• Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
    Kâzım Yetiş: “Yahya Kemal bizi tarihimizle barıştırdı”
  • BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
    BEŞİR AYVAZOĞLU İLE YAHYA KEMAL HAKKINDA MÜLAKAT
  • Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 9 Mart 2015, Pazartesi 10:19 - Son Güncelleme: 28 Mart 2018 Çarşamba, 23:05
Font1 Font2 Font3 Font4
Türkülerimiz ne anlatır?

türkü3
Necati Kağan Çetin
Dağlar seni delik delik delerim,
Kalbur alır, toprağını elerim aman aman,
Dumanlı dağlar…
Bizim türkülerimizin dilinden anlayan, pek çok şeyden anlar.
Türkülerimizi anlayan, sözden anlar, halden anlar.
Onları anlayan, söyleneni anladığı kadar, söylenmeyeni, söylenemeyeni de anlar.
Biz öylelerine “ârif” diyoruz.
Yani söylenmeyenleri bile anlayan adam.
Ârifler azaldı mı ne?
Eskiler demiş:
Ârife işaret yeter.
Bizim türkülerimizi anlamayan, bizi anlamaz, anlayamaz.
Öyleleri ömür törpüsüdür.
Bize uzaktır, dertlerimize uzaktır, dermanlarımıza uzak…
Önemli olan, söylenenin ötesini anlamaktır.
Şimdi türkülere kulak verelim de, bilelim ne imiş “söylenenin ötesini” anlamak…
Buyurun:
 Âşığım dağ gezerim,
Bülbülüm bağ gezerim,
Yüz yerimde yaram var…
Sanırlar sağ gezerim!
İnsanlar, uzaktan göründüğü gibi değil…
İnsan, uzaktan sığ görünebilir.
Ondaki derinlik, yaklaşınca anlaşılır.
Yalnız insan mı?
Her şey böyledir.
Anlamak için yaklaşmak gerek…

Yüce dağların başında,
Karlı dağların başında,
Tek atlı kaldığın var mı?
 Çaresizliği, tükenmişliği, bu mısralardan daha güzel ne anlatabilir?
İşte böylesi anlar, insana yeni kapıların, beklenmedik yolların açıldığı zamanlardır.
Böyle durumlarda tıklatılacak kapı, başvurulacak mercî bellidir:
Allah!
Allah, bir kapıyı açarsa, o kapıyı kapatabilecek var mıdır?
Şimdi biz, bu türkünün tam aksine diyelim:
Eğer Allah seninle olsa,
Sen de Allah ile olsan…
Yüce dağların başında,
Karlı dağların başında,
Tek atlı kalsan da korkma!

Ne ağlarsın benim zülf-ü siyahım?
Bu da gelir, bu da geçer, ağlama…
Göklere erişti figanım, ahım
Bu da gelir, bu da geçer, ağlama…
Bu dünyada kalıcı olan ne var ki?
Gam bile olsa, hüzün bile olsa, geçer gider…
Yeter ki sabretmeyi bilelim.
Her mevsim geçer gider.
Kara kış biter,
Yağmur biter, yaş biter…
İnsana ümit yakışır.

Kara tren gecikir, belki hiç gelmez.
Dağlarda salınır da, derdimi bilmez.
Dumanın savurur, halimi görmez.
Gam dolar yüreğim, gözyaşım dinmez.
Fil dişi kulelerden ahkâm kesenler!
Böylesi türküler size sesleniyor.
Biraz bizim insanımıza kulak verin.
Bu millet ne der, ne söyler, ne ile dertlenir?
Koca bir ömür yaşayıp da, kendi insanının dertlerine uzak kalmak, ne bahtsızlık…
Öyleleri hem bilmezler, hem de bilmediklerini bilmezler.
Öyleleri bize yabancı oldukları kadar, kendilerine de yabancıdırlar…
Oysa önemli olan, dertliyi, gamlıyı taa uzaktan, çok uzaktan keşfetmektir, anlamaktır.
Şimdiye kadar kaç dertlinin derdine derman oldun?
Kimin gözyaşını dindirdin?
İnsan-ı kâmil misin, hakiki insan mısın?
Laf kalabalığı mı, kuru kalabalık mı yoksa?
Dert dile gelince, o derdi odun bile anlar.
Adam olan, söyleneni değil… Söylenmeyeni, dile gelmeyeni anlar.
Adam olan, halden anlar.

Kalmadı takatim sabr-ı kararım
Uçan kuştan haberini sorarım
Gurbet elde, esen yelde, seherde
Nazlı yârim ben hep seni ararım.
Sende neyi ararım?
Sende, senden ve benden, öteleri ararım.
İnsan, bir şeyi aradığı, bir şeye bağlandığı vakit, işte böyle aramalı.
Uçan kuştan, esen yelden haberini sormalı.
Bunların da ötesinde, öteleri aramalı insan…
Bu nedir biliyor musunuz?
Hakiki aşktır, Allah aşkıdır.
Kalbe Allah aşkı düşmeye görsün…
İşte o an insan, bir başka insan olur.
Günümüz dünyasında her şey tamam da, bir şey eksik:
Aşk-ı hakiki…
Şunca insan, tıpkı bizim Yunus gibi olsa…
Allah sevgisiyle kendimize gelsek…
Dünyanın rengi nasıl değişirdi?
 


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN