RÖPORTAJLAR
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
  • Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
    Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
  • “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
    “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
    Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
  • METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
    METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ

SEVGİLİ BİR GÜN
Eklenme Tarihi: 14 Şubat 2017, Salı 23:00 - Son Güncelleme: 14 Şubat 2017 Salı, 23:00
Font1 Font2 Font3 Font4



SEVGİLİ BİR GÜN
Dr. Zeynep Büyükünal 14 Şubat denildiğinde akıllara ne geliyor? Eğer sizin için herhangi bir şey ifade etmiyorsa ne ala… Yaşadığınız yerde bu özel gün sizin de gözünüzün içine sokulmadıysa ne iyi. Bir ilçede ya da köyde iseniz zaten şanslısınız, kapitalizm bazı yumruklarını oraya kadar ulaştıramadı daha. Ama şehir insanı için, hele de metropol insanı için  […]

zor1
Dr. Zeynep Büyükünal
14 Şubat denildiğinde akıllara ne geliyor? Eğer sizin için herhangi bir şey ifade etmiyorsa ne ala… Yaşadığınız yerde bu özel gün sizin de gözünüzün içine sokulmadıysa ne iyi. Bir ilçede ya da köyde iseniz zaten şanslısınız, kapitalizm bazı yumruklarını oraya kadar ulaştıramadı daha. Ama şehir insanı için, hele de metropol insanı için  “sevgililer günü” eninde sonunda haberdar olduğumuz bir şey. Bu günü kutlamak ya da kutlamamak birey ya da çiftlerin isteğine kalmış, ama bu kadar gündeme “konan” günün nereden zihnimize monte edildiğine bir bakalım isterseniz.
Kökeni Roma Katolik Kilisesi’nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. Valentine kelimesi, Batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında da kullanılır.[1] Aslında Şubat ayının aşk ile ilintisi antik çağlara dayanmaktadır. Antik Roma’da 15 Şubatta kutlanan bir bayramla ilgili çeşitli rivayetler de mevcuttur. Çekilen kura ile bir çift olma, keçi kurban etme gibi enteresan adetler rivayet kabilinden olup, romantik aşk ve Valentine arasındaki bağlantı ilk olarak 14. y.y.’da kaynaklara geçmiştir. 14. y.y. ile 19. y.y. arasında Fransa ve İngiltere’de sevgililerin birbirine güzel sözler yazan notlar verdiği bilinmektedir. Bu notlarda çiftler birbirine “Valentine” ismiyle hitap etmekteydi. Pek meşhur Hıristiyan din adamı Valentine hakkında ise kesin bilgi bulunmayıp, çeşitli rivayetler mevcuttur. 1800’lü yıllarda ise Amerikalı Esther Howland’ın ilk sevgililer günü kartını yollamasıyla bu ve bunu takip eden adetler günümüze kadar gelmiştir. Bugün 14 Şubatta dünyada 1 milyar civarında kart gönderilmektedir. O gün gül satışları normal bir günün 50-60 katına ulaşmaktadır.
Kapitalizmin ellerini ovuşturduğu günlerden biridir sevgililer günü. Bu sistemin ekonomik amaçlı, duygusal kılıflı “anneler günü”, “babalar günü” ve benzerleri git gide iyice oturuyor dünya üzerinde. Bunu ekonomik kaygılarla insanların hayatına monte eden zihniyetin duygusal kaygıları yok tabii. Anneler gününü afişlerde boy boy gözümüzün içine sokarken herkesin annesi hayatta mı, ya da evladı hayatta mı diye bir kaygısı yok. Aynısı babalar günü içinde geçerli. Babası başında olmayan çocuk kime gidip sarılacak o gün? Sarılacak kimse bulamayanların burukluğu bu zihniyetin umurunda mı? Sevdikleri yanında olan için zaten gün çok.
Peki ya sevgililer günü? Birçok insan 14 Şubat yaklaştı, “bir sevgilim bile yok” diye üzülecek ve bir “sevgili” arayışı başlayacak bu dayatmayla.
Eğer evlenme teklifi edecek olan varsa 14 Şubattan daha münasip bir g ün yok medyaya bakınca. Özellikle mücevher firmaları hareketleniyor, günü bir üzerine alıyor nedense… Tektaş reklamları ilk sırada. Mum satışlarında bir artış var, mağazalarda mum kalmamış. O gün itfaiyenin tetikte olması şart. Muma çok alışkın bir nesil değiliz. Eskiler birbirini görmek için mum yakardı, bu nesil birbirinden başka bir şey görmemek için yakıyor… Kırmızılı süsler ve kalpli ürünler çok satılıyormuş. Hatta bu güne özel kampanyalar var bazı firmalarda. “Arkadaş, Şubatın yarısı oldu, kış bitiyor, alın şu kışlıkları artık yoksa elimizde kalacak” uzun cümle, “Sevgililer gününe özel” daha kısa. Restoranlarda bir “rezerve” durumu, masalarda gül yaprakları… Toplu taşımalarda el ele, göz göze bir yerlere gidenlerde artış… Gençler için birlikte ödev yapmanın tam da günü. İzin için gelinirse, bilin ki öğretmenler ya da üniversite hocaları ödev için o günü seçmezler. O seçim gençlere aittir.
Bol mumlu, hediyeli sürprizli bir günün ertesinde, 15 Şubat sabahı firma sahipleri “sevgili” lerden daha mutlu. Nasıl olmasın? Millet hayatına sonradan girmiş bir kültürle bir sürü para harcadı. Bu Türkiye’de böyleyse, diğer ülkelerdeki ciroyu bir düşünün. Yaşasın özel günler!
İşin başka bir yönü de bu sefer kılıfta değil, özde duygusal… Sadece sevgililer gününün değil, giderek ayak uydurduğumuz, ama kendisi bize bir türlü uymayan bu kültürün getirdikleri daha doğrusu götürdükleri. Şimdi buraya hiçbir cümle yazmasam… Sadece sayılar yazsam günümüzün ve bundan 10 yıl öncesinin flört oranını, bundan yirmi, otuz ve kırk yıl öncesinin oranlarını… Mutluluk, sevgi, evlilik ve boşanma oranlarını, mutluluk ve para arasındaki bir doğru orantıyı bir ters orantıyı versem. Ama bir cümle bile yazmasam. Arif bir millettik biz, eğer hâlâ öyleysek, anlayanlar çok olur. Bir geçmişe, bir de bugüne bakıp ağlayanlarda…
Bu durumda bize dua etmek düşer. Bütün dünya insanına bir kalp dilemek. Sevgi sonra. Sevgiyi paylaşabileceği bir insan evladı. Sonra evlat… Huzurlu bir yuva. Mum, güller, kartlar isteyenin olsun, bize gülümseyen bir yürek yeter. Sevgililer günü isteyenin olsun, bize sevgili bir gün yeter.
[1] Oxford Dictionary of English 2 e, 2003, Oxford UniversityPress, Valentine maddesi.


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!