• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 25 Ocak 2019, Cuma 09:02 - Son Güncelleme: 25 Ocak 2019 Cuma, 09:16
Font1 Font2 Font3 Font4
Yirminci yüzyılın fotoğrafı

“Bu Kur’an Müslümanların elinde bulunduğu müddetçe, biz onlara hakiki hâkim olamayız. Ne yapıp yapıp, bu Kur’an’ı sükût ettirip ortadan kaldırmalıyız. Yahut da Müslümanları ondan soğutmalıyız.”(1)
Lord William Ewart Gladstone
İngiliz Müstemlekat Nazırı (İngiliz Sömürgeler Bakanı)

Tarihin en karanlık, en kanlı yüzyılı…
Yok oluşlar, yıkımlar, yıkılışlar… Harpler, çatışmalar, felaketler dönemi…
Vahşi Batı’nın filozoflarının, ideologlarının şekillendirdiği zaman dilimi…
Çatışma teorilerinin, seküler düşüncenin bütün dünyaya hükmettiği bir asır…
Yirminci yüzyıla yön veren isimler:
Adam Smith, Karl Marx, Friedrich Engels, Vladimir Lenin, Josef Stalin, Lev Troçki…
Lord William Ewart Gladstone, David Lloyd George, Lord George Nathaniel Marki Curzon, Theodor Herzl, Haim Nahum, Emmanuel Carasso, Charles Darwin, Sigmund Freud, Winston Churchill, Rockefeller hanedanı, Rothschild hanedanı…
Bu isimlerden Adam Smith 18. yüzyılda yaşadı ama sonraki yüzyılları etkiledi. “Milletlerin Zenginliği” isimli kitabıyla kapitalizmin öncüsü oldu.
Karl Marx, ”Kapital” isimli kitabı yazdı. Karl Marx ve Friedrich Engels “Komünist Manifesto” isimli kitapla komünizmi kurdular. Bu iki isim 19. yüzyılda yaşadılar, kendilerinden sonraki dönemleri etkilediler.
Bu isimler, geçen yüzyıla ekonomiyle, vahşi rekabetle, parayla, faizle, çatışma teorileriyle… Emek ve sermayeyle… Sömürgecilikle, komünizmle, kapitalizmle, evrimle, ateizmle, ırkçılıkla… Tarihi maddecilikle, materyalizmle, pozitivizmle… Sahipsiz-başıboş bir insan, hayat, dünya ve kâinat tasavvuruyla… Seküler düşünceyle, insan insanın kurdudur cümlesiyle, hayat acımasız bir mücadeledir anlayışıyla, ekonomik insan kavramlarıyla damga vurdular. Her şeyi madde ile açıklamaya çalıştılar. Mânâ ve maneviyatı görmediler, görmek istemediler.
Maneviyatı, bilhassa İslamiyet’i yeryüzünden silmeye ant içtiler.
Başarılı oldular mı?
Bakalım, anlamaya çalışalım:
İki büyük dünya harbi, sonu gelmeyen ekonomik krizler, çatışmalar, katliamlar bu isimlerin öncülüğünde gerçekleştirildi.
Kimi zaman barış, demokrasi, insan hakları kelimeleriyle… Kimi zaman özgürlük ve hukuk kelimeleriyle kendilerini maskelediler, dünyayı kana boğdular, ateşe verdiler…
Amerika’da yaşanan Kızılderili katliamları… Afrika’da yaşanan zenci katliamları… Nagazaki ve Hiroşima’da atom bombalarıyla katledilen Japonlar… Osmanlı coğrafyasında katledilen Müslümanlar… Katledilen Doğu Türkistan Türkleri, Ahıska Türkleri, Avrupa’nın tam ortasında Bosna Hersek’te yaşanan Müslüman katliamları… Hemen hemen bütün ülkelerde yaşanan sol sağ çatışmaları… Komünizmle Kapitalizmin büyüsüne kapılanların çatışmaları… Emek sermaye çatışmaları… Yapay sınıf çatışmaları… 1929 Büyük Ekonomik Buhranı…

Sonuç:
Kan, ateş, gözyaşı… Kirletilen atmosfer, toprak, su… Ahlak erozyonu… Para, silah, futbol, medya ve eğlence sektörünün dünyaya hükmetmesi… Sınırsız içki ve uyuşturucu kullanımı… Kumar, şans oyunları… Artan boşanmalar… Dağılan aileler… İnsana ve tabiata savaş açılması…
Bilgi, teknoloji ve sermayenin dünyayı tahrip etmekte kullanılması… Maddiyatın ön plana geçmesi, maneviyatın yok edilmeye çalışılması…
İklim değişiklikleri… Ekolojik dengelerin bozulması… Tüketim çılgınlığı…
Tükenmişlik Sendromu… Kaliforniya Sendromu… İntihar oranlarında patlama…
Vahşi rekabet, çatışma teorileri, hayat mücadeledir felsefesi, insan insanın kurdudur anlayışı…
Din, ahlak ve maneviyatın, insani değerlerin bu derece yok edilmek istendiği başka bir yüzyıl asla yaşanmadı.

Bunca yıkımlar yaşanırken ortaya çözüm önerisi olarak neler sunulmadı ki?
Hedonizm, nihilizm, satanizm, büyücülük, falcılık, ruhçuluk, cincilik…
Misyonerlik, benmerkezcilik, sınırsız eğlence, sınırsız tüketim…
Vur patlasın, çal oynasın anlayışı…
Futbol, televizyon…
Bütün duvarları yık, bütün sınırları kaldır düşüncesi…
Kuvvetli olan haklıdır… Altta kalanın canı çıksın… Bilgi güçtür… Tabiat insanın düşmanıdır düşünceleri…
Sen çalış ben yiyeyim düşüncesi… Ben tok olayım da başkası açlıktan ölse bana ne düşüncesi…
Hayatını yaşa düşüncesi… Kariyerizm, ölümüne-öldüresiye başarı motivasyonu…

İnsanlardaki maneviyatı tamamen unutturmak istediler.
Dünyanın tek umut ışığı İslamiyet’i ve Müslümanları yok etmek istediler.
Bilfiil pek çok şeyi başardılar zalimler… Bilfiil Osmanlı coğrafyasını işgal ettiler, Müslümanları katlettiler…
Ama insandaki gerçeği arama potansiyelini, hakikati arama tutkusunu yok edemediler…
Osmanlı Devleti’nin insanlığa ve İslamiyet’e asırlar boyu verdiği hizmetleri unutturamadılar.
Osmanlı coğrafyasında yaşayan yetmiş iki milletin Türklere olan sevgisini silemediler.
Mü’minlerden iman ve İslamiyet’i, Peygamber (asm) sevgisini, sünnet-i seniyyeye bağlılığı söküp alamadılar…
Fahr-i Kâinat Efendimiz’e (asm) olan muhabbeti, bağlılığı yok edemediler…
İnsanlardan ahlak arayışını, mü’minlerden ahlak-ı haseneyi, takva arayışını silemediler…
İslamiyet’i yok edemediler…
Müslümanları tarihe gömemediler…
Mü’minleri manevi anlamda yenemediler…
İşte şimdilerde zalimlerin öfkesinin arka planında bu gerçekler var.

Peki İslam düşmanları hedeflerine bundan sonra ulaşabilecekler mi?
Asla…
Çünkü her şeye rağmen ayağa kalkan bir İslam dünyası var.
Başa çıkamadıkları, başa çıkamayacakları, yenemeyecekleri bir Kur’ân-ı Kerim var…
Aradan geçen 1400 yıla rağmen, mü’minlerde gittikçe artan bir Peygamber (asm) sevgisi var…
Kur’ân-ı Kerim’den Mücadele Suresi’nin 21. ayetinin mealini verelim:
“Allah, ‘Ben ve peygamberlerim üstün geleceğiz’ diye yazmıştır. Gerçekten de Allah karşı konulmaz kuvvet sahibi ve herşeyin mutlak galibidir.”(2)

……………………….

(1)Bediüzzaman Said Nursi Tarihçe-i Hayatı, rnk neşriyat, s. 50, 2015, İstanbul
(2)Açıklamalı Kur’ân-ı Kerim Meali, Ümit Şimşek, Zafer Yayınları, s. 663, 2005, İstanbul


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN