• Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
  • Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
    Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
  • “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
    “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
    Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
  • METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
    METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ

YAZARLARIMIZ

Mikail Türker Bal
Mikail Türker Bal
Eklenme Tarihi: 5 Mayıs 2018, Cumartesi 00:42 - Son Güncelleme: 5 Mayıs 2018 Cumartesi, 00:42
Font1 Font2 Font3 Font4
Towersız Şehir: Çanakkale

Geçen hafta (25 Nisan 2018) Çanakkale Üniversitesi Türk Balkan Topluluğu öğrencileri ile bir araya gelmek için Çanakkale’ye gittim. Hava yolu imkânı olmasına rağmen altı saate kadar süren yolculuklarda kara yolunu kullanmayı tercih ediyorum. Bu nedenle gece geç saatte olan otobüse bindim.

 

Sabaha karşı uyandığımda otobüsün seyir halinde olduğunu ama karayolunda gitmediğini fark ettim. Eceabat’tan feribota binmiş, Çanakkale’ye doğru seyrediyorduk. Güneş tam doğmak üzereydi. Kâinat bir o kadar sessizdi. Fakat başka bir hissiyat vardı üzerimde. Boğazın iki yakasındaki doğa, güneşin doğması ile belirmeye başlayınca üzerimdeki hissiyat fazlalaştı. Öncelikle bu sessizlik içinde İstanbul dışında olduğunuzu daha iyi anlıyorsunuz. Şehrin her saat varlığını gösteren gürültüsünden uzakta seyahat etmek insana birçok şey düşündürüyor. Adeta içinizde bir açılma meydana geliyor. Çanakkale Boğazı her Türk’ün gönlünde yanan bir kordur. Varlığımızı borçlu olduğumuz şehitlerimizin önemli bir kısmı bu cephede şehit oldu. Gemi ilerledikçe, sanki iki taraftan hep beraber ayağa kalkıp bizi selamlıyorlarmış gibi bir duyguya kapıldım. Bu ruhaniyeti yaşayabildiğimiz yerleri zaman zaman ziyaret etmem gerektiğini kendi kendime va’z ederken Çanakkale sahiline ulaşmıştık bile.

 

Şehre ayak bastığımda farklı bir durumla karşı karşıyaydım. Kalabalığa alışmış olan bizler için yadırganacak bir durum vardı. Burası bir şehrin sahilinden çok Ege sahilinde bir kasaba limanı gibi geldi bana. Saat yediydi ve tüm şehir uykudaydı. Kadıköy, Beşiktaş, Üsküdar iskeleleri geldi gözümün önüne. Sabahın en erken saatlerinde başlayan o insan yoğunluğu yoktu burada!

 

İskeleden biraz ileriye yürüdüğümde şehrin kimliğinin hâlâ korunmuş olması beni hem şaşırttı hem sevindirdi. Kimliği olan şehirleri severim. Yani tarihi dokusuna el vurulmamış şehirler, benim için gerçek şehirlerdir. Daha önce de geldiğim bu şehrin bir öğrenci şehri olduğunu biliyordum. Zaten bu sefer ki geliş gayem de üniversitede bir topluluğun öğrencileri ile buluşmaktı. Kıymetli sosyolog Anzavur Hocam, bir zaman önce Balkanlar üzerine konuşmamı istemiş ve uzun zaman önce bu tarihlerde etkinliğimizi gerçekleştirmeyi planlamıştık. Topluluğun kıymetli gençleri, geldiğim saatten şehirden ayrılışıma kadar bana eşlik ettiler. Onları yakından tanıdıkça geleceğimiz adına sevindim. Münevver olma yolunda gayretli ve hevesli gençlerin varlığını görmek ve bilmek gelecek adına ümit verici.

 

Üniversitenin bulunduğu alan şehre hakim bir tepe. Buradan şehre bakınca şehrin mimarisinde yüksek katlı binaların yer almaması çok hoşuma gitti. Çanakkale Boğazı, İstanbul Boğazı ile karşılaştırıldığında koruma altında olmasının avantajını yaşayan bir şehir. Ama İstanbul için aynı şeyi söylemek imkânsız. İstanbul’un bu günkü nüfusu ve yapılaşması giderek ürkütücü bir hâl aldı. Buna çare bulmak da gittikçe imkansızlaşıyor. Gönül isterdi ki İstanbul Boğazı’nın da her iki yakası Çanakkale Boğazı gibi korunmuş olsaydı.

 

Bizler şehrin ruhunun izinde yaşayan insanlarız. Bir şehre ruh veren yapılar towerlar değil tabiki. Towersız şehirlerin varlığı mutlu edici. Bunlardan biri de Çanakkale… Muhakkak bu güzel şehrimizi ziyaret etmelisiniz. Kilitbahir’e geçmeyi de ihmal etmeyin.


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN