• Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
  • Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
    Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
  • “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
    “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
    Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
  • METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
    METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
  • HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI
    HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI

YAZARLARIMIZ

Ayşei Yasemin Yüksel
Ayşei Yasemin Yüksel
Eklenme Tarihi: 23 Nisan 2018, Pazartesi 21:47 - Son Güncelleme: 24 Nisan 2018 Salı, 03:27
Font1 Font2 Font3 Font4
Yol kenarında bir kadın

Artık uzun yol için hayli eskidiğinden İzmir’den ilçelerine yolcu taşıyan, şimdi de  Karaburun’a giden otobüsün çevre yoluna çıkmasına az kalmıştı. Motosikletinden kamyonuna,  lüks olanından aile arabasına hepsi hız yapardı bu iki yanı zeytin ağaçları ve fıstık çamlarıyla  kaplı  yemyeşil yolda.

 

Çevre yoluna çıkınca otobüs pencerelerinin kimi kapanmış perdeleri açıldı. Dışarıyı rahatça izlemek için güneş gözlüklerini takanlar oldu. İlk kez o yoldan geçenler cama yapışmıştı sanki etrafı görmek için.

 

Kısacık yolculuğun tadını çıkarmak isteyenlerce açılan incecik alüminyum ambalajlı cips paketleri ile içinden kuru üzüm, leblebi alınan kesekâğıtlarının hışırtısı; ortalığa yayılan fıstık kabuğu, çekirdek sesi, kokusu; şoförün dinlediği kimselerce duyulmamış şarkıların uğultusu içinde sürüyordu yolculuk. Tam arkalarındaki koltuklarda oturanların çiğnediği naneli ya da damla sakızlı çikletlerin kokusu, bir ön koltukta oturan kimilerince her nefes alıp verişte hoşnutsuzlukla solunuyordu.  

 

Sol  taraftakilerin birdenbire başlarını cama çevirip dışarı bakmaları, sağ yan koridor tarafında oturan kadın yazarın gözünden kaçmadı. İşte gözlem ayağına gelmişti. Bu bakış, bir öyküye bakıştı sanki.

 

Sol tarafta kalan koltuklarda oturanlar adeta cama yapıştığından kadın yazar onların başlarından başka bir şey göremedi. Ama dışarı bakanların birisi “külhanbeyi tavırları içindeki şu adam nasıl bağırıyor kadına!” derken bir diğeri  “kadın arabadan niye indi ki bunca hızlı, yoğun trafik akışında?” diye sorup duruyordu kendi kendine.  “Nedir dertleri bu kadın ile bu adamın? Aaaa, şu hemen arkalarında duran kırmızı kamyonun şoförü yoksa…” deyip elini ağzına götürdü zevzek biri de.

 

Sağ taraftaki koltuklarda oturan gençlerden kimisi yerlerinden kalkıp yol kenarına park etmiş  beyaz araçtan inen kadın ile  önde duran kamyonun şoförünün bağrışmasını  seyretmek istediler. “Biz de görelim ama. Başınızı biraz çekseniz ya” dediler camı kapatanlara. Cips yiyen saçı dökülmüş bir adam kızarcasına konuştu, “ne var görülecek. Kadın arabadan indi. Kamyona binecek. Anlamadınız mı neler oluyor? Göz göre göre bu ne ahlaksızlık böyle?” diye homurdandı. Koridorda ayakta duran gençlerden biri “biz de kavga var sanmıştık, bakacaktık” diye sızlandı. “Tabii kavga canım. Tabii ki kavga. Kamyon onları gişelerden sonra sıkıştırdı, tampon tampona geldiler, sonra da solladı. Ben gördüm” dedi genç bir kadın. Saçı dökük adam “Hadi canım sen de! Besbelli ortada neler olduğu” dedi yine homur homur. “Ama önyargılı davranmayın. Günahını alıyorsunuz o kadının. Beyaz arabayı sıkıştırdı kamyon. Kamyon sürücüsüne çok kızmış olmalı kadıncağız az daha kazaya sebep olacağı için”.  “Külahıma anlat sen o saftirik masalı” deyip katır kutur cips yemeye devam etti saçları dökük adam.

 

Siyah saçlı tombik bir liseli “ay size ne canım, ister dururlar ister giderler. Kime ne el âlemin ne yaptığından. Susun da filmimi izleyeyim tabletten ama” deyip sakızını patlattı.

 

"Artık her yer, her şey bozuldu. Yolda olacak şey mi şu yaptıkları” dedi kır saçlı bir adam. “Yapacaksanız bari göz önünde yapmayın ahlaksızlıklarınızı” diye söylenirken tüm otobüsün duyacağı şekilde cıııkkk cıkklar sıraladı yazlıklarda çalışmaya giden bir inşaat ustası. “Ayyy ne oldu ki” diye merakla sordu arkalardan biri. “Saf saf konuşup insanı sinir ediyorlar. Görmüyor musunuz edepsizlerin yaptığını. Kamyon şoförleri şehirlerarası yolda neden durur bilmeyen var mı sanki? Dünya bozuldu, dünya” diye söylendi saçları dökük adam bir kez daha.

 

*****

 

Öğretmen karıkoca on yıllık evliliklerinde ilk kez tatil yapacaklardı. Karaburun’da bir pansiyonda beş günlüğüne yer ayırtmışlardı.  Karaburun’a da, tatile de ilk kez gideceklerinden internette epeyce vakit harcamışlardı nasıl gidilir, çevre yoluna nereden girilir; yeşil tabelalarla mavi yol işaretlerinin farkı nedir; ucuz yemek nerelerde yenir; bir gözleme ne kadardır gibisinden şeyler için. Tüm kış boyunca evlerinde hafta sonları kurs vermiş, kurs paralarını biriktirmişlerdi bu tatil uğruna. Yazı iple çekmişlerdi.

 

Çevre yolu gişelerine geldiklerinde neredeyse yanlış gişeye sapacakken kadın kocasını uyararak üzerinde ışık olanların çalıştığını söyleyince adam mecburen aniden açık gişeye direksiyon kırmıştı. Taaa doğu sınırının ötesinden gelen tam arkalarındaki kamyon şoförü çok sinirlendi adamın bu şaşkınca davranışına. Yüreği ağza getiren uzunca bir korna çaldı. Öğretmen adam duymazdan geldi. Hatasını biliyordu; ama buraları bilmediğinden yanılmıştı işte. Hem arabalarının plakası zaten anlatıyor olmalıydı buralara yabancı olduğunu.

 

Gişeden çıktıktan sonra kamyon peşlerine takıldı. Kâh tamponlarına değercesine izledi öğretmen karıkocanın arabasını, kâh hız yapıp onlara yetişti kaçtıklarında. Kâh yanlarından yanlarından ilerleyip sıkıştırmaya çalıştı. Az daha biçecekti ki karıkocanın arabasını öğretmen adam orta halli ikinci el arabasını durdurdu. Onlar durunca hızla fren yapan kamyon da durdu tam önlerinde.

 

Öğretmen adam,  kötü bir kazaya ramak kaldığından hatta bir kaza olsaydı kesinlikle kurtulamayacaklarını bildiğinden sinirlenip arabadan indi. Kamyon şoförüne “ne yapıyorsun kardeşim. Canımıza kastin mi var?” demek için.  Öğretmen adamın öğretmen karısı, kavga çıkacağından korktuğundan kendini arabadan dışarı atmıştı. Bu arada sürücüsü olanları fark ettiğinden yanlarından çok yavaşlayarak geçen Karaburun otobüsünde o tarafı gören koltuklarındakiler, kamyon şoförü ile öğretmen kadını fark etmişlerdi.

 

*****

 

Akşam televizyondan haberleri izleyen Karaburun otobüsü yolcularından kadın yazar, çevre yolundaki cinayet haberini duyunca kulak kabarttı. Hatalı sollama ve sıkıştırma yaptığı için kamyon şoförüne “ne yaptın sen arkadaşım” diyen öğretmene kamyon sürücüsü “sen ne yaptın lannn asııll” diyerek elindeki levyeyi indirip öğretmenin hayatını kaybetmesine neden olmuştu. Kamyon şoförüne engel olamadığı için sinir krizi geçirmekte olan öğretmenin karısına da levyeyi sallayan kamyon şoförü, tatile gitmekte olan öğretmen çiftten kocayı öldürüp kadının da kolunu kırmıştı.

 

Dinlediği haberle yüzü allak bullak olan kadın yazar iç çekti. “İnsanlar bilir bilmez neler söylüyorlar. Önyargıdan uzak kalamıyorlar birkaç saniyeliğine görmüş olsalar bile bir şeyi. Neler dememişlerdi ki bu insanlara bugün otobüsteki yolcular” diye üzüntüyle söylenirken bu öyküyü yazmak üzere yerinden kalktı.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


Yol kenarında bir kadın Yazısına 1 Yorum Yapıldı

BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN