RÖPORTAJLAR
  • Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
    Üstün İnanç: “Yakın geçmişimizde yaşanan bir dram beni romancı yaptı”
  • Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
    Yaşar Karayel: “Vakıflar bizim yitik malımız, yitiğimize sahip çıkmalıyız”
  • Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
    Mert Hakan: “Radyo iyi bir arkadaş, ondan vazgeçmeyin”
  • Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
    Mehmet Nuri Yardım: “Yazmak bir bakıma Kızıl Elma’ya doğru yürümektir”
  • Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
    Fatih Kılıçarslan: “Madde bağımlılığının bir arka planı var”
  • Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
    Hasan Basri Bilgin: “Abdülhamid Han büyük bir devrimcidir”
  • “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
    “Yazmak aşk işidir, muhabbeti az olana ağır gelir.”
  • Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
    Mehmet Nuri Yardım ile Röportaj
  • METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
    METİN ÖNAL MENGÜŞOĞLU İLE SÖYLEŞİ
  • HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI
    HATTAT AHMET KUTLUHAN RÖPORTAJI

SAHTE VE GERÇEK
Eklenme Tarihi: 26 Aralık 2016, Pazartesi 21:35 - Son Güncelleme: 26 Aralık 2016 Pazartesi, 21:35
Font1 Font2 Font3 Font4



SAHTE VE GERÇEK
Ahmet Kutluay Sahtedir çoğu hal… Aldatır, önce onun ile hâlleneni… Aldatıyorum zannı iyi gelir, aldanan cana… Ölüm ve zulüm, kendine değmez sanır. Göz yumduğu karanlığı, aydınlık diye yutturur, önce kendine… Çünkü kısırdır o bakışta, devran. O gönülde yer tutmaz mana-yı Sultan… Görmedin mi? Hitabını duymuş ancak işitmemiş, işitse de idrak etmemiştir. İdrak bir yüce dağdır. […]

untitled
Ahmet Kutluay
Sahtedir çoğu hal… Aldatır, önce onun ile hâlleneni… Aldatıyorum zannı iyi gelir, aldanan cana… Ölüm ve zulüm, kendine değmez sanır. Göz yumduğu karanlığı, aydınlık diye yutturur, önce kendine…
Çünkü kısırdır o bakışta, devran. O gönülde yer tutmaz mana-yı Sultan… Görmedin mi? Hitabını duymuş ancak işitmemiş, işitse de idrak etmemiştir. İdrak bir yüce dağdır. O dağın eteğine varamadan, bir derede boğulmuştur.
Sahtelik, en çok da “gerçek” ten dem vurandır. Gerçeğe ulaşmadan gerçeğin kıyısında dolaşıp durandır. Sahtelik gölgedir. Işık olmadan varlığından söz edilemezken, kendini ışıktan ayrı var sanandır. Âleme ışıksız ve ışksız bakıp kendini kandırandır. Perdeleri kaldırıyorum deyip, duvar üstüne duvar örendir. Sahtelik, varlığın darlığıdır.
Gerçek, sessizdir. Görünüşsüzdür. Harfsiz ve renksizdir. Bir derttir ki o, bin dermana değişilmeyen… İnsanı içten içe fetheden. Âlemi terk edip yalnız kendini keşfeden. Âlem içinde kendini yitirirken ansızın âlemi yutuveren…
Gerçeğe talip er, uslanmaz. Us alınca ve us olunca ortada bulunmaz. Sahtelik hükümran olmaya başlayınca, gizlenir. Sözler çoğaldıkça o sözsüzleşir. Sesler çoğaldıkça o sessizleşir. Sığlaştıkça potansiyel deryalar, o damlaya okyanus gizler.
Bu öyle bir hal alır ki, gerçek kelimesi dahi onu tariften uzak kalır. Sahte ise yalnız gülümsetir. Gölge oyununda senaristin niyetini bilen, perdesiz seyirciyi gülümsettiği gibi…
Sahte rüzgârla dalgalanan denizin köpüğüdür. Köpük söndükçe, deniz duruldukça biter ayrılıklar. Kendini bildikçe, söner-yiter gayrılıklar…
İkilik, sahte ve gerçek ayrımındadır bu yüzden. Madem sahte, olmayan ise… Ne diye olmayan bir şey için kendini paralıyorsun, yönelişini yanılışın kılıyorsun?
Gerçek, bilse de bilmese de yönelişe düşen, her yönelenin yöneldiğidir.
Kaçış ve kurtuluş, algıdadır yalnızca… Algın; fikrindeki kendilik salgındır. Hakikate dönüşürse algıladığın, sana doğru koşan ve kendinden kaçan kurtulur. Sanatı sanatçıdan ayırmazsın bu yüzden. Esersiz sanat felsefesi yapamazsın. Esere takılı kalınca da, gerçeğin aşkın düşüncesini bulamazsın içkinliğinde…
Kelimelere boyanırsın ancak, kelimeler sana yük… Sırtın yaralar içinde… Bak aya, gösteriyor mu hiç, yârini, yaresini, haresini…
Sahtelik kendi benliğine aşk duyandadır. Gerçek, kendinsiz kendiliğe ulaşandadır. Leyladır, aydınlanınca dünya, sendeki heva, Ademliğindeki demsiz dem, Havva…
Gözünü aç, ancak içine doğru… Dışardaki ahenk, içinde renk bulur. Sende özgürleşir âlem… Renksizce kucakla renkleri… Gözünü görsün gözün, aynalar seni yanıltmasın…
“Bu budur” hükmü geçersizdir o yüzden. Çünkü “bu” içkindir. “Budur” ise dışarda kalan paspas. Yok yok. Evet çoktan pas dedim bu oyuna. Oynamaya devam etseydim her yanımı saracaktı pas. Oksijene tutununca demirim. Özgürleşince havada, kendim…
Şimdi bana zıtlıkların zıtlıklarını ispat edemezsin. Kendim dersin, seni sende sana gizleyeni bu sözlerle ve bu gözlerle bilemezsin.
 
 


Bu haberlerde ilginizi çekebilir!