RÖPORTAJLAR
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
  • Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
    Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
  • “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
    “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
    Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
  • METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
    METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
  • HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI
    HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI
  • Güray Süngü ile Röportaj
    Güray Süngü ile Röportaj

Saray’da Üç Uzun Yıl/ Orhan Sakin
Eklenme Tarihi: 14 Şubat 2017, Salı 23:15 - Son Güncelleme: 14 Şubat 2017 Salı, 23:15
Font1 Font2 Font3 Font4



Saray’da Üç Uzun Yıl/ Orhan Sakin
Hülya Günay Osmanlı tarihinde 17. Yüzyılın ortalarına rastlayan, üç yıllık kesit, devletin içinde iktidar yarışları ve ihtilaller açısından çok önemli bir dönemi teşkil eder. Bu döneme tarihte ‘’ Ağalar Saltanatı’ da denilir. Henüz yirmi sekiz yaşında iken vefat eden Sultan Murat’ın ölümü ardında üzüntü, korku, şaşkınlık bırakmıştı. Ölmeden önce kendisine rakip olacağını düşündüğü şehzâdeleri bir […]

sarayda üç uzun yıl  foto
Hülya Günay
Osmanlı tarihinde 17. Yüzyılın ortalarına rastlayan, üç yıllık kesit, devletin içinde iktidar yarışları ve ihtilaller açısından çok önemli bir dönemi teşkil eder. Bu döneme tarihte ‘’ Ağalar Saltanatı’ da denilir.
Henüz yirmi sekiz yaşında iken vefat eden Sultan Murat’ın ölümü ardında üzüntü, korku, şaşkınlık bırakmıştı. Ölmeden önce kendisine rakip olacağını düşündüğü şehzâdeleri bir bir ortadan kaldırmış; hanedanın tek erkek üyesi yirmi beş yaşındaki Şehzâde İbrahim kalmıştı. Sultan İbrahim’in tahta geçmesi ile yeni bir endişe ve tarihin baş döndürücü hadiselerinin yaşandığı ‘’Saray’da Üç Uzun Yıl’’ dönemi başlamıştı:
‘’Ehil kimseler yerine devlet makamlarına rüşvetle ehliyetsiz kimseleri tayin etmek suretiyle düzeni bozan padişahın tahttan indirilip ortadan kaldırılması uygun mudur?’’
‘’Uygundur.’’ Fetvası alınır, cebe konulur. Oğuzhan’dan gelen Türk geleneğine göre padişah kanı akıtılamaz; Sultan İbrahim’in kanı akıtılmadan boğmak suretiyle canı alınır. Sultan İbrahim’in henüz yedi yaşındaki oğlu Şehzâde Mehmet tahta geçer. Bu üç yıl gibi kısacık sürede kargaşa, isyan, ayaklanma, ihtilal, tarafların çatışması yaşanır. Sultan Ahmet’te kanlı çarpışma sonrası güç yeniçerilere geçer.
Halkın, esnafın fakirleşmesine rağmen devlet işlerini yürüten görevli ve askerlerin ticarete el atması, haksız rekabete sebep olur. Sultan IV Murat, Sultan İbrahim, Sultan IV Mehmet, Kösem Sultan ve Hatice Turhan Sultan’ın çevresinde gelişen olaylar, 17. Yüzyılda Osmanlı ve dünyanın içinde olduğu bunalım… Osmanlı yönetiminin merak edilen merkez yöneticilerinin siyasi, idari, kişisel ilişkileri, asker-sivil, dönemin siyasi, dini, sosyal gruplaşma ve çekişmelerini yakından tanık olurcasına okuyucuya sunan Osmanlı yönetimini anlatan bir tür siyasetname. Sokak, mahalle, meydanlar hakkında da bilinmeyenleri öğretici yönü dikkat çekiyor. Örneğin bugün Et Meydanı neresi diye bir araştırma yapınca, bugünkü Vatan Caddesi çalışmaları yapıldığı sırada meydanın yok olduğunu görüyoruz.
Kitap 1648 yılı sonları İstanbul ekonomik, siyasi hayatı hakkında dönemin yaşam şartları hakkında okuyucuyu aydınlatarak başlıyor. Giriş ve öne çıkan olayların başlıklar altında tasnif edildiği dokuz bölümden oluşuyor. Kitabın başından itibaren, her bölümün içinde ilerleyişin; tarih, olay sırasına göre 62 başlık halinde verilmesi, okuyucuyu sıkmıyor ve tarihi bir yolculuğa çıkarken anlaşılır kılıyor. Üslup son derece akıcı kaleme alınmış. Osmanlı arşivlerinden temin edilen sağlam kaynaklar dipnotlar olarak belirtilmiş, bu da doğru tarihi bilgilere ulaşmanın güven ve hazzını yaşatıyor. Çok ciddi araştırma ve emek neticesinde ortaya çıkan eser 435 sayfadan oluşuyor ve Yeditepe Yayınları tarafından basımı gerçekleştirilmiştir.
Orhan Sakin; Yozgat doğumlu; tarihçi-yazar. Konya Selçuk Üniversitesi Tarih Bölümünden mezun oldu. Marmara Üniversitesi’nde Ortaçağ Türk Tarihi dalında yüksek lisans yaptı. 1987 yılından beri Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde uzman ve idareci olarak çalışmakta olup; on yıldır çeşitli kurumlarda Osmanlı Türkçesi dersleri vermektedir.
Bugüne kadar arşiv kaynaklarına dayanarak araştırmacı ve tarih meraklısı okuyucularına; ‘’Osmanlı Vilayet Salnamelerinde Yozgat, Tarihsel Kaynaklarıyla İstanbul Depremleri, Eski Türklerde Bitkiler ve Bitki Kültürü, Yeniçeri Ocağı Tarihi ve Yasaları, Osmanlı Arşiv Belgeleri Okuma Kılavuzu, Ermeni İsyanı Günlüğü 1915, Osmanlı’da Etnik Yapı’’ gibi yirmiye yakın kıymetli eser hazırlamıştır.
Kıymetli yazarımızın emeklerine ve yüreğine sağlık derken, tarih meraklılarına iyi okumalar dileriz.


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!