RÖPORTAJLAR
  • Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YGS Ya da Yaşama Geçiş Süreci
Eklenme Tarihi: 3 Mart 2017, Cuma 21:49 - Son Güncelleme: 3 Mart 2017 Cuma, 21:49
Font1 Font2 Font3 Font4



YGS Ya da Yaşama Geçiş Süreci
  Zeynep Büyükünal Yaşamadan geçiş süreci… İlkbaharla kışın farkına varmadan, şöyle gökyüzüne bakıp bir ‘oh’ demeden yaşamdan geçiş süreci. Bu derdin adı zaman zaman değişti, farklı harflerle kısaltıldı, ama derdin şekli şemaili hiç değişmedi. On yedi yaştan on sekize geçiş bizde böyle. Yükseköğretime geçiş sınavı bu bahsettiğimiz, üniversiteye hazırlık yılı bu süreç. İnsan ömrünün en […]

 

Zeynep Büyükünal
Yaşamadan geçiş süreci… İlkbaharla kışın farkına varmadan, şöyle gökyüzüne bakıp bir ‘oh’ demeden yaşamdan geçiş süreci. Bu derdin adı zaman zaman değişti, farklı harflerle kısaltıldı, ama derdin şekli şemaili hiç değişmedi. On yedi yaştan on sekize geçiş bizde böyle. Yükseköğretime geçiş sınavı bu bahsettiğimiz, üniversiteye hazırlık yılı bu süreç. İnsan ömrünün en “deli” kanlı, en cıvıl cıvıl zamanı beş seçeneğin arasında gidip geliyor. Mızmızlanmak yetmiyor, değiştirmek için bir çözüm önerisi var mı? Belki yok, belki çok. Ama her nasılsa değişmiyor.
Yapılacak iş çok… Ezberlenecek konular, formüller, çözülecek problemler, ayıklanacak paragraflar… Bir kütüphaneye gitseniz, ciddiyetle üniversiteye hazırlanan genci gözlerinden hemen tanırsınız. Ya uyku akıyordur o gözlerden, ya da boş bakışlar, ifadesini yitirmiş yüzlerdir çoğu. Stresten mısır gibi patlamış ciltler… Aynayla barışık kısım az, çoğu bir cama aksi vurunca görüyor yüzünü. Abartmadığımı üniversiteyi yeni kazanmış yakını olanlar çok iyi bilir. O yıl sadece öğrenciye değil, anne-babaya da zordur. Patlamaya hazır mayın gibi gençlerin psikolojisi. Pek yaklaşmaya gelmez, kendi haline de bırakılmaz.
Bu böyle bir sene işte! Yaşamadan geçiş süreci. Yediğin simidin tadına varmadan, etrafta çiçek mi açmış, dallar yeşermiş mi, yoksa dallar karla mı süslenmiş farkına varmadan geçiş süreci.
Yaşam… Bebeklikle yaşlılık arası, bazı şanslılar erken kavuşuyor rabbine, o ayrı, uzun sanılan, hakikatte kısacık bir süreç. Yaşam… İnsan olma yolunda atılan adımların tümü. Yaşam… Kendini, Yaratanı fark edebilme, tanıyabilme, sevince yaratılmışlarla beraber hoşnut bir halde yaşayıp ebedi âleme geçiş süreci.
Bu süreçte hayatta kalmak için rızık gerek. O rızık için bir iş. O iş için bir eğitim, eğitim için üniversite. Üniversite için o malum süreç.
Keşke demek hoş değildir ama ayçiçeklerinin yüzünü güneşe dönmesi gibi, bütün bir sene o bakmaya doyamadığımız yavrularımızın yüzünü test kitabına dönmesini izlemesek. Daha rahat, daha makul bir şekilde geçse gitse o sene. Keşke sevgiye, hayata zaman kalsa. Kuşları dinlemeden gökyüzünü seyretmeden, toprağı koklamadan, yağmurda keyfine ıslanmadan kartopu oynamadan geçmese. Ama geçiyor. Yaşama dokunmadan geçiyor. Çünkü 16 yaşındaki bir çocuğun bütün birikimi 160 dakikalık bir sınavla ölçülecek ve her şey buna göre belli olacak. O sınava yavrunuz girdiyse bilirsiniz, öyle bir yakınınız yoksa 12 Mart sabahı en yakınınızdaki okula saat 09.30 civarı bir gidiverin.  Oradaki gürültü daha ziyade kalp atışlarının gürültüsüdür. Gelin de bir bakıverin, gözlerde onlarca duygu. Kimin sınava hazır olduğu, kimin olmadığı bellidir. Gözlerde endişeden umuda, korkudan sabırsızlığa bir sürü duygu geçiş töreni yapar. Kimlik kontrolü yapılırken titreyen ellere ayrıca dua edesiniz gelir. Kim bilir neleri ezbere biliyor çocuk. Dördüncü Murat’ın vezirinin burcunu biliyor çocuk. Ya da bir işin iki işçi tarafından kaç günde biteceğini çoktan hesaplamış, işçilerin eve dönüş yolunu hesaplıyor. Bütün sene kafasını kaldırıp ay ve yıldızların güzelliğini izlememiş ama ay uydusunun konu olduğu coğrafya sorularını çözmüş. Aferin ona!!! Yazık bu duruma sadece seyirci kalan bizlere!
Ne diyelim, bir kelebekten toprağın altına yuva yapması, hiçbir sincaptan uçması beklenmeden her yavrunun kendi fıtratına uygun iş ya da sanatı yapması mümkün olur inşallah bir gün. Severek, hissederek yapılan işten hem bereket, hem güzellik hâsıl olur.
Her yavrunun içinde taşıdığı kabiliyetleri en iyi imkânlarla sürdürebilmesini temenni edip, sınava gireceklere başarı, onların ailelerine sabır, olayla ilgisi olmayanlara durumlarına şükür imkânı dileyip bitirelim. Ne de olsa çözülecek sorular çok, zaman kısa.
 
 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!