• Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
    Şerif Benekçi: “Hümanizm, Batı insanları içindir.”
  • Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
    Eyüp Güzel: “Selahaddin Eyyubi’yi Okuduktan sonra Bende Kudüs Merakı Başladı”
  • Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
    Sevda Dursun: Camiamızın erkeklerine kırgınım
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
  • Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
    Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
  • “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
    “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”

YAZARLARIMIZ

Necati Kağan Çetin
Necati Kağan Çetin
Eklenme Tarihi: 4 Ekim 2018, Perşembe 16:28 - Son Güncelleme: 5 Ekim 2018 Cuma, 15:36
Font1 Font2 Font3 Font4
Seküler muhabbetlere kısa bir mola

İşte gördük seni dünya,
Ne gerçeksin, ne de rüya,
Bir resim çizilmiş suya,
Sahte ışık, sahte boya…

-Seyyid Ahmed Arvasi-


Seküler kafelerde seküler muhabbetler…
Dar alanda kısa paslaşmalar…
Kredi kartı, bonus, faiz, döviz, borsa ve arsa üzerine konuşuyorlar.
Otomobil, magazin, futbol, kakara kikiri laylaylom üzerine sohbetler…
Ego, kariyer, başarı üzerine atışmalar…
Biraz politik gevezelik, biraz da hakaret.
Gurme, gastronomi, yeme içme üzerine konuşmalar.
Bitti, hepsi bu.
Tek boyutlu insan.
18-20 kelimeye sıkıştırılmış hayat.
Üç ekranın kölesi olmuş insan:
Televizyon, akıllı telefon, tablet ekranına hapsolmuş hayat.
Postmodern neoliberal geç kapitalizmin geldiği son sınır.
Endüstri 4.0
Endüstri 4, muhabbet sıfır, insanlık sıfır.
Sıfırın altında hattâ…
Çok altında…

Seküler kardeş, bir sorum olacak sana:
Neden geldin bu dünyaya?
Bu dünyadan ayrılınca nereye gideceksin?
Burada neden, niçin, hangi büyük ideal için yaşıyorsun?
Seni yaratan kim, yaşatan kim?
Kariyer planlaman kaç yıllık?
50, 100, 150, 200 yıllık mı?
Dünya gemisinin rotası hangi istikamete çevrili?
Biraz dinle beni seküler abim, güzel abim…
Hayatın anlamı üzerine düşün biraz…
Anlamsız anlamsız bakma lütfen etrafa…
İnsanı, hayatı ve kâinatı Yaratan üzerine düşün.
Yaratan ve Yaşatan üzerine.

Tamam, asla vazgeçemeyeceğin şeyler var şu kısacık hayatta…
Ama 18-20 kelime üzerine gelip geçen hayat tarzını üç beş dakikalığına değiştir.
Tamam otuz yıldır böyle yaşıyordun, böyle yaşamaya devam edeceksin, biliyorum.
Sadece üç beş dakika diyorum, mola ver diyorum.
Farklı bir iki cümle üzerine düşün diyorum.
Ne üzerine?
Yol üzerine, yolculuk üzerine düşün.
Hayat üzerine, ölüm üzerine sonra…
Ölüm ötesine dair düşün.
Ölüm deyince bozulmasın moralin.
Ölümü ve hayatı bir Yaratan var merak etme.
İnsanı ölümden sonra koruyacak, diriltecek bir Yaratan var endişe etme.
Üçüncü sınıf bir canlı olan çiçek tohumunu bile kara toprağın altında bırakmayıp, gün yüzüne çıkaran Allah, seni toprak altında bırakmaz merak etme.
Ne oldu?
Sıkıldın mı bu muhabbetten?
Biraz daha sabret.
Haydi şu ilerideki camiye git, şadırvanda bir abdest al.
Caminin avlusunda dolaş biraz, düşün biraz…
İnsana, hayata, ölüme ve ölümsüzlüğe dair düşün…
Şu kurumuş ağaç, ilkbaharda nasıl dirilecekse, sen de öyle dirileceksin, merak etme.
Haydi camiye adım at şimdi.
İki rekat namaz kıl.
İki dakika dua et…
Ne diliyorsan dile Allah’tan…
Bütün dertlerini dök, içini dök Allah’a…
Sonra şu ilerideki Kur’ân-ı Kerim’i al eline…
Bismillahirrahmanirrahim…
Sayfalarda hüsnühatla yazılmış harflere, cümlelere bak…
Kur’ân-ı Kerim’e bakmak bile ibadettir.
“Derine dalma” diyecek belki birileri…
Bırak desinler.
“Yobazlığı bırak, yaşamana bak” diyecekler belki…
Desinler.
Sen Allah de!
Seni Yaratan kim, Yaşatan kim?
Bunları düşün.
Bak yıllar geçip gitti.
Gençlik zamanı çoktaaaan gerilerde kaldı.
Ölümün keşif kolları demek olan beyaz saçlar sana sesleniyor dinle…
Dünya gemisi ahiret istikametine gidiyor.
İnsan taş değil, demir değil…
Bu dünya ebedi değil.

Evet cisim ve madde itibarıyla çok küçüksün.
Ama mânâ ve kabiliyetlerin ahirete ayarlanmış.
Sen sadece bu dünya için yaratılmış olamazsın.
Aklın, kalbin, duyguların, kabiliyetlerin ve ruhun ibadete programlanmış.
Bakışların ahirete uzanmış.
Görüş mesafen trilyonlarca ışık yılı mesafelerin ötesine ulaşıyor.
Bütün bunları kalbinin gözüyle görmeye çalış.
Kalbinin kulağıyla duymaya çalış.
Kalbinin ritimlerini dinle bir kere:
Ebed! Ebed! Ebed!
Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerim’de bak ne diyor:
“Dünya hayatı oyun ve eğlenceden başka nedir? Âhiret yurdu ise, takvâ sahipleri için daha hayırlıdır. Bu kadarını akıl edemiyor musunuz?”


» YAZARIN DİĞER YAZILARI


BU YAZIYLA İLGİLİ YORUM YAZIN