RÖPORTAJLAR
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
  • Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
    Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
  • “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
    “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
    Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
  • METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
    METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
  • HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI
    HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI

Türkçem benim ses bayrağım
Eklenme Tarihi: 3 Ağustos 2018, Cuma 03:17 - Son Güncelleme: 7 Ağustos 2018 Salı, 09:51
Font1 Font2 Font3 Font4



Türkçem benim ses bayrağım
Dil, kültürün ilk ve temel ögesidir.

Dil, kültürün ilk ve temel ögesidir. İnsan sosyal bir varlık olarak toplumla etkileşim ve iletişim halindedir. Milli düşüncenin, milli birliğin ve milli direnişin en önemli aktarıcısı hiç şüphesiz ki dildir.

 

Bizi biz yapan pek çok değerimiz var. Ancak bu değerlerin en başında dilimiz “ Türkçe” gelir. Dilimiz sayesinde medeni ve sosyal bir hayatın standartlarına kavuştuk. Ortak duygu ve düşüncelerimizi dilimiz sayesinde nesilden nesile aktardık. Milletimizin dini, tarihi, müziği, literatürü kısacası bütün ortak değerleri kelimeler aracılığıyla adeta havzasına süzülen ırmaklar gibi dil denizine akmış ve bize kadar ulaşmıştır.

 

Evet, tüm bu saydığımız değerlerin oluşabilmesi için millet olmamız gerekmektedir. Milletin ve öteki folklor unsurlarının oluşması için de ifade ettiğimiz gibi dil, en başta gelen unsurdur.

 

Türk Edebiyatı da her dönemde içinden çıktığı bu Aziz Milletin örfünü, adetini, gelenek ve göreneklerini yansıtmıştır. Halk Edebiyatımızdaki bir şiir; kitaplarla anlatılacak uzunca konuyu kendi akıcılığı içerisinde dile getirmiş, tadına doyulmaz keyifler bırakarak kulağımıza pelesenk olmuştur. Dilimizin güzelliği, saflığı ve muhteşemliği Ahmet Yesevi’nin  “Hikmet”lerinde ve Yunus Emre’nin “İlahi”lerinde doruklara ulaşırken; toprak Aşık Veysel’in sazıyla konuşur hale gelerek dilimizin bütün güzellikleri zirveye yükselmiştir.

 

Milletimizin “ bayrak”  aşkına Arif Nihat Asya tercüman olurken ölüm Erdem Beyazıt’ın mısralarında insanımızın zırhı olmuştur.

“ Dalgalandığın yerde ne korku ne keder
Gölgende bana da bana da yer ver.  “

dizeleriyle coşarken;

“Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm .”

mısralarıyla ölüme bile meydan okumuşuzdur.

 

Aziz Anadolu coğrafyasının tecrübesi atasözü ve deyimlerimizde veciz ifadelerini bulurken destanlar; uzun kış gecelerimizin sözlü sinemaları olmuştur.

 

Tüm bu söylediklerimizden  hareketle ifade edecek olursak ; duygu, düşünce, hamaset  ve kahramanlığımız ancak dil sayesinde gelişip serpilmektedir. Şairin  ay yıldızlı bayrağımıza atfen “ Söyle seni oraya dikeyim” dediği gibi ses bayrağımız Türkçeyi de  yeryüzünde beğendiği her yere  dikmek en önemli görevimizdir.

 

Ahmet Furkan Akar / Eğitimci – Yazar

 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!