RÖPORTAJLAR
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
  • Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
    Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
  • “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
    “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
    Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
  • METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
    METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ

Tükenmez kalem
Eklenme Tarihi: 26 Haziran 2018, Salı 21:56 - Son Güncelleme: 26 Haziran 2018 Salı, 21:56
Font1 Font2 Font3 Font4



Tükenmez kalem
Heceler içinde, hecesiz kalmışların, kalemi kırışıdır bu sözler..

Heceler içinde, hecesiz kalmışların, kalemi kırışıdır bu sözler..! Elinde mürekkebi bitmiş bir kalemi nefesiyle açmaya çalışanların çabasıdır.
Karşımda bir dünya tükenmiş kalem ve bir yığın boş kağıt duruyor. Yazmak için yazmak istemiyorum. Kalem dile gelse, kağıt sitem ediyor. Kağıt yüzünü gösterse, kalem sırtını dönüyor. Onca sözcük içinde her söz kifayetsiz kalıyor. İçim feryat figan olsa da dilim bu gece dönmek bilmiyor. Sen, diyorum "Ey kalem! Tükenmek bilmeyen dertlerim seni de mi tüketti?" Gözüm bir aralık kalemi tutan elime ilişiyor ki titreyen elim kalemi düşürüveriyor. Bugün kelimeler bana küsmüş, cümleler birbirine geçmiş adeta… Alfabedeki yirmi dokuz harfin yirmi dokuzu da çıldırmış gibi fütursuz! Sessiz olan zaten konuşmuyor; seslisi de bir türlü dile gelmek bilmiyor. Is birliğiyle bana cephe mi almışlar yoksa? Hiç değilse söyleyince rahatlayan dilim bu gece tutulmuşa benziyor… Gözyaşlarım peki? Mürekkebi tükenmiş kalemim, devir hakkını gözyaşlarıma mı vermiş dersiniz? Söyleyemediğim her cümlem gözümden akan sele karışıp gönlümdeki mürekkebi akıtıyor. Kağıda küsmüş mürekkebi nefesim değil gözyaşlarım açıyor. Gönlümden gözüme yağan her damla kalemimin ucuna tesir ediyor. Biliyorum; yazmak için kaleme hacet yok! İçimden içime akıttığım mürekkep sineme damlayınca, harfler hazır ola geçiyor. Arif olan anlıyor. Anlayamamış olmam, aciz oluşumdan kaynaklanıyor. Esasında ne harf bana küsüyor, ne gece, ne hece… Ben bana küsüyorum içten içe… Kalemimin emrini bekleyen kağıtlarımı, gidemediğim yolların, varamadığım vuslatın özlemi kül ediyor… Çılgın gibi kendimi kendime şikayet edişlerim hep bundan!.. Aslında bu çaresizliğin seslenişidir! Kalemin işi mi yoktu bana küsecek? Bihaber, ben kaleme küsüyorum. Sersemliğim dağılınca anlıyorum, mürekkebi değil, kendimi tüketiyorum!

 

Nursima Kılıç


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!