• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 1 Kasım 2016, Salı 21:46 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:03
Font1 Font2 Font3 Font4
Yaşamak…

yaşamak1
N. Kağan Çetin 
“Yaşamak şu hayatta en nadir rastlanan şey. Çoğu insan yalnızca var, o kadar.”
                                                                                        Oscar Wilde
Çoğu insan yalnızca var, o kadar.
Çoğu insan şu dünyaya veda etse bir fark olur mu?
Varlığıyla yokluğu farketmeyen, farkedilmeyen insanlar…
Bir anlam ifade etmeyenler…
Acaba onlar neden böyle?
Bazı sebepleri sayalım:
Tek boyutlu oldukları için, mutfakla tuvalet arasında sıkışıp kaldıkları için… Dünyaya açık, ötesine kapalı oldukları için… Sadece maddeye odaklı yaşadıkları için…
Bir anlam ifade etmek öyle kolay değil.
Yaşamak; para, faiz ve dövizden ibaret olmasa gerek.
Hayat, sadece futbol,  sadece kakara kikiri, sadece laylaylom olamaz.
Günün 24 saati, haftanın yedi günü, koca bir ömür… Magazin, politik gevezelik, para, kariyer, ego, başarı veya borsa ile geçer mi?
Yoksa sen sadece yiyip içmeye mi geldin şu dünyaya?
Hayatı gurme ve gastronomi kelimelerine mi hapsettin?
Yalnızca belden aşağı, sadece mide ve bağırsaklar arasında gidip gelen bir hayat nasıl bir hayattır?
Öyle bir hayata hayat denir mi?
Yaşamak bunlar mı demek?
İyi dinle dostum…
Yaşamak, Allah’ın sanat eserlerine yansıyan kudretin farkında olmaktır.
Bütün varlıkların, cümle alemin Allah’ın eseri olduğunu bilmektir yaşamak.
Üç beş günlüğüne bile olsa terket şu metropolü haydi…
Bir deniz kıyısında, bir ormanda, bir köyde vakit geçirmenin tadına var.
Karşılık beklemeden bir iyilik yap.
Bir kitabın satırları arasında dolaş…
Boşver akıllı telefonları, interneti, bilgisayarı, sanal dünyaları…
Beton yığınlarını, plazaları, alışveriş merkezlerini arkada bırak.
Bir sabah namazını camide kıl.
Bir gece Kur’an-ı Kerim’den birkaç sayfa oku… Okuduğun ayetler üzerinde düşün biraz…
Bir çocukla oyun oyna, bir ihtiyarın elinden tut, bir dertliye derman ol, bir kimsesize sahip çık…
Vahşi rekabete bir son ver artık.
Bir dua et… Kendin için, ailen için… İslâm dünyası için… İnsanlık için… Bir dua et…
Dua etmenin sana vereceği manevi desteğin peşine düş…
Şu ayeti hatırla:
“Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?”

Sonra kâinat kitabı…
Kâinat kitabını okumayı dene.
Kâinat kitabının dilini Kur’ân-ı Kerim ile çözebilirsin ancak.
Bak ayet ne söylüyor:
“Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah’ı tesbih eder.”
Demek ki varlıklar boş değil, anlamsız değil.
Biz, Allah’a ibadet eden bir kâinatta yaşıyoruz.
Farkında mısın?
Ömür sermayesi tükeniyor… Geride bıraktığın mesafeleri, yılları bir düşün…
Kaç yıl, kaç asır kalmayı planlıyorsun şu fani âlemde?
50, 100, 150 yıl?
Kariyer planlamanı bu aralıklara göre mi yaptın ha?
Bırak bunları…
Yarına çıkmak için garantin var mı?

Şu koskoca kâinat öyle anlamlar ifade eder ki, ancak iman etmekle anlaşılır.
Şu mevsimler, şu yıldızlar, şu dağlar, denizler… Ancak marifet ile okunur.
Marifet, eserden ustaya, kâinattan Allah’a varabilmek.
Marifet var olmak değil, marifet yaşamak.
Yusuf Suresi’nin 105. ayeti tam da bunu anlatır:
“Göklerde ve yerde nice âyetler vardır ki, insanlar onlara sırt çevirir de yanlarından geçer, giderler.”


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN