetelerde, kitaplarda, televizyonlarda hatta dolmuş, otobüs kuyruklarındaki sohbetlerde ardı arkası kesilecek gibi değil. İnsan değişti; değiştikçe dünyayı, etrafını, ortamını hatta kendisini değiştirdi yiyeceğinden, içeceğinden, havasına. Filenin poşete dönüşmesinden toprak, taş evin betona yenilmesinden binlerce yıldır sahip olduğu genlerine kadar. Haliyle bu sorulara ortam doğdu.

 

Şimdilerde herkesin aklındaki bu soruları cevaplayabildiysek çıkan sonuca bugünün insanları olarak “niteliğimizin yüzdesi” mi diyeceğiz o halde? Duygusal cevaplar çoklukla gerçekçi ve akılcı olmayacağından geçerli de olmaz.

 

(Her hakkı saklıdır)

Ayşei Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 15.10.2018


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


Yüreği Daraltan Gecikmiş Sorular Yazısına 1 Yorum Yapıldı

BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN